Bilim

  • Beyindeki Hayaletler

    Yazar: Sandra Blakeslee, V. S. Ramachandran
    Çevirmen: Levent Öztürk

    İnsan Zihninin Gizemlerine Doğru

    İki yüzyıldır süren araştırmalara rağmen, Yüzleri nasıl tanırız? Niçin ağlarız? Neden güleriz? Neden rüya görürüz? Neden müzik ve sanattan zevk alırız? gibi insan zihni konusundaki en temel sorulara cevap veremiyoruz. Çok daha büyük bir soru olan “Bilinç nedir?”in de hâlâ bir yanıtı yok. Ne var ki yeni deneysel yaklaşımlar ve görüntüleme tekniklerinin gelişimiyle birlikte insan beynine dair anlayışımız da yavaş yavaş değişmekte.

    Sinirbilimin Sherlock Holmes’u V. S. Ramachandran’ın bu kitabı, birçok nöroloji hastasının gerçek yaşam öykülerinden oluşuyor. Ramachandran; hayalet uzuvlar, beden imgesi ve benliğin aldatıcı doğasına dair bulgularından bahsettiği bu kitabının her bölümünde okuru şaşırtıyor, ve birbirinden ilginç vakalar üzerinden insan doğası ve zihninin bizden sakladığı bazı yönlerini aydınlatıyor.

    Omzunun üzerinden arkaya bakıp da kökeni hakkında sorular soran, bu kılsız ve çocuksu primatta kesinlikle tuhaf bir şey var. Daha da tuhafı, beynin başka beyinlerin nasıl çalıştığını keşfetmesi değil yalnızca, aynı zamanda kendi varlığıyla ilgili sorular da sormasıdır: Ben kimim? Ölümden sonra ne oluyor? Zihnimin kökeni beynimdeki sinir hücreleri mi? Eğer böyleyse, özgür iradenin amacı ne? İşte nörolojiyi büyüleyici yapan, bu soruların –beyin adeta kendini anlamak için mücadele etmektedir– özgün ve kendini yineleyen niteliğidir.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Cebirin Temel Teoremi İçin Dört İspat

    Yazar: Carl Friedrich Gauss
    Çevirmen: Gülnihal Yücel

     

    Matematikçilerin prensi ve “antik çağlardan beri yaşamış en büyük matematikçi” olarak anılan Carl Friedrich Gauss’un sayılar teorisi, analiz, diferansiyel geometri, jeodezi, manyetizma, astronomi ve optik alanlarında önemli bilimsel katkıları vardır. Bu kitap, okurların Gauss’u doğrudan tanımalarına, gelişimini görmelerine, Gauss hakkında konuşulanların değil, Gauss’un kendisinin ve yapıtlarının duyulmasına olanak sağlamaktadır.

    Gauss, 1799’da bitirdiği doktora tezinde cebirin temel teoreminin bir kanıtını sundu. Bu çok önemli teorem, karmaşık sayılar üzerine tanımlanmış her polinomun en az bir kökü olduğunu söyler. Gauss’tan önce pek çok matematikçi bu teoremi kanıtlamayı denemiş, ama hiçbir kanıt genel kabul görmemişti. Gauss’un kanıtına da, o zamanlar henüz kanıtlanmamış olan Jordan eğri teoremini kullandığı için itiraz edildi. Bu itirazlar üzerine Gauss, hayatı boyunca üç değişik kanıt daha sunacak, 1849’daki son kanıtı tüm matematikçilerden kabul görecekti. Gauss bu kanıtlar üzerinde çalışırken, karmaşık sayılar kavramının olgunlaşmasına çok büyük katkıda bulundu.

    Gülnihal Yücel, (1968-2013) Ankara’da doğdu. 1987 yılında Alman Lisesi’nden mezun oldu. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü’nde, yüksek lisans eğitimini ise Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü’nde tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Daha önce Carl Friedrich Gauss’un Eğri Yüzeylere Dair Genel Araştırmalar (Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, 2012) isimli eserini Türkçeye kazandırmıştı.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Prizma ve Sarkaç

    Yazar: Robert P. Crease
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Bilimde En Güzel On Deney

    İş başındaki bilimciler, laboratuvarda yapılan deneylerin nasıl zahmetli bir mesai anlamına geldiğini bilirler. Bilimciler zamanlarının çoğunu ayar yapmakla, tasarlamakla, pürüzleri gidermekle, sıradan sorunları çözmekle, para ve destek bulmak için rica minnet etmekle geçer. Bilim, çoğunlukla, yapabildiklerimizin ya da bildiklerimizin üstüne yavaş yavaş eklemeler yapmaktan ibarettir. Fakat ara sıra, öngörülemez biçimde ama kaçınılmaz olarak öyle bir hadise gerçekleşir ki, yeni bir içgörü billurlaşır ya da dünyayı algılama biçimimiz yeni bir hal alır. Bizi kafa karışıklığının hükmettiği durumdan çekip çıkarır, ilave bir soruya yer bırakmaksızın, doğrudan, neyin önemli olduğunu gösterir ve doğayla ilgili fikirlerimizi dönüştürür. Bilimciler bu gibi anlara “güzel” deme eğilimindedir.

    Bir deneyin güzelliği unsurlarını nasıl dile getirdiğinde saklıdır. Eğer güzel bir deney birtakım sorular doğuruyorsa, bu sorular deneyin kendisinden ziyade dünyayla ilgilidir.

    Elinizdeki kitabı, özel bir galeri sayabilirsiniz. Bu galeride, her biri özgün tasarıma, ayrı malzemelere ve benzersiz cazibeye sahip, nadir bulunan güzellikte parçalar var. Bu deneyler zaman sırasına göre dizildi. Bu yaklaşım, bilimin neredeyse 2500 yıllık yolculuğunun enginliğine dair güçlü bir his uyandırıyor. Bu liste bizi, dünyanın temel nitelikleri hakkında kaba tahminler elde etmenin bilimin acil meseleleri olduğu bir devirden alıp, bilimcilerin atomun ve bileşen parçacıklarının özelliklerine dair hassas ölçümler yapmaya başladığı bir çağa götürüyor. Güneş saati ve eğik düzlemler gibi ev yapımı basit aletlerin devrinden, ileri aygıtların kullanıldığı bir devre götürüyor. Bilimcilerin genellikle tek başlarına çalıştığı bir devirden, çoğunlukla yüzlerce kişiden oluşan ekiplerle çalıştıkları günümüze getiriyor. Alanın en ilginç simalarından bazılarının kişiliklerine ve yaratıcı düşünce tarzlarına göz atmamızı sağlıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Kuarklar

    Yazar: Yoichiro Nambu
    Çevirmen: Zülal Kılıç

    Temel Parçacık Fiziğinin Sınırları

    Temel parçacık fiziğinin amacı, maddenin temel yapısını ve bu nesnelere egemen olan yasaları bulmaktır. Bu kitapta, geçen elli yıl içinde fizikçilerin parçacık fiziğini nasıl geliştirdikleri ayrıntılı ve bütünsel bir şekilde açıklanıyor. Ayrıca bu bilim dalı, eskiden birbiriyle ilişkisiz sanılan çeşitli doğa kuvvetlerini birleştirme imkânı olduğunu da keşfetti. Bugün artık en büyük nesne olan evrenin tarihi, düşünülebilir en küçük ölçeğin sorunlarıyla iç içe geçmiştir. Birleşik alan kuramlarının sağladıkları ilerlemeye karşın daha yanıtlanmamış pek çok soru bulunmaktadır. Geçmiş deneylerimize bakacak olursak doğa zaman zaman bize kendisinin beklentilerimizden daha zengin ve daha karmaşık olduğunu göstermiştir. Bu nedenle gelecek büyük olasılıkla sürprizlerle dolu olacaktır. Ancak, Y. Nambu’ya göre bizi gerçekten şaşırtacak şey belki de doğa sırlarının birbiri ardına ışığa çıkartılmasıdır. Maddenin bir parçasını oluşturan bizlerin, evrenin doğuşundan on milyar yıl sonra, bir an sayılabilecek bir zaman süresinde, evreni yöneten yasaları bulmaya, onun tarihini öğrenmeye ve aynı zamanda maddenin kendisinin sonlu bir ömre sahip geçici bir varlık olduğunu kavramaya başladığımızı düşünmek, esrarlı bir deneyimdir.

  • Antimadde

    Yazar: Frank Close
    Çevirmen: Zeynep Alpar

     

    Antimadde, maddenin tuhaf, altüst olmuş gölgesidir; bir şeyin tıpatıp aynı olan eşi, aynadaki aksi gibi sol, sağ olur, pozitif negatife döner. Döküm alındığında geride kalan kalıp gibi, madde ve antimadde gerçekliğin yin ve yang’ıdır. Herhangi bir cisim, antimadde ikiziyle karşılaşacak olsa, bunların birbirini tamamlayan özellikleri bir ölüm dansı içinde birbirini yok ederdi.

    Bu kitap size bilim tarihinin en ilgi uyandırıcı konularından birisi olan antimaddenin hikâyesini anlatacak. Antimadde nedir, nasıl keşfedildi, onu nasıl üretebiliriz ve bize ne gibi imkânlar sunup ne tür tehditler oluşturur? Kitap, uzay maceralarının yakıtı ve silah olarak antimadde hakkındaki spekülatif iddialara ilişkin gerçekleri de ortaya koyuyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Gen Çeviktir

    Yazar: Matt Ridley
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Doğuştan Gelen Özellikler mi Çevresel Etkenler mi?

    Genlerle ilgili son keşiflere dayanan başarılı bilim yazarı Matt Ridley, insan davranışlarının kökenine eğildiği bu özenli kitabında dikkatini doğa-yetiştirme tartışmasına çeviriyor.

    Doğa ve yetiştirme partizanları arasındaki yüzyıl savaşını naklediyor Ridley, böylelikle insanoğlu dediğimiz çelişkilerle yoğrulmuş bu varlığın aynı anda nasıl hem özgür irade sahibi hem de içgüdüler ile kültürün etkisi altında olduğunu açıklıyor. İnsan genomunun şifresinin çözülmesiyle artık biliyoruz ki genler beynin yapısını kabaca belirlemekle kalmıyor, ayrıca deneyimlere yanıt verebiliyor, sosyal tepkiler meydana getirebiliyor, hatta bellek oluşturabiliyorlar. Genler, iradenin hem sonucu hem de sebebidir.

     

    New York TIMES

    Ridley bilim yazarı olarak çok yetenekli. En zorlu tartışmaları zekice benzetmelerle aydınlatmasını biliyor.

     

    Los Angeles TIMES

    Ridley’in değindiği mesele için duyduğu heyecan okuyucuya bulaşıyor… Gösterişli, esprili, mizah anlayışına sahip bir tarzla yazıyor. Karışık meseleleri sıradan okuyucuya rahatlıkla anlatıyor.

     

    STEVEN PINKER

    Kitap, kavrayış gücüyle, bilgelikle, şık bir tarzla yazılmış… Bizi biz yapan şeyin ne olduğuyla ilgili son keşifleri açık bir dille anlatıyor, konu ne olmak istediğimiz şeye gelince de bu keşifleri nasıl değerlendirmemiz gerektiğini söylüyor bize.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Türkiye’nin Bilim (Akademisi) Sınavı

    ,
    Yazar: Engin Bermek

     

    Dünyadaki ilk örneklerinden yaklaşık 400 yıl sonra, 1994’te kurulan Türkiye Bilimler Akademisi, evrensel akademik değerler, ilkeler doğrultusunda şekillenmiş bir kurum yaratmayı hedefleyen bilim insanlarını bir araya getiren önemli bir girişimdir. 2000’de Akademi’nin başkanlığına seçilen Engin Bermek, sekiz yıllık görev süresini merkeze alan çalışmasında Türkiye’de ve dünyada bilim dünyasının girdiği yeni döneme, ortaya çıkan arayışlara ve düşünce akımlarına ışık tutuyor. Dönemine ilişkin özeleştirel değerlendirmeleri, Akademi benzeri bilim kurumlarının yapılanmasında, izleyeceği politikalarda ve etkinliklerinde yol gösterici nitelikte.

    Bermek, Akademi’nin kuruluş aşamasından başlayarak, kendi döneminde yürüttüğü faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgi verirken, evrim konusunda aldıkları tepkilerden, evine düzenlenen bombalı saldırıdan ve Akademi çevresinde yaşanan belli başlı çatışmalardan bahsettiği bölümlerde dönemin genel atmosferini de çarpıcı bir biçimde yansıtıyor.

    Öznel görüşleri ile kurumun faaliyetlerini dengeli bir biçimde ele alan Engin Bermek, bugün artık özerkliğini yitirmiş olan Akademi’nin 18 yıllık tarihini, yaptığı gözlemlerden ve dünya akademilerinin temsilcileriyle yaşadığı deneyimlerden yararlanarak sunuyor. Türkiye’nin Bilim (Akademisi) Sınavı, siyasal erk ile bilim arasındaki ikiliğin bilimsel yapılara verdiği zararı, günümüzde kurumların içinde bulunduğu durumun toplumun geldiği noktayı yansıttığını apaçık ortaya koyuyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Cehalet

    Yazar: Stuart Firestein
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Bilimi İleri Taşıyan Güç

    Aslında hepimiz bilimciyiz. Çevremizi anlamaya, çoğu kere eksik ya da mantıksız görünen verilerden anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Sınırlı duyu organlarımızla topladığımız bilgiler sayesinde, bu karmaşık dünyanın şifresini çözmek için çabalıyoruz. Ara sıra “deneyler” yapıyor, dünyaya dair kuramımıza uyup uymadığına bakıyoruz. Fakat şunu kabul etmeliyiz: Çoğunlukla karanlıkta tökezleyerek ilerliyoruz. Gerçekliğe şurasından burasından göz attıkça, içinde yaşadığımız karanlığın derinliğini, cehaletimizin büyüklüğünü daha iyi anlıyoruz. Ama bu durumdan niye keyif almayalım ki, diye soruyor Stuart Firestein; zira bilim, olgular ve kurallardan ibaret değildir; bilim karanlık odalarda siyah kediler aramaktır. Bilim cehaletten itici güç olarak faydalanır; bize sorularla düşünmeyi, cehaleti yönetmeyi öğretir.

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Genom

    Yazar: Matt Ridley
    Çevirmen: Mehmet Doğan, Nıvart Taşçı

    Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi

    Francis Crick, 28 Şubat 1953’te DNA’nın yapısını çözdüğünde şöyle demişti: “Hayatın sırrını keşfettik.” Ancak bu sırrın ne olduğunu anlamamız uzun bir süre daha alacak, yüzyılımızın en önemli bilim dallarından birisi genetik olacaktı.

    İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda “genetikçe” yazılmış bu “yazılar” aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otobiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz, doğamız ve zihnimiz hakkında çarpıcı bilgiler veren yazar Matt Ridley, yepyeni soruların ve yepyeni cevapların eşiğinde bir kuşak oluşumuza dikkat çekiyor.

    Genetik mirasımız kaderimiz mi? Yoksa genetik determinizm bir mitten mi ibaret? Bir katilin işlediği cinayetin sorumluluğu ailesindeki genlere yüklenebilir mi? Yoksa işimize gelmediğinde özgür irade sahibi olmaktan vazgeçmeye hemen hazır bir tür müyüz? Gen tedavisinden mucizeler beklememiz ne kadar gerçekçi?

    Genom’da merak ettiğiniz bu ve benzeri pek çok soruya yanıt bulacaksınız. Genom’u okudukça şempanzelerle genetik benzerliğimizin %98 olması en azından bazılarımızın onuruna daha az dokunacak gibi görünüyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Ben Maymun muyum?

    Yazar: Francisco J. Ayala
    Çevirmen: Ferik Burak Aydar

    Evrim Hakkında Altı Büyük Soru

    Öne sürülen çok sayıda karşıt görüşe rağmen, “evrim”in en temel bilimsel kuramlardan biri olduğu yadsınamaz. Organizmaların evrimine dair ikna edici kanıtlar sunan Darwin, organizmaların “tasarım”ını açıklayan süreci de keşfetmişti: doğal seçilim.

    Evrim kuramı, neden bu kadar farklı türde organizma olduğunu bilimsel olarak açıklar ve bu organizmalar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyar. Evrim kuramı, insanların yeryüzünde nasıl ortaya çıktığını ve diğer canlılarla olan biyolojik bağlarını gösterir. Sürekli evrilen bakterileri, virüsleri ve diğer patojenleri anlamamızı ve bunların sebep olduğu hastalıklara karşı etkin koruma yollarının geliştirilmesini sağlar. Tarım, tıp ve biyo-teknolojideki ilerlemeler, evrim bilgisiyle mümkün olabilmiştir.

    Bütün kanıtlara karşın, pek çok insan evrim kuramının tartışmalı olduğunu düşünüyor. Önemli bir genetikçi ve evrimci olan Francisco J. Ayala, insanlar da dahil bütün organizmaların kendilerinden çok farklı atalardan evrildiği olgusunu altı temel soruya verdiği yanıtla ortaya koyuyor: Ben Maymun muyum? Evrim neden bir kuramdır? DNA nedir? Bütün bilimciler evrimi kabul ediyor mu? Yaşam nasıl başladı? Hem evrime hem de tanrıya inanmak mümkün müdür?

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Açık Bilim

    Yazar: Adam Bly
    Çevirmen: Nıvart Taşçı

    Ahlakın Temelleri, Hakikatin Doğası, Bilginin Sınırları

    Bilim artık uygar dünyanın temel itici gücü durumuna gelmiştir. Bugün bilim; toplumsal, siyasal, ekonomik, estetik ve fikrî alanları geçmişe nazaran çok daha fazla dönüştürmektedir. Son on yıl içinde, insan genomu ve kozmik mikrodalga arka planı haritalandırıldı. Karanlık enerjinin varlığı doğrulandı, evrenin genişlediği anlaşıldı ve yaşı belirlendi. Mars üzerindeki okyanuslara dair bulgulara eriştik ve ilk defa başka bir gezegenin, Satürn’ün ayına indik. Büyük Patlamayı taklit edebilecek bir makine inşa ettik ve daha önce insanlık tarihinde elde edilmiş tüm verilerden daha fazla veriye ulaştık. Bilim, kimiz ve nereden geliyoruz sorularına dair anlayışımızı yeniden biçimlendiriyor; değerler sistemimizi, dünyaya ve birbirimize bakışımızı modernleştiriyor. Bugün bilim, uygarlığımızın değişiminde başat ve evrensel fail durumuna gelmiştir.

    Artık dünyaya yeni bir gözle bakmamız lazım. Şu kanaati perçinlemeliyiz: Bilgi iyidir, daha fazla bilgi daha da iyidir. Tıpkı on beşinci ve on altıncı yüzyıl Rönesansındaki gibi, geleceğimizi şekillendirecek unsur; bilgi toplama, sentezleme ve topluma uygulama yöntemlerimizdeki devrimlerdir. Bir kez daha bilim, bizim için ürünlerinden, yani ilaçlardan ve teknolojilerden daha fazlası anlamına gelecek; bilim, yönetilmesi gereken bir şey olmanın ötesine geçip, yönetmenin ve düşünmenin yöntemi olacak. Açık Bilim, bilimsel devrimin ön saflarında dolaşan fizikçilerin, yazarların, tasarımcıların, mimarların, genetikçilerin fikirlerini sohbetlerle aktarıyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Bilime Sevdalanmak

    Yazar: Sherry Turkle
    Çevirmen: Zehra Cunillera

    Akılda Kalan Nesneler

    Sekiz yaşındaki bir kız çocuğu halının üstüne oturmuş, oyuncak midillisinin kuyruğunu örmekte. Kendini işine öyle kaptırmış ki dünya yıkılsa duyacak gibi değil. Midillinin parlak plastik saçları uzun ve sağlam. Çocuk onunla saatlerce oynuyor. Önce kuyruğu üç parçaya ayırıp örmekle işe başlıyor. Ardından örgüyü çözüp kuyruğu bu kez dokuz parçaya bölüyor. Sonra bu dokuz parçayı üçlü guruplara ayırıp tekrar örüyor ve üç ayrı örgü elde ediyor. Daha sonra bu üç örgüyü tek bir örgüyle birleştiriyor. Bu örgüyü de çözen kız şimdi yirmi yedi parça ile başlayıp önce onları dokuz örgü, sonra üç, sonra da tek örgü haline getiriyor. Küçük kız bir yandan küçük midillisiyle böyle oynarken bir yandan da farkında olmadan rakamlar üzerine düşünüyor.

    Bu kız çocuğu, yıllar sonra bu kitabı hazırlayan yazarın öğrencisi olduğu MIT’den mezun oluyor. Bilgisayar Bilimleri’nde doktora yapıyor ve öğretim üyesi oluyor…

    Bu kitapta daha pek çok bilimcinin hikâyesini bulacaksınız. Tüm bu hikâyelerde anlatılanlar nesnelerin bilim aşkının gelişmesindeki önemine tanıklık ediyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Çubukların Mukavemeti

    Yazar: Erdem Canbay, Hilmi Luş, S. Tanvir Wasti, Uğur Ersoy

    Temel Konular

    Uzun bir geçmişi olan katı cisimler mekaniği, Türkçedeki yaygın ismiyle mukavemet, birçok mühendislik dalı için vazgeçilmez öneme sahip temel bir konudur. Mukavemetin hem geniş kapsamlı oluşu hem de yeni malzeme, kuram ve çözüm teknikleriyle daha da genişlemeye devam etmesi yüzünden tek bir kitapta ele alınması mümkün değildir. Öte yandan mühendislik eğitiminde, klasik malzemelerden üretilmiş ve uygulamada sıklıkla kullanılan yapı elemanlarıyla ilgili temel bilgilerin ele alınması, genellikle lisans eğitimi sırasında gerçekleşir. Çubukların Mukavemeti böyle bir temel eğitimde yer alması beklenebilecek konu başlıklarını içermektedir. Kuşkusuz hakkında birçok dilde çok sayıda kitap yazılmış bir alanla ilgili tümüyle yeni birşeyler söylemek zor olsa da, gerek eldeki bilgilerin derlenip düzenlenmesi ve aktarılması sırasında gözetilen ayrıntılar gerekse paylaşılan kişisel deneyimler okuyucuya farklı bakış açıları kazandıracaktır. Bu kitapta, yazarlarının Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde edindikleri deneyimlerine dayanarak yaptıkları ortak çalışmayla, iki esas amaç gözetilmiştir. Bunlardan ilki, konuların daha en başından uygulama deneyimleriyle aktarılması, uygulamalardan esinlenilmiş çok sayıda örnek barındırması ve konunun yalnız matematiğine değil aynı zamanda, hatta daha fazlasıyla, fiziğine vurgu yapılmasıdır. İkinci amaç ise yazarlarının çok önem verdiği Türkçe bilim dilinin yerleşmesi ve gelişmesine katkı sağlamaktır.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Âdem’in Dili

    ,
    Yazar: Derek Bickerton
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    İnsan Lisanı Nasıl Yarattı, Lisan İnsanı Nasıl Yarattı

    Derek Bickerton, bugün sahip olduğumuz haliyle bir lisan yaratmak için biyolojinin ve kültürün nasıl bir etkileşim içine girmiş olabileceğini araştıran az sayıdaki kişiden birisidir. Bickerton “Sanırım bazı insanlar, gitgide zekâları artan atalarımızın bir gün uyanıp, o küçük zeki kafalarıyla lisanı doğaçlama icat ettiklerini düşünüyor hâlâ” diyor. Bickerton’a göre lisan evrimsel bir adaptasyondur, zira öyle olmak zorundadır; tıpkı dik yürümek, vücut kıllarının dökülmesi ya da kavrayıcı başparmaklar gibi. Fakat tam olarak ne tür bir evrim söz konusudur? İşte bu kitap bu soruya yanıt arıyor.

    Başta insan olmak üzere pek çok türün, ellerinden geldiği ölçüde çevre şartlarını kendi gereksinimlerine uydurduğu artık bilinen bir gerçek. Dil yetisi de, niş inşasının, yani çevresel şartları kendi gereksinimlerimize uydurmamızın bir parçası. Bickerton’a göre lisan, özgül bir nişten doğmuş ve gitgide daha incelikli nişler kurmamızı mümkün kılmıştır.

    En son araştırmalar göstermektedir ki atalarımız başlangıçta, büyük hayvanların leşleriyle besleniyordu ve öteki leşçillerle vahşi bir rekabete girişmişti. Bickerton’a göre bu rekabette başarıyı, ancak yeterli sayıda adam toplayarak yakalamış olmaları makul bir çıkarımdır. Bunu yapmanın tek yolu vardı; karıncaların ve arılarınki gibi bir hayvan iletişim sisteminin ötesine geçmek.

    O halde yaklaşık iki milyon yıl geriye gidelim ve nelerin gerçekleşmiş olabileceğine bir bakalım.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Eğri Yüzeylere Dair Genel Araştırmalar

    Yazar: Carl Friedrich Gauss
    Çevirmen: Gülnihal Yücel

     

    Yüzeyler teorisinin doğuşunu, yeryüzü ölçümlerine (jeodezi) borçluyuz. Ticari, mali, idari, askeri nedenlerden ötürü, 18. yüzyılda önemli ölçümler yapılmış, jeodezi gelişmiş, teorik bir yapı üzerine inşa edilebilecek olgunluğa erişmişti. Gauss, 9 Ekim 1825 tarihinde Heinrich Wilhelm Matthias Olbers’e gönderdiği mektubunda yüksek jeodezinin küçük bir bölümünü, yani eğri yüzeylerle ilgili bölümünü yazmaya başladığını anlatır. Olbers’e bahsettiği bölüm, “Neue allgemeine Untersuchungen über die krummen Flächen” adını verdiği ve Disquisitiones’in taslağı olan Almanca bir yazıdır. Allgemeine Untersuchungen’da Gauss yüzeyin eğik düzlemlerle kesişimini inceler ve Meusnier Teoremini ispat eder; ön hazırlıklardan hemen sonra da en kısa çizgiler hakkında araştırmalarına başlar. Disquisitiones’de ise Meusnier Teoremi yoktur ve en kısa çizgiler, yay uzunluğu bahsinden sonra ele alınmıştır.

    Disquisitiones’in asıl konusu yüzeylerin genel teorisidir ve Gauss’un bu teoriyi kurması uzun zaman almış ve amacına yorucu uğraşlardan sonra erişebilmiştir. Disquisitiones 1 Mart 1827’de hazır olmuş ise de Göttingen Bilimler Cemiyeti’ne sunulması 8 Ekim 1827’ye kadar gecikmiş, yayımlanması ise 1828’i bulmuştur. Disquisitiones sadece yüzey teorisiyle ilgili olmayıp, matematiğin başka dallarına da etki yapmış bir eserdir. Gauss’un bir matematikçi olarak büyüklüğünü gösteren Disquisitiones, kuadratik diferansiyel formlar hakkında yapılmış ilk çalışmadır. Elinizdeki kitap, Gauss’un “Disquisitiones Circa Superficies Curvas” (1827) ve “Neue allgemeine Untersuchungen über die krummen Flächen” (1825) adlı makalelerini bir araya getirmektedir.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL