Osmanlı

  • Rakstan Oyuna

    Yazar: Arzu Öztürkmen

    Türkiye'de Dansın Modern Halleri

    Osmanlı döneminden bugüne kadar dansla kurduğumuz ilişki, dansa yüklediğimiz anlamlar ve dans etrafında kurduğumuz söylemlerde tarihsel olarak önemli kırılma noktaları oldu. Cumhuriyet dönemi boyunca oynamak kırsal alanın veya kentleşmemiş bir nüfusun geleneksel eğlenme biçiminin hareket alanını temsil ederken, dans olarak nitelendirilen faaliyetlerden genellikle Cumhuriyetin modernleşme sürecinde icra edilen şehirli, Batılı kültürel formlar anlaşıldı. Rakstan Oyuna, bu bağlamda Arzu Öztürkmen'in son otuz yıldır sürdürdüğü dans araştırmaları çerçevesinde kaleme aldığı yazıların derlemesinden oluşuyor. Bu yazılar hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemindeki dans icralarını tarihsel bağlamları içinde ele alıyor. Kitap, bir yandan 16.-18. yüzyıl arası Osmanlı şenlikleri ve 19. yüzyılda Jön Türk döneminin bedenselliğe ve modernleşmeye olan merakı, ve Cumhuriyet dönemi içinde halk oyunlarına olan ilgi çerçevesinde gelişen yeni hareket sistemlerine odaklanıyor. Osmanlı şenlik minyatürleri her türlü gösterinin yer aldığı festival ortamlarının neredeyse etnografik bir tasvirini verirken, halk oyunlarının kendi küçük yerelliklerinden Ankara Halkevi bayramlarına taşınırken sahne düzenine, ve adına 'folklor oynamak' denen yeni bir hareket sistemine doğru geçiş yapıyorlardı. Rakstan Oyuna, bu bağlamda, biraz da dansın Türkiye'deki eğlence kültürüyle olan yakın alakasını da ortaya koymaya çalışmaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • İmparatorluğun Bedeli

    Yazar: Nadir Özbek

    Osmanlı’da Vergi, Siyaset ve Toplumsal Adalet (1839-1908)

    19. yüzyılın başında dağılma tehlikesiyle karşı karşıya olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı mali krizin temel nedeni, taşrada toplanan vergilerin önemli bir bölümünün aracıların elinde kalmasıydı. Reform adımlarıyla artırılan vergi geliri sayesinde İmparatorluk Birinci Dünya Savaşı’na kadar ayakta tutuldu. Bu nedenle, 19. yüzyılda Osmanlı merkezî yönetiminin vergi gelirlerini nasıl artırabildiği sorusu önem taşıyor.

    Çalışmasında bu soruya yanıt arayan Nadir Özbek, reformların ve mali merkezileşme sürecinin merkezî hazineye giren vergi gelirlerini nasıl artırdığını gösterirken, bu sürecin toplumsal ve siyasal bedelinin de bir hayli ağır olduğunu gözler önüne seriyor. Halk üzerindeki baskının artmasının siyasi rejimin meşruiyetini sorgulattığını, vergi rejiminin eşitlik ve adaletten uzak olmasının İmparatorluğun birçok bölgesindeki milliyetçi hareketlere ivme kazandığını vurgulayan çalışma, önce Rumeli’de, sonra Doğu Anadolu’da patlak veren Sırp, Yunan, Bulgar ve Ermeni sorunlarının ardında vergi meselesinin de olduğunu ortaya koyuyor.

    19. yüzyıl Osmanlı toplumunda bölüşüm ilişkileri, vergi adaleti, siyasal ve toplumsal meşruiyet, vergi tahsil kurumu ve pratikleri, iltizam sisteminin dönüşümü, vergi tahsilatının askerî niteliği, baskı ve şiddet boyutu gibi konuları ele alan İmparatorluğun Bedeli, modernleşme olarak tanımlanan reformların, Osmanlı toplumunu oluşturan halklara nasıl bir bedel ödettiğini, gündelik hayatın somutluğu içinde inceliyor.

     

    Şevket Pamuk

    Osmanlı’nın son döneminin can alıcı konularından birini büyük ustalıkla ele alan Özbek’in çalışması hem tarih meraklıları hem de profesyonel tarihçiler için önemli ve okunması gereken bir eser.

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Enîn

    Yazar: Fatma Aliye
    Çeviren ve Hazırlayan: Tülay Gençtürk Demircioğlu

     

    Kurgusal ve düşünsel çalışmalarıyla kadının toplum içinde algılanışını sorgulayan, eğitimin önemine vurgu yapan ve ileri medeniyet seviyesine ulaşabilmek için hem Doğu hem de Batı düşüncesinden yararlanmak gerektiğini düşünen Fatma Aliye Hanım, Osmanlı’da kadın sorununu açıkça dile getiren ilk isimlerden biri olmuştur. Modern Türk edebiyatının ilk kadın yazarlarından olan Fatma Aliye Hanım, Enîn adlı eserinde de benzer konuları tartışmaya açar. Kalabalık bir karakter kadrosuna sahip romanda aşk, sevgi ve evlilik temaları hem kadın hem de erkek karakterlerin bakış açısıyla değerlendirilir. Bir konakta geçen hikâye, kendi ayakları üzerinde duran ve evlilik arifesinde aldatılan Sabahat ile tüm meziyetlerine rağmen ailesinin baskısı sebebiyle kısıtlanan ve istemediği bir adamla evlendirilen Fehame çevresinde gelişir. Yazar, pek çok yan karakter ve hikâye ile birlikte evlilikte sadakat ve uyum, görücü usulü ile evliliğin sakıncaları ekonomik farklılıkların ortaya koyduğu engeller gibi konuları işler.

    Kitabın elinizdeki baskısı üç bölümden oluşmaktadır: diliçi çeviri, çevriyazı metin ve karşılaştırma için Arap harfli kaynak metin.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Constantinople

    Yazar: Edwin A. Grosvenor

     

    The book is organized chronologically, by political history, and then by theme; a great deal of space is devoted to archaeological history, art history, and architecture. Also discusses the physical nature of the city: how the art, the growth of the streets, and the politics all affected the city's appearance today. The history, mythology, art, and décor of significant mosques in the city are included. Contains about 600 pages of analysis, with a great number of photographs and illustrations. Constantinople was “the most important treatise . . . that has yet appeared in English,” wrote a reviewer in the Springfield Republican. “One of the books of the year.” The New York Times said that Grosvenor was “uniquely suited to the task.” This special edition of the book comprises two volumes, separately published in 1900 and 1895.

     

    Türkçe tanıtım:

    Yazar ve tarihçi Edwin A. Grosvenor’un siyasi tarih doğrultusunda kronolojik olarak olayları sıraladığı Constantinople; İstanbul’un arkeolojik, sanat ve mimari tarihini içeriyor. Kitap ayrıca şehrin fiziksel yapısını, caddelerini, meydanlarını, semtlerini ele alıyor. Şehrin başlıca camilerinin dekoru üzerinden tarih, mitoloji ve sanatın da konu edildiği 600 sayfalık kitap çok sayıda fotoğraf ve illüstrasyon da içeriyor. İlk kez yayımlandığı 1895 yılında eleştirmenler tarafından “Yılın en önemli kitabı” olarak değerlendirilen Constantinople ilk baskısından yaklaşık 120 yıl sonra tek cilt olarak orijinal dilinde özel bir baskıyla yeniden okur karşısında.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Spiritus Roberti

    Yazar: Orlin Sabev

    Shaping New Minds and Robert College in Late Ottoman Society (1863-1923)

    This book is dedicated to Robert College’s 150th anniversary. Being founded by American missionaries in Constantinople in 1863, the college kept its vitality due to its ability to adjust the sound theory of education introduced by its founders and instructors to the changing social and political context, as well as its alumni who distinguished themselves as professionals and leaders, but above all as characters. The book approaches the Ottoman period of Robert College’s sesquicentennial history by focusing on certain hitherto neglected topics and issues related to its nature and educational ideals, as well as to its student body, and by exploring the college’s archives, dispersed in Turkey and the United States, the government archives of Ottoman and early republican period, and other vernacular archives. The book moves the object of research from the subjects who were responsible for the foundation, function and development of the college toward the object of their educational activity: the students. To this aim the book is focused on the student body and space is provided for the voice of students as preserved in their recollections.

    The book delineates the specific place and role of the college in the field of Ottoman education by promoting Protestant ideals through liberal education. On paper the college was an independent institution that was not aimed at proselytizing the local peoples but in reality the religious character of the college was indisputable. The so-called “secular Protestantism” affected the whole concept of education practiced at the college and it affected more or less the students’ mindset. The college put emphasis on the formation of strong characters in its students so as to make them able to take responsibility for their own life and development. It was achieved, not only nor even mainly through the course of studies in a wide variety of fields, but also through the all-round atmosphere in the college and especially the personal relationship between the students and their instructor. On the basis of statistics drawn from various relevant sources, the book traces out the dynamics in student enrollment and outlines those periods in the college’s history in which certain nationalities were prevalent, not only in terms of physical presence but also in terms of influence in the student body. The book defines subsequent “national” periods, specifically “Bulgarian”, “Armenian”, “Greek”, and “Turkish” periods, paying special attention to the relations between the nationalities represented in Robert College’s student body. The book provides also prosopographical research of the Bulgarian and Turkish students, based on data collected from the catalogues of students, preserved in the college archives.

    The book combines various approaches characteristic of different fields and thus is a multidisciplinary study of Robert College’s Ottoman past. Being focused on certain issues related to the nature and educational ideals of the college in close relation with its student body, the book reveals previously unexplored or partly and insufficiently studied aspects that have much to do with disciplines and sub-disciplines such as social history, history of religion, history of education, cultural studies, and political studies.

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • İstanbul Haneleri

    Yazar: Alan Duben, Cem Behar
    Çevirmen: Nuray Mert

    Evlilik, Aile ve Doğurganlık 1880-1940

    Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İstanbul, birçok Batı Avrupa toplumunun 20. yüzyıl öncesindeki demografik özelliklerine sahipti. Doğurganlık oranı kırsal kesimin üçte biri, evlenme yaşı kırsal kesimden yaklaşık on yıl geçti. 1920’lere kadar İslam imparatorluğunun başkenti olan bir şehirde bu nasıl mümkün olabiliyordu?

    Alan Duben ve Cem Behar, 1880-1940 döneminin İstanbulunu ve İstanbullusunu evlilik, aile ve doğurganlık ilişkileri açısından ele alıyor; ulaştıkları rakamların işaret ettiği sosyal ve kültürel olayların güçlü değişimleri yansıttığını ortaya koyuyorlar. İstanbul Haneleri aile ve ev hayatı, toplumda kadının ve erkeğin yeri, aile hayatının Batılılaşması, evliliğin temellerinde yaşanan değişim, kuşak çatışması, doğum kontrolüne karşı sergilenen tutum ve uygulanan metotlar ile gündelik aile hayatına ilişkin daha birçok sosyal ve kültürel konuyu inceliyor. Yazarlara göre, aile, evlilik, kadın, çocuk ve gündelik hayat konusundaki düzen, 1840-1920 arasında yaşanan büyük siyasal ve kültürel dönüşümün odak noktası olmuştur. Ailede yaşanan değişim ve krizler, yeni bir uygarlık dünyasına geçişten kaynaklanan geniş çaplı dönüşüm krizinin bir uzantısıdır.

    19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında Batı Avrupa, Balkanlar ve Asya’dan gelen etkilerin karıştığı bir alan ve uygarlıkların buluşma noktası konumundaki İstanbul’u, bütün toplumun kimliğini yeniden şekillendiren sosyal ve kültürel değişimlerin sahnesi olarak değerlendiren Duben ve Behar’ın edebiyat eserlerinden gazete yazılarına, bireysel tanıklıklardan mahkeme kayıtlarına uzanan kapsamlı kaynakçası okuyucuya sağlam bir bilimsel perspektifin yanında ilginç ve sürükleyici bir öykü de sunuyor.

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Turna’nın Kalbi

    Yazar: Erdal Küçükyalçın

    Yeniçeri Yoldaşlığı ve Bektaşilik

    15 Haziran 1826’da Kara Cehennem Paşa tarafından Yeniçeri karargâhının kapısına yaptırılan top atışları, köklü bir Osmanlı kurumunun sonuna işaret etmekteydi. Yeniçeri Ocağı kendi hamileri olan Sultan II. Mahmud tarafından normal şartlarda “küffara” karşı savaş anlamına gelen Sancak-ı Şerif açılarak yok edilmişti. Böylece dinî bir mahiyet kazanan bu ihtilal, ertesi gün şeyhülislamın başkanlığında toplanan ulemanın Bektaşi tarikatının topyekün imhasına karar vermesiyle devam etmişti. Oysa Osmanlı ordusunun kalbini teşkil eden yeniçeri ocağını kuranlar, padişahın yakın koruma ordusunun Bektaşi olmasına karar vermemişler miydi? “Türk’e verilerek” Türk yapılan ve İslam adına “küffar” ile savaşanlar da yine bu Hıristiyan doğmuş devşirme çocuklar değil miydi? Ne olmuştu da bu köklü kurum bizzat hamileri tarafından düşman ilan edilebilmişti? Bu kitap kuruluşundan “bozuluşuna” kadar Yeniçeri Ocağını, Yeniçeri Yoldaşlığını ve Bektaşi Yolunu ele almaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Adliye Nezareti

    Yazar: Fatmagül Demirel

    Kuruluşu ve Faaliyetleri (1876-1914)

    Tanzimat’tan sonra başlayan kanunlaştırma hareketi, nizamiye mahkemelerinin kurulmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Batı hukuku temelinde kurulan nizamiye mahkemeleri ve adli teşkilatta yer alan yeni birimler Adliye Nezareti çatısı altında toplanmıştır. Adliye Nezareti’nin kurulması ve şeri’yye mahkemelerinin yavaş yavaş yetkilerinin daraltılması zor da olsa tek hukuklu sisteme doğru giden süreci başlatmıştır. Bu çalışma, Osmanlı Devleti’nin son döneminde adliye teşkilatının yapısını, işleyişini ve toplumsal rolünü Adliye Nezareti üzerinden analiz eder.

    Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda, Osmanlı yargı teşkilatı genelde hukuk tarihi kapsamında ve hukuk tarihçileri tarafından ele alınmıştı. Kanun ve nizamnameler birçok araştırmacı tarafından incelenmiş ve genel nitelikleri ortaya konulmaya çalışılmışsa da Osmanlı tarih yazıcılığında Düstur ve bazı geleneksel kaynaklardan fazlası kullanılmamıştır. Var olan literatürün eksik veya birbiriyle çelişen noktalarını tespit eden bu çalışmada, Osmanlı arşiv vesikalarının yanısıra, Tanzimat sonrası çıkarılan kanun ve nizamnameler için önemli bir kaynak teşkil eden Meclis-i Tanzimat Defterleri ve bu defterlerin devamı olan Nizamat Defterleri kullanıldı.

    Bu çalışmada, “Osmanlı Devleti’nin adalet sistemi son dönemlere gelinceye kadar nasıl bir değişim süreci izlemişti?” “Bu değişimi sağlayan ara kurumlar nelerdi?” “Şer’iyye mahkemelerinden modern mahkemelere geçiş hangi aşamaları kapsar?” “Yeniden yapılandırılan adli yapı ne derece ihtiyacı karşıladı?” gibi sorulara cevap verilmeye çalışılıyor. Genel olarak Adliye Nezareti’nin idari teşkilatı, işleyişi ve dolayısıyla son dönem Osmanlı yargı teşkilatı, Adliye Nezareti çatısı altında bir bütün olarak ortaya konuluyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Merhaba Ey Muharrir, Ahmet Mithat Üzerine Eleştirel Yazılar

    Hazırlayan: Nüket Esen, Erol Köroğlu

     

    Bu kitabın başlangıç fikri, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nün 5-7 Mayıs 2004'te düzenlediği bir sempozyumda ortaya çıktı. Sempozyum bildirilerinden yola çıkılarak oluşturulan makalelerin, “anlatı”, “toplumsal cinsiyet”, “mekan” ve “edebiyat tarihi” konularına göre gruplanmasıyla bu kitap oluştu. Bu kitap, öncelikle Ahmet Mithat, ancak aynı zamanda tüm bir Tanzimat dönemi edebiyatı ve modern edebiyatın kuruluşu konularında yeni ve verimli bir ilgiye yol açmayı hedefliyor. Kitabın hedef kitlesi önce Türk edebiyatı alanında çalışan araştırmacı ve öğrenciler, sonra beşeri bilimlerin diğer alanlarından okurlar olmakla birlikte, okuma eylemini ciddiye alan her alandan okuru da kapsamaktı. Bunu da yapmamak herhalde modern Türk okurlarının ilk öğretmeni olan Ahmet Mithat Efendi'ye ihanet etmek olurdu. Onu okumaya ve anlamaya yönelik bu kitap, onun pek çok eserini başlatırken kullandığı “Merhaba Ey Okur!” hitabına öykünerek, ona ses vermeyi amaçlıyor; “Merhaba Ey Muharrir!”

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Azerbaycan-Osmanlı İlişkileri (1918)

    Yazar: Vügar İmanov

     

    1918 yılı, Azerbaycan-Osmanlı münasebetlerinin en yoğun yaşandığı dönemlerden biridir. 28 Mayıs 1918’de kurulan Azerbaycan (Demokratik) Cumhuriyeti varlığının ilk altı ayında Osmanlı Devleti ile çok-boyutlu ve yakın bir temas yaşamıştı. O sırada Azerbaycanlılar, Osmanlı Ordusu birliklerinin yardımıyla, başkent Bakü’yü Bolşeviklerden ve Taşnaklardan kurtarma hareketine girişmişlerdi. İşte bu dönemde, iki ülke arasında askerî yardımın yanı sıra stratejik, iktisadî, diplomatik ve kültürel olmak üzere çeşitli düzlemlerde ilişkiler söz konusu idi. İki devlet bir medeniyet olan Azerbaycan ve Osmanlı’nın bu vuslatı, çok kısa sürmüştü.

    Bu kitapta Azerbaycan otoritelerinin 1918 Mayıs-Kasım tarihlerinde Osmanlı Devleti ile ilişkilerini ele alan bazı yazılarla beraber onların düzenledikleri metinler, yani resmî yazışmalar, raporlar ve telgraflar sunulmuştur. Asılları ilk defa yayımlanan bu arşiv belgelerinin transkripsiyon ve tercümeleri de verilmektedir. Azerbaycan (Demokratik) Cumhuriyeti’nin (1918-1920) liderleri Ali Merdan Topçubaşı, Mehmet Emin Resulzade, Fethali Han Hoyski, Mehmet Hasan Hacınski vb. yetkililerin imzalarını taşıyan ilk kaynak niteliğindeki bu belgeler, ikili münasebetlerdeki çok-boyutluluğu ortaya koymanın yanında Azerbaycan tarafının bu tarihî ilişkilere içeriden bir bakışını yansıtmaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Life’s Episodes: Discovering Ottoman Architecture

    Yazar: Godfrey Goodwin

     

    It was an honour that I could not believe when I was asked to write my autobiography. But this is not the book that I thought that I was going to write. Relations, friends and artists were sent to the guillotine. I even cut everyone laughing in a hamam at Kayseri. Much of life in London has been cut out too. And just as well, because the book would go on forever…

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL