Sanat

  • Rakstan Oyuna

    Yazar: Arzu Öztürkmen

    Türkiye'de Dansın Modern Halleri

    Osmanlı döneminden bugüne kadar dansla kurduğumuz ilişki, dansa yüklediğimiz anlamlar ve dans etrafında kurduğumuz söylemlerde tarihsel olarak önemli kırılma noktaları oldu. Cumhuriyet dönemi boyunca oynamak kırsal alanın veya kentleşmemiş bir nüfusun geleneksel eğlenme biçiminin hareket alanını temsil ederken, dans olarak nitelendirilen faaliyetlerden genellikle Cumhuriyetin modernleşme sürecinde icra edilen şehirli, Batılı kültürel formlar anlaşıldı. Rakstan Oyuna, bu bağlamda Arzu Öztürkmen'in son otuz yıldır sürdürdüğü dans araştırmaları çerçevesinde kaleme aldığı yazıların derlemesinden oluşuyor. Bu yazılar hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemindeki dans icralarını tarihsel bağlamları içinde ele alıyor. Kitap, bir yandan 16.-18. yüzyıl arası Osmanlı şenlikleri ve 19. yüzyılda Jön Türk döneminin bedenselliğe ve modernleşmeye olan merakı, ve Cumhuriyet dönemi içinde halk oyunlarına olan ilgi çerçevesinde gelişen yeni hareket sistemlerine odaklanıyor. Osmanlı şenlik minyatürleri her türlü gösterinin yer aldığı festival ortamlarının neredeyse etnografik bir tasvirini verirken, halk oyunlarının kendi küçük yerelliklerinden Ankara Halkevi bayramlarına taşınırken sahne düzenine, ve adına 'folklor oynamak' denen yeni bir hareket sistemine doğru geçiş yapıyorlardı. Rakstan Oyuna, bu bağlamda, biraz da dansın Türkiye'deki eğlence kültürüyle olan yakın alakasını da ortaya koymaya çalışmaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Yirminci Yüzyılda Dans Sanatı

    Hazırlayan: Şebnem Selışık Aksan, Gurur Ertem
    Çevirmen: İdil Kemer

    Kuram ve Pratik

    Yirminci Yüzyılda Dans Sanatı, Türkiye’de, özellikle son yıllarda dans ve performans sanatı alanlarındaki çalışmaların hızlanması ve çeşitlenmesiyle daha da fazla hissedilir hale gelen bu tür konularla ilgili entelektüel altyapı eksikliğini gidermeyi amaçlamaktadır.

    Kitap, Türkiye’de Batılı anlamda dans eğitiminin başlangıcı, bu eğitimin dönüşümü, gelişimi, çeşitlenmesi ve bu süreçler içerisinde karşılaşılan sorunlar, tıkanıklıklar ve bunların giderilmesi için başvurulan türlü çözüm arayışlarını ele alan tarihsel bir başlangıç bölümünün ardından günümüzde çağdaş dans sanatı alanında tanık oduğumuz çok çeşitli yaratıcı eylem ve söylemleri anlayabilmek için bu pratikleri mümkün kılan tarihsel arka plana, yaratıcılarının kendi ifadeleri üzerinden bir bakış sunuyor. Kitapta, “modern dans”ın baleden ve sosyal danslar gibi eğlencelik dans formlarından kendini ayırarak meşru ve bağımsız bir sanat dalı olarak kurgulanması sürecinde öncülük etmiş dansçı ve koreografların kaleme aldıkları metinlerde, harekete, sanata, dansa, doğal ve yapay olana dair kimi zaman birbirini tamamlayan, kimi zaman da çatışan tanımlamalarını bulacaksınız.

    Son bölümde ise geçtiğimiz on beş boyunca meşru bir akademik disiplin olma savaşı vererek kendi yayınlarıyla üniversite kürsülerini oluşturan “dans çalışmaları” alanında ele alınan yaygın temalardan örnekler, üç ana izlek çerçevesinde ele alınmakta. “Bedenin İnşası” olarak adlandırılan ilk izlek, bedenin verili bir gerçeklik olmadığını, çeşitli politik, ideolojik söylemler ve teknikler tarafından oluşturulan bir süreç olduğunu vurgulayan makalelerden oluşuyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Proust Bir Sinirbilimciydi

    Yazar: Jonah Lehrer
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    1977-1984 Döneminin Günlük Olayları Hakkında

    Lehrer, sinirbilimdeki son çalışmaların ışığında; Proust’un romanlarının belleğimizin, Cézanne’ın resimlerinin görme duyumuzun, Stravinski’nin müziğinin işitsel algımızın, Stein’ın şiirsel arayışlarının dil yetimizin, Woolf’un bilinçakışı metinlerinin ise zihnimizin çalışma ilkelerini nasıl da doğru bir şekilde önceden ortaya koyduklarını çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

    Sanat ve bilimin, bunca zamandır birbiriyle iletişim kuramayan iki farklı kültürün artık konuşması gerektiğini söyleyen bu kitap, biz kimiz sorusuna ikili bir cevap öneriyor: “Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmışız, ama aynı zamanda yalnızca maddeyiz.”

     

    OLIVER SACKS

    İnsan doğasına ilişkin derin içgörülerin önce şairlerin ve sanatçıların payına düştüğü, bilimciler tarafından ancak yıllar sonra sistemli şekilde araştırıldığı yeni bir görüş değildir. Ama bu görüşün bu kadar çarpıcı bir şekilde ortaya serildiğini ilk defa görüyorum. Jonah Lehrer “iki kültür” arasındaki köprüleri kolaylıkla ve incelikle kurduğu bu ilk kitabında, sinirbilim algı, dil, iletişim, bilinç ve hafıza hakkındaki en son tespitleriyle olduğu kadar Cézanne, Proust, George Eliot, Stravinski, Gertrude Stein ve Virginia Woolf’la da içli dışlı bir yazar olarak karşımıza çıkıyor.

     

    JACQUES PEPIN

    Jonah Lehrer bu kitapta yemek yapmanın kimyadan ibaret olmadığını harikulade bir tarzda gösteriyor. Bilim ve tekniğin ötesinde yetenek, sezgi ve içgüdüler de vardır ve bunlar da olduğunda, sanat ve bilim el ele verip ortaya enfes bir yemek çıkartacaktır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • İmgeyi Konuşturmak

    Yazar: Özlem Uzundemir

    İngiliz Yazınında Görsel Sanatlar

    Görsel sanatlarla yazın arasındaki ilişki antik çağdan bu yana hem düşünürlerin hem de edebiyatçıların ilgisini çekmiş bir konudur. Görsel sanat yapıtlarının yazıyla temsili anlamına gelen ekphrasis, yani resimbetim; temelde üç kuram çerçevesinde şekillenmiştir: Horatius’un ut picture poesis (şiir ve resim birbirine benzer) diyerek vurguladığı görsel sanat ve yazın eşitliği, Leonardo da Vinci’nin savunduğu resmin yazına üstünlüğü ve Gotthold Ephraim Lessing’in ileri sürdüğü yazının imgeye üstünlüğüdür. Leonardo ve Lessing’in biri renk ve şekilleri diğeri ise sözcükleri kullanan, biri göze diğeri ise kulağa hitap eden bu iki sanat dalıyla ilgili ortaya koydukları ikili karşıtlıklar, yani imgenin durağan, sessiz ve uzamsal olmasına karşın, sözün devingen, sesli ve zamansal oluşu, 20. yüzyıl eleştirmenleri tarafından cinsiyet rollerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Günümüz kuramcıları ise imge ve söz arasındaki karşıtlıkları yok ederek, iki sanat dalı arasındaki farklılıklardan doğan etkileşimi vurgular. Bu kitap, imge-söz ilişkisinde sözü edilen tüm bu tartışmaları, 19. ve 20. yüzyılda yazılmış İngiliz şiir ve romanından örnekleri inceleyerek ele almaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL