Güncel Bilim

  • Kod Ekonomisi

    ,
    Yazar: Philip E. Auerswald

    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Kırk Bin Yıllık Bir Tarih

    Taş Devri’nde kullanılan bir balta ile Julia Child’ın mayonez tarifi ve Burning Man festivalinin ortak noktası nedir? Hepsi de kodun işleyişine dair örneklerdir.

    “Kod” nedir? Neolitik dönemin basitliğinden modern devrin karmaşıklığına doğru evrilmiş olan insan medeniyetinin DNA’sıdır. Gelişimin “nasıl”ılır. Bir fikrin ürüne, tarifin yemeğe dönüşme şeklidir. Şehirlerin kurulduğu, sanayinin geliştiği süreçtir.

    Alfabenin icadından Blockchain’in ortaya çıkışına uzanan süreci sürükleyici bir öykü gibi sunmayı başaran Philip Auerswald, insanlık tarihini meydana getiren ana unsurun kodun gelişimi olduğunu belirtiyor. Yüzyıllar içinde kodun gelişiminde yaşanan bütün önemli aşamalar toplumun yapısında bir kırılma yaratırken, insanın eylemlerini olduğu kadar varoluşunu da yeniden şekillendirdi.

    Günümüzde bu aşamaların en yenisini yaşıyoruz. Kod Ekonomisi, kodun gelişimiyle birlikte çalışmanın doğasının ve insanlık deneyiminin bir kez daha değiştiğini ortaya koyuyor.

    Auerswald, günümüz ekonomisinde değerin nasıl yaratıldığına ve geleceğin ekonomisinin nasıl şekilleneceğine dair özgün bir çalışmaya imza atıyor.

  • Yapay Zekâ

    ,
    Yazar: Nils J. Nilsson

    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Geçmişi ve Geleceği

    Yapay Zekâ (YZ) arayışında elli yıl boyunca yer aldım; bu elli yıl benim bütün meslek yaşantımı ve bu alanın bütün ömrünü kapsar. Bu arayışın başlangıcından bugününe kadar olan öyküsünü “içeriden birinin” anlatması bana iyi bir fikir gibi geldi. Aklımda üç tür okur var: Birincisi, bilimsel konulara meraklı ve YZ hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okur topluluğu. İkinci grup ise, teknik ya da mesleki alanlarda çalışanlardan oluşuyor. Her iki okur zümresine de, kitapta karmaşık matematik formülleri ve bilgisayar jargonu olmayacağına, bol bol grafik sunacağıma, YZ programlarının ve tekniklerinin nasıl işlediğini berrak bir şekilde açıklamak için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Üçüncü okur topluluğu, YZ araştırmacılarından, öğrencilerinden ve öğretmenlerinden oluşuyor. YZ’nin denediği, işe yaramış ya da yaramamış şeyleri bilmek, ayrıca tarihsel veya başka türlü bilgileri içeren sağlam bir kaynağa ulaşmak bu kesim için faydalı olacaktır. Bu alanın tarihini bilmek, bu alanda çalışanlar için önemli. Öncelikle, bir zamanlar keşfedilip sonra terk edilmiş olan pek çok fikir, teknolojik imkânların artmasıyla yaşam şansı bulabilir.

    Elinizdeki kitap, YZ’nin tarihini aşağı yukarı belli bir zaman sırası takip ederek anlatıyor. Kimi aktörleri ve olayları içermiyor olabilir, ama umuyorum ki hikâyem, YZ’nin başlıca fikirlerini, anlaşmazlıklarını, uygulamalarını, sınırlarını makul biçimde yansıtabiliyordur. Bu işte yer almış şahsiyetlerden ziyade fikirlere ve bunların nasıl hayat bulduğuna odaklandım. Bana kalırsa, YZ tarihini anlamak için, YZ programlarının gerçekte nasıl çalıştığını en azından genel hatlarıyla kavramak önemli.

    YZ’nin başlıca hedefi, yani aradığımız o büyük “ödül” nedir? Bana kalırsa Yapay Zekâ, insanların yapabildiği şeylerin çoğunu özellikle de “zekâ” gerektiren şeyleri yapan insan eseri araçlardır. YZ gelecekte pek çok alanda hayatımızda yer alacak gibi görünüyor. İnanıyorum ki günün birinde, YZ araştırmacıları bilinçli olduklarına herkesi inandıracak makineler inşa edebilecek. Bu hayalimizin gerçekleştiği zamanları hayal ederken bazı soruların zihnimizi kurcalamasına engel olamıyoruz: O günler geldiğinde, bu makinelerin bizlerle ve birbirleriyle savaşmasını olanaksız kılacak bir toplumsal düzen kurmayı başarabilecek miyiz? Hatta makineler için, sadece toplumsal açıdan kabul gören hedeflere hizmet etmenin ne anlama geldiğini tanımlamış olacak mıyız? Bu ve benzeri endişeleri hem bilgisayar bilimcileri hem de hümanistler taşıyor. Gelecekte yazarlar, bu maceranın öyküsünü anlatmayı hiç şüphesiz sürdürecek. Günün birinde bu yazarlardan biri, Aristoteles’in düşüncelerinden yaklaşık iki bin beş yüz yıl sonra, “ya bizim emrimizde ya da ihtiyaç halinde kendi işini icra eden” araçlarımızın olduğunu yazabilecek.

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Yerçekimi

    Yazar: Nicholas Mee
    Çevirmen: Zeynep Alpar

    Kozmik Kodu Kırmak

    Yerçekimi: Kozmik Kodu Kırmak, Büyük Patlama’dan galksimizin merkezindeki süperkütleli kara deliğe kadar her şeyi anlama ve anlatma çabası içinde bir kitap. Okurlarını kadim astronomiden başlayıp günümüzün en ileri fikirlerine doğru bir gezintiye çıkarıyor. Nicholas Mee, zor konuları harika bir anlatımla bizlere anlatmak gibi güç bir işi başarıyor. Bu kitapta, bugün bildiğimiz biçimiyle Kozmosun resmini oluşturan Kepler, Newton, Einstein ve Hawking gibi çeşitli bilim insanlarının hikâyeleriyle birlikte bize evrendeki yerimizi nasıl keşfettiğimizin tarihini bulacaksınız.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Fen Öğretimi

    Yazar: Michael R. Matthews
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı

    Fen öğretmenlerinin ders verdikleri konunun tarihini ve felsefesini bilmesi neden gereklidir? Bu bilgi fen öğretimini hangi yönden zenginleştirir ve öğrencinin bu konuda heyecan duymasını nasıl sağlar? Fen Öğretimi, bu sorulara ayrıntılı yanıtlar sunuyor.

    Fen eğitimi alanındaki teorik, müfredata ilişkin ve pedogojik meseleleri ele alan kitapta, bilim tarihi ve felsefesinin söz konusu meselelerin çözümüne nasıl katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor.

    Elinizdeki kitabın tarihsel perspektifi öğrencilere, öğretmenlere ve araştırmacılara bilimsel bilginin kaynaklarını anlatırken, felsefe, metafizik, matematik gibi alanlarla ve Avrupa Aydınlanması gibi toplumsal gelişmelerle ilişkisini de aktarıyor. Yapılandırmacılık, dünya görüşleriyle bilim ilişkisi, çokkültürlü fen eğitimi, sorgulayıcı öğretim, değerler ve öğretmen eğitimi hakkında ayrıntılı argümanları geniş bir alanyazına referans vererek bir araya getiren Fen Öğretimi, bu alandaki eğitimciler ve öğrenciler için sağlam bir kaynak.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Merak Çağı

    ,
    Yazar: Richard Holmes
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Romantik Dönem Kuşağı Bilimin Güzelliğini ve Dehşetini Nasıl Keşfetti?

    Merak Çağı on sekizinci yüzyılın sonunda Britanya’yı kasıp kavuran ve bilime Romantik bir ufuk açan İkinci Bilimsel Devrime dair bir anlatı.
    On yedinci yüzyılda gerçekleşmiş olan Birinci Bilim Devrimi çoğunlukla Newton, Hooke, Locke ve Descartes’la ve Londra’da Kraliyet Cemiyeti’nin, Paris’te de Bilimler Akademisi’nin neredeyse aynı zamanda kuruluşuyla bağdaştırılır. İkinci devrim ise öncelikle astronomi ve kimya alanlarındaki bir dizi büyük buluştan ilham almıştı. On sekizinci yüzyıl Aydınlanma akılcılığından doğan, fakat bilimsel çalışmalara keşif yapma idealini katarak onu dönüştüren bir hareketti.
    Richard Holmes’un Merak Çağı dediği zaman aralığı simgesel olarak, iki ünlü keşif yolculuğuyla belirlenmiştir. Bunlar, Kaptan James Cook’un Endeavour’la dünyanın çevresini ilk kez dolaştığı yolculuk (1768) ile Charles Darwin’in Beagle’la Galapagos adalarına yaptığı yolculuktur (1831). Astronom William Herschel ve kimyager Humphry Davy bu döneme keşifleriyle damga vurmuştu. Kitapta başka şahsiyetler de yer alıyor; Romantik dönemin ruhuna özgü bilimsel girişimlerden ve balon yolculuğu, keşifler, hayalet avcılığı gibi heyecanlı serüvenlere dair birçok olaydan söz ediliyor.
    Romantizm genellikle bilimin düşmanı sayılır: Romantik öznellik ile bilimsel nesnellik idealleri birbiriyle bağdaşmaz bir karşıtlık olarak görülür. Richard Holmes durumun her zaman böyle olmadığı ya da bu terimlerin birbirini dışlamadığı görüşünde. Merak kavramının, bir zamanlar öznellik ile nesnelliği birleştirdiğini savunuyor.
    Richard Holmes, bilim kültürünü sürdürmemizde üç şeye gereksinim duyduğumuza dikkat çekiyor: Kişisel merak duygusu, umudun gücü, dünyanın geleceğine dair canlı ama sorgulayan bir inanç.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Borges ve Bellek

    ,
    Yazar: Rodrigo Quian Quiroga
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    İnsan Beyniyle Karşılaşmalar

    Sinirbilim uzmanı Rodrigo Quian Quiroga, belleğin bilişsel yapısı konusundaki araştırmalarını Jorge Luis Borges’in çeşitli öykülerinde bellek üzerine giriştiği edebi keşiflerle ilişkilendiriyor. Bu öykülerin başında “Bellek Funes” geliyor. Öykünün kahramanı Funes, yaşadığı her şeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlayan, daha doğrusu hiçbir şeyi unutamayan biridir, ama algıladıklarını soyutlayıp kavramlara ulaşamaz. Oysa belleğin işleyişi bunu gerektirir: Beyindeki belli nöronlar somut ayrıntıları göz ardı ederek ve soyut kavramlara tepki vererek belleği oluştururlar. Bu nöronların algıladığımız şeyleri uzun süreli belleğe dönüştürme konusunda kilit bir rol oynadıklarını araştırmalarında ortaya koyan Quiroga, aksi takdirde sonumuzun Funes gibi olacağını belirtiyor.

    Borges ve Bellek bizi sinirbilim çalışmaları, “olağanüstü beleğe sahip” kişilerin yaşamöyküleri, beynin anatomisi, görme mekanizmasına ilişkin çağdaş kuramlar, Borges’le aynı konulara eğilmiş William James, Gustav Spiller, John Stuart Mill gibi düşünürler arasında renkli bir yolculuğa çıkarıyor.

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL

     

    KİTABA GÖZ ATIN
  • Sicim Teorisi Hakkında Küçük Bir Kitap

    Yazar: Steven S. Gubser
    Çevirmen: Zeynep Alpar

    Sicim teorisi şimdilik bir muamma. Medya bu kuramla, bilimin diğer alanlarının çoğundan daha fazla ilgileniyor. Bir de, bu teoriyle uğraşılmaması görüşünü savunanlar var; bunlar sicim teorisinin etkisinin yayılmasından şikayet ediyor, teorinin kazanımlarını ampirik bilimle ilgisi yok diye ellerinin tersiyle itiyorlar.

    Sicim teorisinin iddiası özetle, bütün maddeleri meydana getiren temel nesnelerin parçacık değil de birer sicim olduğudur. Sicim paket lastiği gibi bir şeydir, ama çok ince ve çok güçlüdür. Örneğin elektronun aslında bir sicim olduğu söylenir; bugüne kadar geliştirdiğimiz en ileri parçacık hızlandırıcılarıyla bile inceleyemeyeceğimiz kadar minik bir mesafede titreşmekte ve dönmektedir elektron sicimi. Sicim teorisinin bazı versiyonlarına göre elektron kapalı bir sicim halkasıdır. Bazılarında da iki ucu olan bir sicim parçasıdır.

    “Her şeyin teorisi” de denilen sicim teorisi, doğanın bütün temel kuvvetlerini açıklama arayışında. Yerçekimi ve kuantum mekaniğini tek bir birleşik kuram içinde toplama amacında. Giriş niteliğindeki bu kitapta Steven S. Gubser, yalın bir dille ve çok az matematik kullanarak teorinin temel fikirlerini anlatıyor. Ayrıca teorinin gerektirdiği garip nesneler üzerine düşüncelerini de bizimle paylaşıyor. Sicim teorisi ciddiye alınmaya değer mi, abartılmış mı, haksız yere kötülenmiş mi gibi sorulara yanıt arıyor.

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Hayal Gücü: Yaratıcılığın Sırrı Nedir?

    Yazar: Jonah Lehrer
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    Yaratıcılığın Sırrı Nedir?

    En önemli zihinsel yeteneğimiz “var olmayanı hayal etme” kabiliyetidir. Bu yeteneği bir ön kabul olarak alır ve hiç üzerine düşünmeyiz, oysa yaşamlarımızı tanımlayan şey yaratıcılığımızdır. Radyodaki pop şarkıları, cebinizdeki elektronik cihaz, duvardaki sanat eseri, penceredeki klima, ecza dolabındaki ilaç, üzerinde oturduğunuz koltuk ve elinizdeki kitap.

    İnsanın hayal gücünün açık öncülleri yoktur. İnsan korteksinde genişlemiş bir yaratıcılık modülü ya da diğer primatlarda bariz olan bir proto-yaratıcı itki yoktur. Maymunlar resim yapmaz, şempanzeler şiir yazmaz; sorun çözebileceği yönünde herhangi bir işaret veren hayvanların sayısı çok azdır. Başka bir deyişle, yaratıcılığın doğuşu diğer içgörüler gibi olmuştur, yani kaynağı belirsizdir.

    Neden bazı şehirler icat veya sanat merkezidir? Sınıfta hangi tür teknikler çocukların yaratıcılığını artırır? İnternet hayal gücümüzü besler mi, köreltir mi? Görünüşte alakasız etkenlerin (örneğin duvarın renginin ya da bir işyerinde tuvaletin konumunun) yaratıcı üretim üzerinde çarpıcı bir etkisi var mıdır? Hayal Gücü’nde bütün bu soruların yanıtları aranıyor.

    Yaratıcılık öbür dünyaya ait bir şey ya da sanatçılara, mucitlere ve diğer “yaratıcı tipler”e özgü bir süreç olarak görülmemelidir. Neticede, insan zihni, işleyiş sisteminin ayrılmaz bir parçası olan yaratıcı bir itkiye sahiptir. Beyin her saniye otomatik olarak yeni çağrışımlar kurar, sürekli sıradan bir x’i beklenmedik bir y’ye bağlar. İşte bu kitap bunun nasıl olduğunu ele alıyor; nasıl hayal ettiğimizin hikâyesi anlatıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Bir Laboratuvar

    Yazar: Reşit Canbeyli

    YÖK’ün Gölgesinde, Bilim Tarihi Işığında

    Üniversitelerin araştırma laboratuvarlarında, günümüzün en ileri teknikleri kullanılsa ve hatta geleceğin teknolojileri yaratılsa da, her birinin geçmişle bir bağı ve geçmişe bir borcu vardır. Dolayısıyla her laboratuvarın içinden doğrudan ya da dolaylı olarak bilim tarihi geçer.

    Reşit Canbeyli bu kitapta, birbirine sarmalanmış üç ana konuyu: bilim tarihi bağlamında laboratuvarları ve deneycilik geleneğini, kendi laboratuvarının kuruluşunu ve kişisel öyküsünü anlatıyor. Ülkemizde ve dünyada bilimin yapılış biçimini ve laboratuvarların işleyişini kitabının odağına alarak Türk bilim tarihine bir not düşüyor. Onun laboratuvarının içinden sadece bilim tarihi geçmiyor aynı zamada 12 Eylül rejiminin yarattığı YÖK de geçiyor.

    Bir Laboratuvar, bilimle uğraşmanın yalnızca başkalarının yaptıklarını aktarıp özetlemekten ibaret olamayacağını; bilimin düz bir çizgide, yanlışlara düşmeden yapılan, coşkusuz ve bütünüyle duygulardan yoksun bir faaliyet olarak görülemeyeceğini savunuyor. Genç bilimcilere bilim heyecanını, tutkusunu ve hatta kuşkusunu aşılamakta laboratuvarların önemini vurguluyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Belleğin Peşinde

    Yazar: Eric R.Kandel
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Yeni Bir Zihin Biliminin Doğuşu

    Zihin dünyamızı bir bütün kılan, belleğimizdir. Bizi biz yapan, öğrendiklerimiz ve hatırladıklarımızdır. Beyin anıları nasıl yaratır? Nobel ödüllü bilimci Eric R. Kandel Belleğin Peşinde'de, zihin biliminin tarihi ile belleği anlama konusundaki bireysel merakının öyküsünü birleştiriyor. Bilişsel psikoloji, sinirbilimi ve moleküler biyolojiyi bir araya getiren zihin bilimi, farklı ülkelerden bilimcilerin sordukları sorular ve attıkları adımlarla şekillenmiş yeni ve güçlü bir bilim dalı.

    Belleğin beyindeki nöron devrelerine nasıl işlendiğini ortaya koyarak zihin bilimi alanında çığır açan Kandel, çalışmalarına ilham veren ve onu yönlendiren bilim insanlarının çalışmalarını anlatısına katarak, 20. yüzyılın zihin araştırmalarının geniş bir özetini de sunuyor.

    Anılar ile tarihi, modern biyoloji ile davranış araştırmalarını sürükleyici bir anlatımla işleyen Belleğin Peşinde, Kandel'in Nazi işgali altındaki Viyana'da geçen çocukluk günlerinden başlayıp, 20. yüzyılın önde gelen bilimcileriyle birlikte başardığı keşiflere yol alıyor. Kandel hem bireysel hem de bilimsel hayatında belleğin izinden giderken, okuru da bilimin renkli ve sürprizli dünyasıyla buluşturuyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Objective C ile Mobil Programlamaya Giriş

    ,
    Yazar: Olcay Taner Yıldız

    Bu çalışma, bilgisayar mühendisliği eğitimi veren birçok üniversitede seçmeli ders olarak okutulan Mobil Programcılığa Giriş dersi için tasarlanmıştır. Kitabın birinci bölümünde kısa bir şekilde Objective C programlama dili tanıtılmakta; ardından ikinci bölümden onuncu bölüme kadar Objective C teknolojileri tanıtılıp uygulamalarıyla birlikte işlenmektedir. Her bölümde önce uygulamanın konusunun ve kullanılacak teknolojilerin tanıtıldığı bir giriş kısmı verilmektedir. İkinci kısımda ise uygulamanın arayüzünün nasıl oluşturulduğu şekillerle okuyucuya anlatılmaktadır. Üçüncü kısımda kullanılacak Objective C teknolojileri (bazı durumlarda küçük ölçekli örneklerle) tanıtılmaktadır. Son olarak, dördüncü kısımda uygulamanın tüm sınıflarının Objective C kodları gösterilmektedir; bu şekilde öğrencinin IOS teknolojilerinin sadece kodlarını değil aynı zamanda gerçek hayattan alınan problemler üzerinde nasıl uygulandığını da görmesi sağlanmaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Android ile Mobil Programlamaya Giriş

    Yazar: Olcay Taner Yıldız

    Bu çalışma, bilgisayar mühendisliği eğitimi veren birçok üniversitede seçmeli ders olarak okutulan Mobil Programcılığa Giriş dersi için tasarlanmıştır. Kitabın birinci bölümünde kısa bir şekilde Java programlama dili hatırlatılmakta, ardından ikinci bölümden 11. Bölüme kadar Android teknolojileri tanıtılıp uygulamalarıyla birlikte işlenmektedir. Her bölümde önce uygulamanın konusunun ve kullanılacak teknolojilerin tanıtıldığı bir giriş kısmı verilmektedir. İkinci kısımda ise uygulamanın arayüzünün nasıl oluşturulduğu okuyucuya anlatılmaktadır.

    Android işletim sisteminde arayüz temel olarak xml dosyaları ile oluşturulmaktadır. Gerek bu xml dosyaları gerekse arayüzün hali bu ikinci kısımda gösterilmektedir. Üçüncü kısımda uygulamanın sınıf şeması okuyucuya verilmektedir. Bu kısımdaki amaç, uygulamayı oluşturan sınıfları genel olarak tanıtmaktır. Dördüncü kısımda bu bölümde kullanılacak Android teknolojileri tanıtılmaktadır. Son olarak, beşinci kısımda uygulamanın tüm sınıflarının Java kodları gösterilmektedir; bu şekilde öğrencinin Android teknolojilerinin sadece kodlarını değil aynı zamanda gerçek hayattan alınan problemler üzerinde nasıl uygulandığını da görmesi sağlanmaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Evrimin Dört Boyutu

    Yazar: Eva Jablonka, Marion J. Lamb
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Yaşam Tarihinde Genetik, Epigenetik, Davranışsal ve Simgesel Değişimler

    Moleküler biyolojinin ulaştığı bulgular, Darwin kuramının gen merkezli yorumuna, yani adaptasyonların sadece şansa dayalı DNA varyasyonlarına dayandırılmasına meydan okuyor. Çünkü günümüzde kalıtım ve evrim görüşlerinde büyük bir devrim yaşanıyor. Bu devrimin peşinden giden ve kalıtımda genlerden başka unsurların da olduğunu ileri süren Jablonka ile Lamb, evrimin “dört boyutu”nun, yani evrimde rol oynayan dört kalıtım sisteminin izini sürüyorlar. Bu sistemler; genetik, epigenetik (ya da özellikleri, DNA temelli olmayan hücresel aktarım sistemleriyle geçirmek), davranışsal ve simgesel (dil ve diğer simgesel iletişim sistemleriyle aktarım) olarak isimlendirilmektedir. Bugün geniş çevrelerce kabul görmüş gen merkezli ve tek boyutlu görüşe kıyasla zengin ve karmaşık bir evrim görüşü ortaya koyan Jablonka ile Lamb’in yeni sentezi, tetiklenmiş ve edinilmiş değişikliklerin de evrimde rol oynadığını açıklığa kavuşturuyor. Jablonka ile Lamb, önce her kalıtım sistemini ayrıntılarıyla ele alıp daha sonra da tüm bu sistemlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu göstererek parçaları birleştiriyorlar.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Karar Ânı

    Yazar: Jonah Lehrer
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    Beynimiz Karar Vermemizi Nasıl Sağlıyor

    İnsanlar karar aldıkları ilk günden beri nasıl karar aldıkları konusunda kafa yormuşlardır. Yüzyıllar boyunca insan davranışlarını dışarıdan gözleyerek, karar alma üzerine incelikli teoriler geliştirmişlerdir. Beyin tam bir kapalı kutu olduğu için bu düşünürler insanın kafasının içinde gerçekte neler olup bittiği hakkında fiilen sınanamayan bazı varsayımlara dayanmak zorunda kalmışlardı.

    Bu kitapta Jonah Lehrer, sinirbilimin bulguları ışığında kararlarımızı nasıl verdiğimizi inceliyor. Karar öncesinde beynimizin içinde neler olup bittiğini aydınlatmaya çalışıyor. Uçak pilotlarının, oyun kurucularının, dizi yönetmenlerinin, poker oyuncularının, profesyonel yatırımcıların, seri katillerin günlük hayatta aldıkları kararları irdeliyor.

    Beyin açısından bakıldığında, iyi bir kararla kötü bir karar arasında ince bir çizgi vardır. Bu kitap işte bu ince çizgiyi ele alıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Isaac Newton

    ,
    Yazar: James Gleick
    Çevirmen: Mehmet Doğan

     

    Isaac Newton karanlığın, cahilliğin, büyünün hâkim olduğu bir dünyada doğmuştu. Olağandışı iffetli ve takıntılı bir yaşam sürdü. Ana-babadan, sevgiliden, dosttan mahrumdu. Yoluna çıkan büyük insanlarla sert tartışmalara girdi. En az bir kere deliliğin kıyısına geldi. Çalışmalarını gizli tuttu; tüm bunlara rağmen insanlığın elindeki bilginin ana çekirdeğine katkı yolunda yaptığı keşifler, kendisinden öncekilerin ve sonrakilerin keşiflerini aşmıştır. Modern dünyanın baş mimarıydı. Işığın ve devinimin kadim felsefe bulmacalarını çözdü. Yerçekimini keşfetti. Gökcisimlerinin seyrinin nasıl tahmin edileceğini gösterdi; böylece evrendeki yerimizi belirlemiş oldu. Bilgiyi, somut ve uygulamaya dönük bir mesele haline getirdi; onu nicel ve kesin kıldı. Birtakım ilkeler ortaya koydu. Bunlara Newton yasaları diyoruz.

    Newton’ın adı, bir dünya sistemine işaret eder. Maddeyi ve uzayı, Tanrı’dan bütünüyle koparmamıştır. Doğa hakkındaki görüşünü, esrarlı, gizli, mistik niteliklerden arındırmamıştır. Hep düzen aradı, düzene inandı, fakat gözlerini kaostan hiç ayırmadı.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL