Güncel Bilim

  • Açık Bilim

    Yazar: Adam Bly
    Çevirmen: Nıvart Taşçı

    Ahlakın Temelleri, Hakikatin Doğası, Bilginin Sınırları

    Bilim artık uygar dünyanın temel itici gücü durumuna gelmiştir. Bugün bilim; toplumsal, siyasal, ekonomik, estetik ve fikrî alanları geçmişe nazaran çok daha fazla dönüştürmektedir. Son on yıl içinde, insan genomu ve kozmik mikrodalga arka planı haritalandırıldı. Karanlık enerjinin varlığı doğrulandı, evrenin genişlediği anlaşıldı ve yaşı belirlendi. Mars üzerindeki okyanuslara dair bulgulara eriştik ve ilk defa başka bir gezegenin, Satürn’ün ayına indik. Büyük Patlamayı taklit edebilecek bir makine inşa ettik ve daha önce insanlık tarihinde elde edilmiş tüm verilerden daha fazla veriye ulaştık. Bilim, kimiz ve nereden geliyoruz sorularına dair anlayışımızı yeniden biçimlendiriyor; değerler sistemimizi, dünyaya ve birbirimize bakışımızı modernleştiriyor. Bugün bilim, uygarlığımızın değişiminde başat ve evrensel fail durumuna gelmiştir.

    Artık dünyaya yeni bir gözle bakmamız lazım. Şu kanaati perçinlemeliyiz: Bilgi iyidir, daha fazla bilgi daha da iyidir. Tıpkı on beşinci ve on altıncı yüzyıl Rönesansındaki gibi, geleceğimizi şekillendirecek unsur; bilgi toplama, sentezleme ve topluma uygulama yöntemlerimizdeki devrimlerdir. Bir kez daha bilim, bizim için ürünlerinden, yani ilaçlardan ve teknolojilerden daha fazlası anlamına gelecek; bilim, yönetilmesi gereken bir şey olmanın ötesine geçip, yönetmenin ve düşünmenin yöntemi olacak. Açık Bilim, bilimsel devrimin ön saflarında dolaşan fizikçilerin, yazarların, tasarımcıların, mimarların, genetikçilerin fikirlerini sohbetlerle aktarıyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Bilime Sevdalanmak

    Yazar: Sherry Turkle
    Çevirmen: Zehra Cunillera

    Akılda Kalan Nesneler

    Sekiz yaşındaki bir kız çocuğu halının üstüne oturmuş, oyuncak midillisinin kuyruğunu örmekte. Kendini işine öyle kaptırmış ki dünya yıkılsa duyacak gibi değil. Midillinin parlak plastik saçları uzun ve sağlam. Çocuk onunla saatlerce oynuyor. Önce kuyruğu üç parçaya ayırıp örmekle işe başlıyor. Ardından örgüyü çözüp kuyruğu bu kez dokuz parçaya bölüyor. Sonra bu dokuz parçayı üçlü guruplara ayırıp tekrar örüyor ve üç ayrı örgü elde ediyor. Daha sonra bu üç örgüyü tek bir örgüyle birleştiriyor. Bu örgüyü de çözen kız şimdi yirmi yedi parça ile başlayıp önce onları dokuz örgü, sonra üç, sonra da tek örgü haline getiriyor. Küçük kız bir yandan küçük midillisiyle böyle oynarken bir yandan da farkında olmadan rakamlar üzerine düşünüyor.

    Bu kız çocuğu, yıllar sonra bu kitabı hazırlayan yazarın öğrencisi olduğu MIT’den mezun oluyor. Bilgisayar Bilimleri’nde doktora yapıyor ve öğretim üyesi oluyor…

    Bu kitapta daha pek çok bilimcinin hikâyesini bulacaksınız. Tüm bu hikâyelerde anlatılanlar nesnelerin bilim aşkının gelişmesindeki önemine tanıklık ediyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Nanogelecek

    Yazar: J. Storrs Hall
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Nanoteknolojinin Yarını

    Sanayi devrimi, yaşam tarzımızı dönüştürdü; bireylerin ortalama ömrünü iki katına çıkardı ve bütünüyle küresel olan uygarlıkların doğuşunu mümkün kıldı. Peki, nanoteknolojinin etkisi bu gibi bir dönüşümle boy ölçüşebilecek büyüklükte midir; kimilerinin öne sürdüğü gibi ikinci bir sanayi devrimi olacak mıdır?

    Nanoteknoloji, şimdiden bünyesinde kayda değer icatlar barındırıyor, üstelik daha da fazlası kuramcıların laboratuvarlarında ve bilgisayarlarında hazır bekliyor. Biyolojik mekanizmaların becerilerini geleneksel mekanizmaların becerileriyle birleştirmek mümkün olabilir mi? Başka bir deyişle kendi kendilerine oluşan, kendilerini tamir eden, fabrikalar olmaksızın çoğalan ve tohumlardan filizlenen makinelerimiz olabilir mi? Yaşamın maharetini ve uyum gösterme yeteneğini, jumbo jetlerin gücünü, elektrikli motorların verimini, bilgisayarların şaşmazlığını bünyesinde barındıran bir teknolojiye sahip olabilir miyiz? Ne kadar dahice olursa olsun birtakım yeni icatların, küçük bir teknoloji dalını aşıp dünyayı değiştirip değiştiremeyeceğine nasıl karar verebiliriz? İşte Nanogelecek, bu soruların cevaplarını vermeye çalışıyor.

    J. Storrs Hall’a göre nanoteknoloji olgunlaştıkça, bugün yazılım dünyasında olduğu gibi, en çetin sorunların gerektirdiği muazzam çabalardan tasarruf etme imkânı fiziksel dünyada da söz konusu olacak. Uzayda yaşam mevcut teknolojiyle hem tehlikelidir hem de yanına yaklaşılmayacak kadar pahalı; fakat ileri nanoteknoloji sayesinde ucuz, kolay ve güvenli olacak.

    Yeteneklerimizi artırmak için benimsediğimiz teknolojiler bizi öngörmediğimiz boyutlarda değiştirmiştir. Bugünün kültürüyle yüzyıl öncesinin kültürünü karşılaştırırsak, artan ulaşım ve iletişim imkânları sayesinde, zihniyetimizin hatırı sayılır ölçüde daha evrensel bir hal aldığını görebiliriz. Afrika ovalarında taş yontan atalarımız sonuçta bizlere dönüşeceklerini bilmiyordu; keza bizler de nanoteknolojinin bizi nereye götüreceğini bilemeyiz. Homo erectus’la yer değiştirmek ister miydiniz? O kadar çok şey kazandık ki: Dil, sanat, bilim; bazıları bu listeye bilincin kendisini de ekler. Bugünküne kıyasla hayat o zamanlar daha sağlıksız, çok daha zalim ve kısaydı. Eğer olasılıkları kucaklar ve bunları hayata geçirmek için açık gözlerle ve açık zihinlerle çalışırsak, geleceğin getirebilecekleri karşısında da mevcut yaşamlarımız bir o kadar yoksul görünecek. Bu tamamen bir bakış açısı meselesi. Ya doğal yaşam alanımızdan çıktık, dünyayı hınca hınç doldurduk ve git gide azalan kaynaklar üzerinde savaşmak dışında umut edecek bir şeyimiz kalmadı diyebilirsiniz; ya da evrenin eşiğinde, gerçek zekâ çağının şafağında duruyoruz ve insanın macerası henüz başlıyor diyebiliriz. Seçim sizin.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Çubukların Mukavemeti

    Yazar: Erdem Canbay, Hilmi Luş, S. Tanvir Wasti, Uğur Ersoy

    Temel Konular

    Uzun bir geçmişi olan katı cisimler mekaniği, Türkçedeki yaygın ismiyle mukavemet, birçok mühendislik dalı için vazgeçilmez öneme sahip temel bir konudur. Mukavemetin hem geniş kapsamlı oluşu hem de yeni malzeme, kuram ve çözüm teknikleriyle daha da genişlemeye devam etmesi yüzünden tek bir kitapta ele alınması mümkün değildir. Öte yandan mühendislik eğitiminde, klasik malzemelerden üretilmiş ve uygulamada sıklıkla kullanılan yapı elemanlarıyla ilgili temel bilgilerin ele alınması, genellikle lisans eğitimi sırasında gerçekleşir. Çubukların Mukavemeti böyle bir temel eğitimde yer alması beklenebilecek konu başlıklarını içermektedir. Kuşkusuz hakkında birçok dilde çok sayıda kitap yazılmış bir alanla ilgili tümüyle yeni birşeyler söylemek zor olsa da, gerek eldeki bilgilerin derlenip düzenlenmesi ve aktarılması sırasında gözetilen ayrıntılar gerekse paylaşılan kişisel deneyimler okuyucuya farklı bakış açıları kazandıracaktır. Bu kitapta, yazarlarının Boğaziçi Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde edindikleri deneyimlerine dayanarak yaptıkları ortak çalışmayla, iki esas amaç gözetilmiştir. Bunlardan ilki, konuların daha en başından uygulama deneyimleriyle aktarılması, uygulamalardan esinlenilmiş çok sayıda örnek barındırması ve konunun yalnız matematiğine değil aynı zamanda, hatta daha fazlasıyla, fiziğine vurgu yapılmasıdır. İkinci amaç ise yazarlarının çok önem verdiği Türkçe bilim dilinin yerleşmesi ve gelişmesine katkı sağlamaktır.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Akılcı İyimser

    Yazar: Matt Ridley
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Refahın Evrimi

    Önce doğru bir saptamada bulunalım: Eğer dünya bu şekilde devam ederse tüm insanlık için felaket olur, diyen karamsarlar haklı. Eğer tüm ulaşım petrole bel bağlar ve petrol sıfırı tüketirse, o zaman ulaşım durur. Eğer tarım suni sulamaya tabi olmaya devam eder ve su havzaları tükenirse, ardından açlık gelir vs. Fakat burada bir koşuldan bahsedildiğine, “eğer” dendiğine dikkat edin. Ama dünyada işler sürekli olarak kötüye gitmeyecek.

    Bir milyar insanın yeterince gıda alamadığı, bir milyar insanın temiz suya erişemediği, bir milyar insanın okuma yazma bilmediği gerçeği karşısında duygusuz bir kayıtsızlık izlenimi bırakabilir benim bu iyimserliğim. Ama bence tam da dünyada hâlâ vicdan sahibi herhangi birinin isteyebileceğinden çok fazla acı ve yokluk olması yüzünden, hırslı bir iyimserlik ahlaken zorunludur.

    Bu kitapta akılcı bir iyimserliği savundum. Dünyada artık bir ağ örüldüğünü, fikirlerin hiç olmadığı kadar birbirleriyle gelişigüzel çiftleştiğini, yenilik hızının ikiye katlanacağını ve ekonomik evrimin XXI. yüzyıl yaşam standartlarını hayal edilmeyen yüksekliklere çıkarıp dünyanın en yoksul insanlarının bile ihtiyaçlarını ve arzularını karşılayacağını ileri sürdüm. Bu tür bir iyimserliğe hiç rağbet edilmediğini, fakat tarihe bakarsak felaketçi bir karamsarlıktan daha gerçekçi bir tavır olduğunu göreceğimizi söyledim.

    Ben akılcı bir iyimserim: Akılcıyım, çünkü bu iyimserliğe mizacım ya da içgüdülerim aracılığıyla değil, mevcut bulgulara bakarak ulaştım. İlerleyen sayfalarda sizi de akılcı iyimser yapmayı umuyorum. Akılcı iyimserim çünkü bir yerlerde birileri, insanların ihtiyaçlarına daha iyi hizmet edecek usullerin icadı için teşvik edildiği sürece, insan hayatının güzelleşmeye devam edeceğine inanıyorum.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Küresel Krizlerden Sürdürülebilir Topluma

    Yazar: Nükhet Barlas

    Çağımızın Çevre Sorunları

    İnsanoğlu büyük ölçüde kendi yol açtığı önemli çevre sorunlarıyla karşı karşıya. Uygarlığın gelişme sürecinde ortaya çıkan kirlilik ve aşırı kaynak tüketimi sorunları, gitgide kendi geleceğimizi tehdit eder boyutlara ulaşmakta. Önümüzdeki zor hedef, doğal kaynakların ve yaşamı destekleyen ekosistemlerin kapasitesini aşmadan toplumların yaşam kalitesini artırmayı sürdürebilmek.

    İnsan etkinliklerini önümüzdeki riskleri azaltacak güvenli sınırlar içine çekerken, iklim değişikliği gibi tehditlere karşı da fiziksel ve sosyal altyapılarımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Bu sürdürülebilir uygarlık ancak hepimizin katkılarıyla gerçekleşebilecek. Belki insanoğlunun en büyük düşmanı kendisi, ama en büyük umudu da öyle.

    Kitapta küresel çevre sorunları Gıda ve Su, İklim, Enerji ve Atıklar, Ekoloji, Yeni Ekonomi Tartışmaları, Sürdürülebilirlik başlıkları altında altı bölümde ele alınıyor. Bu karmaşık ve çok-disiplinli konulardaki bilimsel bulgular, farklı tezler kolay okunabilir bir biçimde özetleniyor ve uygarlığımızın bu sorunlarla nasıl baş edebileceği değerlendiriliyor.

    Nükhet Barlas, 1978’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre Atlanta'da bilgi işlem uzmanı olarak çalıştıktan sonra, 1988'de Miami Üniversitesi’nde Çevre Bilimi dalında lisansüstü eğitimini tamamladı. Cincinnati’de tanınmış bir çevre ve mühendislik danışmanlık şirketinde çalışmasının ardından İstanbul'a döndüğü 1993'ten beri çevre danışmanlığı yapıyor ve çevre konularında yazıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • C&&Java ile Veri Yapılarına Giriş

    Yazar: Olcay Taner Yıldız

     

    Bu çalışma, bilgisayar mühendisliği eğitimi veren birçok üniversitede standart ikinci sınıf dersi olarak okutulan Veri Yapılarına Giriş dersi için tasarlanmıştır. Günümüzde veri yapılarını konu alan kitaplar her programlama dili için ayrı ayrı yazılmaktadır ve bu da aynı kitabın birden fazla versiyonunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Oysa bu kitaplar incelendiğinde, veri yapılarının aslında soyut kavramlar olduğu ve değişik programlama dilleri üzerindeki uygulamaları arasında küçük farklar bulunduğu görülür. Bu kitabın aynı konudaki diğer kitaplardan önemli farkı, bütün programların iki programlama dili (C ve Java) üzerinde uygulanışını birlikte vermesi ve dolayısıyla veri yapısı kavramını programlama dilinden bağımsız olarak anlatmasıdır. C ve Java programlama dilleri, bu amaçla bilinçli olarak seçilmiştir.

    Kitap 14 haftalık bir dönem içinde işlenecek şekilde planlanmıştır. Öğrencilerin derslerde karşılaştığı önemli bir güçlük olan çözümlü alıştırma eksikliği sorununu ortadan kaldırmak için de 50’si çözümlü olmak üzere 150’nin üzerinde alıştırmaya yer vermektedir. Çözümlü alıştırmalar, kitaptaki diğer tüm kodlar gibi her iki dilde de mevcuttur.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Evrimin Dört Boyutu

    Yazar: Eva Jablonka, Marion J. Lamb
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Yaşam Tarihinde Genetik, Epigenetik, Davranışsal ve Simgesel Değişimler

    Moleküler biyolojinin ulaştığı bulgular, Darwin kuramının gen merkezli yorumuna, yani adaptasyonların sadece şansa dayalı DNA varyasyonlarına dayandırılmasına meydan okuyor. Çünkü günümüzde kalıtım ve evrim görüşlerinde büyük bir devrim yaşanıyor. Bu devrimin peşinden giden ve kalıtımda genlerden başka unsurların da olduğunu ileri süren Jablonka ile Lamb, evrimin “dört boyutu”nun, yani evrimde rol oynayan dört kalıtım sisteminin izini sürüyorlar. Bu sistemler; genetik, epigenetik (ya da özellikleri, DNA temelli olmayan hücresel aktarım sistemleriyle geçirmek), davranışsal ve simgesel (dil ve diğer simgesel iletişim sistemleriyle aktarım) olarak isimlendirilmektedir. Bugün geniş çevrelerce kabul görmüş gen merkezli ve tek boyutlu görüşe kıyasla zengin ve karmaşık bir evrim görüşü ortaya koyan Jablonka ile Lamb’in yeni sentezi, tetiklenmiş ve edinilmiş değişikliklerin de evrimde rol oynadığını açıklığa kavuşturuyor. Jablonka ile Lamb, önce her kalıtım sistemini ayrıntılarıyla ele alıp daha sonra da tüm bu sistemlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu göstererek parçaları birleştiriyorlar.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Yapay Öğrenme

    Yazar: Ethem Alpaydın
     

    Yapay öğrenme, bilgisayarların bir problemi çözmekte örnek veri ya da deneyimi kullanacak biçimde programlanmasıdır. Yüz tanıma, konuşma tanıma, istenmeyen e-postaların süzülmesi, kredi risk hesabı, müşteri bölütleme gibi uygulamalar yanında yapay zekâda, robotikte, biyoinformatikte, doğal dil işlemede son yıllarda büyük miktarda veriyi işleyerek bilgi çıkartan yapay öğrenme yöntemleri her gün daha çok öne çıkmaktadır.

    Kapsamı oldukça geniş olan bu kitapta, gözetimli, gözetimsiz ve pekiştirmeli öğrenme için kullanılan tüm yaklaşımlar, olasılık tabanlı modeller, yapay sinir ağları, karar ağaçları, saklı Markov modelleri, çekirdek makineleri, Bayesçi yöntemler ve çizgesel ağlar işlenmekte, ayrıca boyut azaltma, öbekleme, model birleştirme, deney tasarımı ve çözümleme gibi konular ayrıntılı olarak tartışılmaktadır. Tüm yöntemler, okuyucunun gerektiğinde denklemleri bilgisayar programına kolayca dönüştürebilmesini sağlayacak düzeyde ele alınmaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Yok Oluş

    Yazar: David M. Raup
    Çevirmen: Nıvart Taşçı

    Kötü Olan Genlerimiz mi Şansımız mı?

    Yok Oluş, yaşamın yeryüzündeki tarihini konu almaktadır ve biyolojik kökenlerimizin, en az evrenimizin fiziksel kökenleri kadar önemli ve ilginç olduğu inancıyla yazılmıştır. Kitap bütünüyle, organik evrimin az ilgi gören bir yüzü olan yok oluş, yani tür ölümü üstünde durmaktadır. Ortaya attığı temel soru şudur: Jeolojik geçmişte ölmüş olan milyarlarca tür, sırf yeterli olmadıkları için mi (kötü genler yüzünden mi), yoksa yalnızca yanlış zamanda yanlış yerde oldukları için mi (kötü şans yüzünden mi) yok oldu? Türler hayatta kalmak için mücadele mi eder yoksa kumar mı oynar? Bu soru başka bir soruyu daha doğurmaktadır: Bizler, doğal bir üstünlükten ötürü mü buradayız (serçe parmakla birleşebilen başparmaklarımız, büyük beyinlerimiz gibi), yoksa sadece şanslı olduğumuzdan mı? Diğer bir ifadeyle, en uygun olan hayatta kalır doktrininin üzerine basa basa söylediği gibi, yaşamın evrimi gerçekten de adil bir oyun mu?

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Proust Bir Sinirbilimciydi

    Yazar: Jonah Lehrer
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    1977-1984 Döneminin Günlük Olayları Hakkında

    Lehrer, sinirbilimdeki son çalışmaların ışığında; Proust’un romanlarının belleğimizin, Cézanne’ın resimlerinin görme duyumuzun, Stravinski’nin müziğinin işitsel algımızın, Stein’ın şiirsel arayışlarının dil yetimizin, Woolf’un bilinçakışı metinlerinin ise zihnimizin çalışma ilkelerini nasıl da doğru bir şekilde önceden ortaya koyduklarını çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

    Sanat ve bilimin, bunca zamandır birbiriyle iletişim kuramayan iki farklı kültürün artık konuşması gerektiğini söyleyen bu kitap, biz kimiz sorusuna ikili bir cevap öneriyor: “Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmışız, ama aynı zamanda yalnızca maddeyiz.”

     

    OLIVER SACKS

    İnsan doğasına ilişkin derin içgörülerin önce şairlerin ve sanatçıların payına düştüğü, bilimciler tarafından ancak yıllar sonra sistemli şekilde araştırıldığı yeni bir görüş değildir. Ama bu görüşün bu kadar çarpıcı bir şekilde ortaya serildiğini ilk defa görüyorum. Jonah Lehrer “iki kültür” arasındaki köprüleri kolaylıkla ve incelikle kurduğu bu ilk kitabında, sinirbilim algı, dil, iletişim, bilinç ve hafıza hakkındaki en son tespitleriyle olduğu kadar Cézanne, Proust, George Eliot, Stravinski, Gertrude Stein ve Virginia Woolf’la da içli dışlı bir yazar olarak karşımıza çıkıyor.

     

    JACQUES PEPIN

    Jonah Lehrer bu kitapta yemek yapmanın kimyadan ibaret olmadığını harikulade bir tarzda gösteriyor. Bilim ve tekniğin ötesinde yetenek, sezgi ve içgüdüler de vardır ve bunlar da olduğunda, sanat ve bilim el ele verip ortaya enfes bir yemek çıkartacaktır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Laserin Hikâyesi

    Yazar: Charles H. Townes
    Çevirmen: Kuthan Yener

    Bir Bilimcinin Maceraları

    Bu kitap, laser hakkında bir popüler bilim kitabı olmaktan daha fazlası; yirminci yüzyılın en büyük keşiflerinden ve icatlarından birini yapan bir bilimcinin otobiyografisidir. 1964 yılında Nikolai Basov ve Alexander Prokhorov ile birlikte Nobel Fizik Ödülü’nü alan Charles H. Townes’in hikâyesi, alışılmadık bir bilimsel kariyeri içeriyor. Laserin hikâyesini kendi hikâyesiyle birlikte anlatmayı özellikle tercih etmiş, bunun sebebi de artık çağımızda bilim ve teknolojinin gelişiminin, insan ilişkilerine ve karşılıklı etkileşimlere sıkı sıkıya bağlı olması. Laser gibi önemli buluşların gerçekleştirilmesi, yalıtılmış fikirlerden değil bilimsel sosyal çevrelerden, meraktan, mücadeleden, bilmecelerden ve farklı pek çok kişinin etkileşiminden doğuyor. Hükümet, askerler ve dışişleri ile olan ilişkiler de hikâyenin önemli bir parçasını oluşturuyor, zira yirminci yüzyılla birlikte bilimciler bu tür ilişkilerde giderek daha çok yer almaya başlıyor.

    Bu kitapta anlatılanlar, bilimsel fikirlerin nasıl ortaya çıktığını ve günümüzde bilimin nasıl yapıldığını göstermesi bakımından son derece önemli. Ayrıca kitabın Türkçe baskısının laserin keşfinin ellinci yılının kutlandığı bir yıla rastlaması da hoş bir tesadüf.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Eğitim Hakkı

    Yazar: Rıfat Okçabol

    Gerçekleşmeyen Bir İlke

    Bu kitap, 1996 yılında yayımlanan Eğitim Sistemi Bozuk! Bozuk Olan Ne? adlı kitabın bir devamı gibidir. Adı geçen bu kitabı okuyan bir eğitimci arkadaşın, yazdığı mektupta “bir gecede roman gibi okudum, elinize sağlık” demesi, bir toplantıda benim ben olduğumu öğrenen eğitimci bir arkadaşın “siz misiniz? Gelin sizi bir kucaklayayım” yada “yazdıklarınıza tamamen katılıyorum” demeleri, benim için bu kitabı derlemede en büyük itici güç olmuştur. Elinizdeki kitapta, ilk kitapta bulunmayan konularda yazılmış makaleler olduğu gibi ilk kitapta var olan kimi konularda ek görüşlere yer veren yeni makaleler de vardır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Radyasyon Kuşatması

    Yazar: Osman Çerezci, Selim Şekerci

    Son elli yıldır artan bir ivme kazanan teknolojideki gelişmeler, çağdaş teknolojinin ortaya çıkardığı bilimsel bir kavram olan radyasyon ya da ışıma sözcüğüne güncellik kazandırmıştır. Çoğumuz medyadan nükleer enerji, nükleer radyasyon, elektromanyetik (E.M) dalgalar ya da elektromanyetik radyasyon sözcülerini duymaktayız. Zaman zaman nükleer denemeler ya da reaktör kazaları dolayısıyla ortaya çıkan radyasyon tehlikesinden endişelenmekteyiz.

    Elektromanyetik spektrum radyasyon açısından iyonize eden (nükleer) ve iyonize etmeyen (elektromanyetik) olarak ikiye ayrılır. 1970'li yılların başından beri E. M. radyasyon toplum sağlığını potansiyel anlamda etkileyen çevre faktörleri listesine alınmış ve “elektromanyetik kirlilik” konusu gündeme gelmiştir. Aslında E.M. radyasyon artık yaşantımızın bir parçası haline gelmiştir. Teknolojik gelişmeler sayesinde sokaklarımız kullanımı kolay ancak sürekli E.M. radyasyon yayan el telsizli insanlarla dolmuştur. Yaşamı kolaylaştıran bu tür cihazlar, elektrik enerjisiyle çalışırken çıplak gözle göremeyeceğimiz, duyularımızla fark edemeyeceğimiz radyasyonu çevreye yaymaktadır.

    Bu konuda gerek epidemolojik ve gerekse teorik çalışmalar yapılarak sonuçlar tartışılmakta ve her yıl pek çok kitap, rapor ve makale yayınlanmaktadır. Bu kitapta hem nükleer hem de elektromanyetik radyasyonun cihazlara ve biyolojik varlıklara etkisi anlatılmakta, elektromanyetik enerjiden optimum yararlanılması amacıyla güvenlik önlemleri önerilmektedir.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL