Anarşist Bir Antropolojiden Parçalar

Yazar: David Graeber
Çevirmen: Bengü Kurtege-Sefer

 

Anarşizm, Büyük Kuramdan ziyade dönüştürücü bir projeden doğan gerçek, acil sorunlarla boğuşmanın bir yolu olan Küçük Kuram olarak adlandırılabilecek bir şeye ihtiyaç duyar. Ne tür bir toplumsal kuram, insanların kendi işlerini yönetmekte özgür oldukları bir dünyanın yaratılmasına katkıda bulunur? Bu kitapçığın ana teması budur. David Graeber’e göre böyle bir kuram; devlet, kapitalizm, ırkçılık ve erkek egemenliği gibi kurumların kaçınılmaz olmadığını; böyle şeylerin bulunmadığı bir dünyanın mümkün olabileceğini ve bunun sonucunda hepimizin daha iyi bir durumda olacağını varsaymalıdır. Kişinin kendini böyle bir ilkeye adaması ise neredeyse bir inanç edimidir. Herhangi bir anarşist toplum kuramı, öncülük iddiasının her türlü belirtisini bilinçli bir şekilde reddetmek zorundadır. Entelektüellerin rolü, çok açık bir şekilde, doğru stratejik analizlere ulaşıp sonra da kitlelere önderlik edebilecek bir seçkinler sınıfı oluşturmak değildir.

Anarşist bir antropoloji gerçekte yoktur. Sadece küçük parçalar vardır. David Graeber, bu kitabın ilk kısmında, bu parçalardan bazılarını bir araya getiriyor ve ortak temalar aramaya çalışıyor; ikinci kısmında ise daha ileri giderek, gelecekte var olabilecek bir toplumsal kuram bütününü hayal ediyor.

 

KİTABA GÖZ ATIN

 

D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Orijinal Adı:

Fragments of an Anarchist Anthropology

Cilt/Kâğıt:

2. Hamur

Sayfa Sayısı:

102

ISBN No:

978-605-4238-87-3

Yayın Tarihi:

Ağustos 2012

Boyutlar:

21 cm x 13.5 cm

David Graeber, Yale Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent ve Toward an Anthropological Theory of Value isimli kitabın yazarıdır.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Ruh ve Beden

    Yazar: Loïc Wacquant
    Çevirmen: Nazlı Ökten

    Acemi Bir Boksörün Defterleri

    Ruh ve Beden, Löic Wacquant’ın Chicago’nun siyahi gettolarından Woodlawn’da yer alan bir boks salonu üzerine aldığı notlar ve değerlendirmelerden oluşan bir etnografi çalışmasıdır. Wacquant’ın araştırmasını ilginç kılan ise kendisinin de bizzat bu kulüpte boks yaparak üzerinde çalıştığı konuyu bedensel olarak da deneyimlemesidir.

     

    Loïc Wacquant

    Yolum Woodlawn boks salonuna tesadüfen düştü. O sıralar, ünlü Afrikalı-Amerikalı sosyolog William Julius Wilson’un daveti ve yakın işbirliğiyle incelemeye giriştiğim ama Güney Fransa’nın küçük bir köyünde, orta sınıf bir ailede büyüdüğüm için en ufak pratik idrakine bile sahip olmadığım siyah Amerikan gettosunun gündelik gerçekliğine yakından temas edebileceğim, dinleyebileceğim ve bakabileceğim bir gözlem noktası arıyordum….

    Aylar boyu yerel sahneyi gözlemleyebilmek için kendimi sokuşturabileceğim bir yer aradıktan sonra judo yapan Fransız bir arkadaş, beni 63. Cadde’de, evimin iki blok ötesinde ama farklı bir gezegendeki bir salona götürdü. Meraktan ve etrafta takılıp mahalledeki genç erkeklerle tanışabilmenin kabul edilebilir tek yolu gibi göründüğünden hemen yazıldım. İlk boks idmanımdan hemen sonra bir etnografik günlük tutmaya başladım. Üç buçuk yıl boyunca giderek artan bir devamlılıkla bu salona geleceğim ve süreç içinde, günün konuşmalarının, etkileşimlerinin ve olaylarının ayrıntılı tasvirlerini her akşam saatlerce vecd içinde kağıda dökerek iki bin üç yüz sayfa ham not toplayacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.

     

    Kitabın temel amacı toplumsal faili toplumsal pratik ve bedenin kesiştiği noktada resmetmek; bir toplumsal grubun yatkınlıklar sistematiğinin nasıl şekillendiğini anlamaya çalışmak. Bu kitapta, Wacquant, bir boksörün yetişmesine dahil olarak, onu günden güne şekillendiren ve harekete geçiren şu üç unsuru: bedenin, bireysel bilincin ve ortaklaşalığın eşgüdümünü aydınlatarak hayatı ve insan toplumunu keşfe çıkıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Kültür ve Toplum

    Yazar: Jeffrey C. Alexander, Steven Seidman
    Çevirmen: Nuran Yavuz

    Güncel Tartışmalar

    Kültür ve toplum, karmaşık sorunlar içeren konulardır. Bu yüzden akademisyenler arasında kültüre yaklaşım bakımından farklılıklar vardır: Kültür, mantıksal olarak iç içe geçmiş bir simgeler kümesi midir, yoksa ulaşılmak istenen toplumsal nitelikleri dayatan bir değerler toplamı mıdır? Kültür, kutsal ve kutsal olmayan hakkında duygu yüklü simgelerden mi, yoksa öte dünyadaki kurtuluşa ilişkin metafiziksel fikirlerden mi müteşekkildir? Bu sorulara birbirinden farklı yanıtlar verilmiştir. Kültür, yalnızca belli bir ekolün, hatta belli bir disiplinin çerçevesi içinden incelenemeyecek kadar karmaşıktır. Antropoloji, tarih, siyaset bilimi, sosyoloji, felsefe, dilbilim, edebiyat çözümlemeleri, tüm bu disiplinlerin ayrı ayrı kültür ve toplumla ilgili çalışmalara önemli katkıları olmuştur.

    Kültür ve Toplum, günümüz sosyal bilimlerinde kültüre ilişkin mevcut belli başlı yaklaşımları çeşitli başlıklar altında tanıtmayı amaçlıyor. Bu konuda önde gelen sosyal bilimcilerin kültür ve toplum konularındaki çözümlemelerinden bir seçki sunuyor. Burada yer alan makaleler, kendilerine özgü yaklaşımlarıyla, kültürün ne oranda bağımsız olduğunu, toplum ile kültür arasındaki karşılıklı ilişkilerin nasıl kurulması gerektiğini, kültürün kilit unsurlarının neler olduğunu ve bu unsurların kendi aralarındaki ilişkileri sorguluyor.

    Bu derlemenin bir amacı da, kültür ve toplum konusundaki farklı savların her birinin hakikatin bir öğesini taşıdığını göstermektir. Kültürü, öznel anlama başvurmadan anlamamız mümkün değildir, ama kültürü toplumsal ve yapısal bir çerçeve içine almadan da anlayamayız. Toplumsal davranışı yorumlayabilmek için önce onun, kendi icadı olmayan kodları izlediğini kabul etmemiz gerekir; öte yandan, insanın yaratıcı gücünün her kültürel kod için değişken bir çevre yaratabildiğini de kabul etmeliyiz. Miras aldığımız metafizik idealar, modern kültürel yapılar için ayrıştırılamaz bir ağ oluşturur ve iktidar sahibi kesimler, kültürel yapıları, meşrulaştırıcı araçlara dönüştürmeye çalışırlar ve bunu da genellikle başarırlar.

  • İlahi Sol

    Yazar: Jean Baudrillard
    Çevirmen: Oğuz Adanır

    1977-1984 Döneminin Günlük Olayları Hakkında

    Temsil etmenin sona erdiği bir çağda yaşıyoruz. Sorun artık temsil etmek değil modaya uymaktır. “Siyasetçiler” umarsız bir şekilde modaya uymaya çalışıyor; başka bir deyişle yaptıkları konuşmaların önceden belirlenmiş özel efektler, ortam ve performanstan ibaret olduğu söylenebilir. Yaymaya çalıştıkları ideoloji, sahip olduğumuz sağlam ve samimi inançlarda en ufak bir değişikliğe yol açmıyor.

    Bu, bir gösteriye dönüşmüş siyaset ve medya profesyonelleri zaferidir. Kendini hâlâ “ilahi” özellikler taşıyan, şeffaf, erdemli ve ahlaklı, yerleşik değerlerle kesinlikle tarihe mal olmuş değerlerin temsilcisi olarak gören sol ise hezimete uğramıştır. Bu durumda kitlelerin ironik duyarsızlıklarına muhatap olmaktan başka seçeneğe sahip olamaz.

    1978-1984 yılları arasını kapsayan bir dönemde solla ilgili bu günlük, yeni duyarsızlık stratejileriyle oynamasını bilenlerin kazanacağı bir simülasyon evreninin çözümlemesini yapmaktadır.

     

    KİTABA GÖZ ATIN