Avrupa Mantığı

Yazar: Haluk Özdemir

Avrupa Bütünleşmesinin Teori ve Dinamikleri

Avrupa mantığı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa bütünleşmesini doğuran ve geliştiren düşünce biçimidir. Bu zihniyet, savaş sonrası dönemin özgün koşullarında ortaya çıkmış ve günümüz Avrupası’na şekil vermiştir. Şüphesiz Avrupa’da bu mantığı paylaşmayan ve karşı olanlar da vardır. Dolayısıyla bu düşüncenin tüm Avrupalıları ve tüm dönemleri kapsadığı söylenemez. Hatta Avrupa mantığı, yine Avrupa ürünü olan ırkçı, faşist ve sömürgeci fikirlerden bir kopuştur ve onları unutma yöntemidir. Unutmak ve yeni bir şeyler inşa edebilmek için yeni hedefler koyma ve yeni meşgaleler bulma arayışıdır.

Bu mantık anlaşılmaksızın, tarih boyunca birbirine karşı acımasızca savaşmış olan Almanya ve Fransa’nın aynı çatı altında bir araya gelmeleri bize anlamsız gelebilir. Radikal değişimlere işaret eden önemli gelişmeler, anlamsız çelişkiler gibi görünebilir. Yine daha 20 yıl önce bağımsızlık ve egemenlik uğruna kan döken, soykırım ve katliamlar yapan eski Yugoslav cumhuriyetlerinin, uğruna bu kadar günaha girdikleri egemenlik ve bağımsızlıklarını nasıl ve neden AB’ye devretmeye çalıştıklarını da anlayamayız. Bu kitap, Avrupa bütünleşmesinin dinamiklerini ve onu doğuran mantığı gün ışığına çıkarmaktadır.

 

KİTABA GÖZ ATIN

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Cilt/Kâğıt:

2. Hamur, Amerikan cilt, iplik dikiş, karton kapak

Sayfa Sayısı:

438

Boyutlar:

23 cm x 16 cm

Yayın Tarihi:

Nisan 2015

Prof. Dr. Haluk Özdemir, 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Ardından 1996 yılında Texas State Üniversitesi’nde yüksek lisans ve yine ABD’deki Purdue Üniversitesi’nde doktora çalışmalarını tamamladı. Purdue Üniversitesi’nde 1999-2000 yıllarında Dünya Politikasına Giriş ve Uluslararası İlişkilere Girişi dersleri verdi. 2013 yaz döneminde ziyaretçi akademisyen ve araştırmacı olarak ABD’deki Rice Üniversitesi’nde çalışmalar yaptı. Kırıkkale Üniversitesi’nde 2002-2004, 2005-2008 ve 2012-2014 yılları arasında Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı yaptı. Halen bu üniversitede uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği ile ilgili dersler vermektedir. Yayımlanmış kitapları: Yöntem, Kuram, Komplo: Türk Uluslararası İlişkiler Disiplininde Vizyon Arayışları (Ersel Aydınlı ve Erol Kurubaş’la birlikte), Küre Yayınları, 2014 ve Globalization and Identity Crisis: A Theoretical Explanation and the Turkish Example, Londra, 2004.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Avrupa’yı Taşralaştırmak

    Yazar: Dipesh Chakrabarty
    Çevirmen: İlker Cörüt

    Postkolonyal Düşünce ve Tarihsel Farklılık

    Dipesh Chakrabarty, siyasal modernlik, yani yönetim, bürokrasi ve kapitalist girişim olgusu hakkında düşünmenin, dünyanın hiçbir yerinde, Avrupa kökenli kategorilere ve kavramlara başvurmadan mümkün olamadığına dikkat çekmektedir. Chakrabarty; vatandaşlık, devlet, sivil toplum, kamusal alan, insan hakları, kanun önünde eşitlik, birey, kamusal ve özel ayrımı, özne fikri, demokrasi, halk egemenliği, sosyal adalet, bilimsel rasyonalite gibi kavramların Avrupa tarihinin ve düşüncesinin yükünü taşıdığını vurgulamaktadır. Ona göre, sosyal bilimlerin yapısını şekillendiren Batılı filozof ve düşünürlerin kuşaklar boyunca ürettikleri bütün insanlığı kapsayan teorileri, insanlığın önemli bir bölümünü –yani Batı-dışı kültürlerde yaşayanları– kısmen ve hatta bazen tamamıyla dikkate almamıştır. Bu durumun farkında olan Avrupalı filozoflar her zaman bu tavrı teorik olarak meşrulaştırmanın yollarını aramıştır. Üçüncü Dünya sosyal biliminin gündelik paradoksu, bünyevi olarak “biz”den habersiz bu teorileri kendi toplumlarını anlamak için çok kullanışlı bulmasıdır. Chakrabarty Modern Avrupalı âlimlerin ampirik olarak cahili oldukları bu toplumlar hakkında kehaneti andırır öngörülerde bulunma hakkını nereden aldığını sorgulamakta, Avrupa merkezli bakışı iade etmek üzere Avrupayı taşralaştırmaya vaya merkezsizleştirmeye çalışmaktadır.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Avrupa Haritasında Türkiye

    Hazırlayan: Hakan Yılmaz

     

    Bu çalışmada, kültürel karşılaşmanın beş alanında (gündelik hayat, turizm, arkeoloji, edebiyat, plastik sanatlar) Avrupalıların Türkiye’ye bakışları eleştirel bir gözle incelenmiştir. Beş makaleden ve bir giriş yazısından oluşan bu çalışma ile, Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki kültürel algılamalar gibi zor, karmaşık, kökleri uzak geçmişe uzanan, yüklü bir alana giriş yapmış bulunmaktayız. Bazı iddiaların aksine, Avrupa kültürü, tamamlanmış, bitmiş bir yapı değildir. Avrupa’nın coğrafi sınırlarının nerede başlayıp, nerede bittiği, Avrupa kültürünün tarihsel kaynaklarının ne olduğu, bu kültürün yakın gelecekte ve Avrupa Birliği çatısı altında hangi yeni biçimlere bürüneceği gibi konular bugün, Avrupa Birliği içinde ve dışında Avrupalı bürokratlar, politikacılar, entellektüeller, sanatçılar ve sokaktaki insanlar tarafından sıkça tartışılan konulardır. Avrupa Birliği’ne girme arzusunda olan Türkiye’nin düşün insanlarının da Avrupa kültürünün kaynakları, sınırları ve geleceğine ilişkin tartışmaya katılmaları, tartışma gündemine kendi perspektiflerini, kendi bakış açılarını sokmaları şarttır. Bu yapılmadığı takdirde, Türkiye kültürünün Avrupa kültürü içindeki yeri başkaları tarafından tartışılacak ve kararlaştırılacaktır. Bu kitabın, Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki kültürel algılamaların gerçek doğasının anlaşılmasına katkıda bulunacağına inanıyoruz.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Sermayenin “Etik” İnşası

    Yazar: Ahmet Bekmen

    Küresel Üretim ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk

    Büyük şirketlerin, onların küresel tedarikçilerinin, buralarda çalışan işçilerin, çeşitli sosyal aktörlerin ve tüketicilerin buluştuğu yeni küresel uzamda çalışma etiği nasıl yeniden inşa ediliyor?

    Günümüzde sosyal kaygıların ve etik yönelimlerin yerini risk yönetimi, kalite yönetimi ve insan kaynakları yönetimi gibi kavramlar almaya başladı. Endüstriyel ilişkiler ulus-devlet sınırlarını aştığından beri, hukuk dışı yeni kurumlararacılığıyla düzenlemeler yapılıyor. Bu düzenlemeler sırasında toplumsal aktörler arasındaki güç ve iktidar ilişkilerinin yeniden tesis edildiğini görüyoruz. “Etik sorumluluğun” hayata geçirilmesini ve “etik şirketin” yaratılmasını ele alan Sermayenin Etik İnşası, yeni yönetim mekanizmalarının toplumsal öznelerle ilişkisini ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.

    Küresel üretim düzeninin yarattığı yönetim sorunlarına getirilen çözümler çalışma standartlarında pek çok ihlale yol açmakta. Bu tür ihlallerin en sık görüldüğü hazır giyim sektörüne odaklanan Ahmet Bekmen, iş hukukunda yaşanan boşluğun ne tür mekanizmalarla doldurulduğunu, çalışmaya ilişkin etik ve sosyal normlarınne tür teknolojilerle yeniden düzenlendiğini sorgulamakta.

    Çalışma standartlarıyla ilgili skandalların şirketlere ciddi zararlar verdiği günümüz kapitalizminde etik ve sosyal unsurlar şirket yönetiminin ve buna yönelik disiplinlerin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Üretim sürecinin düzenlenmesi ya da işyeri ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi artık yönetim teknolojilerinin alanına giren konular. Sermayenin Etik İnşası, neoliberal anlayışın doğurduğu “etik şirket” kavramının nasıl ahlaki bağlamın dışına çıkarılarak bir yönetsel paradigmaya dönüştüğünü gözler önüne sermekte.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL