Ben Maymun muyum?

Yazar: Francisco J. Ayala
Çevirmen: Ferik Burak Aydar

Evrim Hakkında Altı Büyük Soru

Öne sürülen çok sayıda karşıt görüşe rağmen, “evrim”in en temel bilimsel kuramlardan biri olduğu yadsınamaz. Organizmaların evrimine dair ikna edici kanıtlar sunan Darwin, organizmaların “tasarım”ını açıklayan süreci de keşfetmişti: doğal seçilim.

Evrim kuramı, neden bu kadar farklı türde organizma olduğunu bilimsel olarak açıklar ve bu organizmalar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyar. Evrim kuramı, insanların yeryüzünde nasıl ortaya çıktığını ve diğer canlılarla olan biyolojik bağlarını gösterir. Sürekli evrilen bakterileri, virüsleri ve diğer patojenleri anlamamızı ve bunların sebep olduğu hastalıklara karşı etkin koruma yollarının geliştirilmesini sağlar. Tarım, tıp ve biyo-teknolojideki ilerlemeler, evrim bilgisiyle mümkün olabilmiştir.

Bütün kanıtlara karşın, pek çok insan evrim kuramının tartışmalı olduğunu düşünüyor. Önemli bir genetikçi ve evrimci olan Francisco J. Ayala, insanlar da dahil bütün organizmaların kendilerinden çok farklı atalardan evrildiği olgusunu altı temel soruya verdiği yanıtla ortaya koyuyor: Ben Maymun muyum? Evrim neden bir kuramdır? DNA nedir? Bütün bilimciler evrimi kabul ediyor mu? Yaşam nasıl başladı? Hem evrime hem de tanrıya inanmak mümkün müdür?

 

KİTABA GÖZ ATIN

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Orijinal Adı:

Am I a Monkey?: Six Big Questions about Evolution

Cilt/Kâğıt:

2. Hamur, iplik dikiş, karton kapak

Sayfa Sayısı:

72

Yayın Tarihi:

Ekim 2014

Boyutlar:

21 cm x 13.5 cm

Francisco J. Ayala, University of California’da biyoloji, ekoloji, evrim biyolojisi konularında ders veren, ödüllü bir bilimcidir. Otuzdan fazla bilimsel yapıta ve yüzlerce makaleye imza atmış, Ulusal Bilim Ödülü ve Templeton Ödülü gibi pek çok bilimsel ödül kazanmıştır.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Evrimin Dört Boyutu

    Yazar: Eva Jablonka, Marion J. Lamb
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Yaşam Tarihinde Genetik, Epigenetik, Davranışsal ve Simgesel Değişimler

    Moleküler biyolojinin ulaştığı bulgular, Darwin kuramının gen merkezli yorumuna, yani adaptasyonların sadece şansa dayalı DNA varyasyonlarına dayandırılmasına meydan okuyor. Çünkü günümüzde kalıtım ve evrim görüşlerinde büyük bir devrim yaşanıyor. Bu devrimin peşinden giden ve kalıtımda genlerden başka unsurların da olduğunu ileri süren Jablonka ile Lamb, evrimin “dört boyutu”nun, yani evrimde rol oynayan dört kalıtım sisteminin izini sürüyorlar. Bu sistemler; genetik, epigenetik (ya da özellikleri, DNA temelli olmayan hücresel aktarım sistemleriyle geçirmek), davranışsal ve simgesel (dil ve diğer simgesel iletişim sistemleriyle aktarım) olarak isimlendirilmektedir. Bugün geniş çevrelerce kabul görmüş gen merkezli ve tek boyutlu görüşe kıyasla zengin ve karmaşık bir evrim görüşü ortaya koyan Jablonka ile Lamb’in yeni sentezi, tetiklenmiş ve edinilmiş değişikliklerin de evrimde rol oynadığını açıklığa kavuşturuyor. Jablonka ile Lamb, önce her kalıtım sistemini ayrıntılarıyla ele alıp daha sonra da tüm bu sistemlerin nasıl bir etkileşim içinde olduğunu göstererek parçaları birleştiriyorlar.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Paleontoloji ve Evrim

    Yazar: Derek Turner
    Çevirmen: Nıvart Taşçı

    Felsefi Bir Yaklaşım

    Paleontoloji yeryüzündeki yaşamın tarihini anlayabilmek için fosilleri kullanır. Fakat sadece fosil kayıtlarındaki şablonları ve yönelimleri belgelemekle uğraşmaz; aynı zamanda bunların altında yatan evrimsel süreçlere dair sonuçlar da çıkarmaya çalışır. Darwin, Türlerin Kökeni’ni yayımladığında, daha yaşlı türler ile daha genç olanlar arasındaki “kayıp halkalar”ın neden bulunamadığına ilişkin bir açıklama getirmek zorunda kalmıştı. Bu konuda Darwin, jeoloji kayıtlarının tam olmadığını, tarihöncesi yaşam hakkındaki bilgilerin azımsanmayacak kısmının jeolojik süreçlerle ortadan kalktığını ileri sürmüştü. Onun bu hamlesi paleontolojinin evrim hakkında bize yeni bir şey öğretemeyeceği yönünde bir yoruma yol açtı. Ancak 1970’ler ve 80’lerde eksik halkalarla ilgili varsayım, paleontologlarca değişik şekillerde sorgulanmaya başlandı. Hatta biliminsanları, fosil kayıtlarının eksik olduğu varsayımının kendisini de araştırma konusu haline getirdiler. Toplanan fosil örneklerinin, bütünü homojen bir şekilde temsil etmediği durumları anlayabilirsek, kuramda düzeltmeler yapmanın da mümkün hale geleceğini düşünüyorlardı. Bu biliminsanları paleontolojinin epistemolojisini, bizzat paleontolojinin parçası haline getirdiler.

    Evrimin nedeni olarak doğal seçilim ne kadar önemlidir? Evrimsel tarihin akışı ne ölçüde şansa bağlıdır? Evrim ilerlemeci midir? Bizim gibi dil ve alet kullanan zeki yaratıkların evrimi kaçınılmaz mıdır yoksa varlığımızı tarihsel rastlantılara mı borçluyuz? Kitapta görüşlerine yer verilen yeni paleontologlar bu sorulardan bazılarının yanıtına dair ipuçlarının fosil kayıtlarında yattığını düşünüyorlar.

    Paleontoloji ve Evrim, felsefi düşüncelerin paleontolojiyi derinden etkilediğini öne sürüyor; evrime dair paleobiyoloji devriminin ortaya çıkardığı bazı büyük fikirler ve sorular için felsefi eğilimi güçlü bir rehber olmayı amaçlıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Yok Oluş

    Yazar: David M. Raup
    Çevirmen: Nıvart Taşçı

    Kötü Olan Genlerimiz mi Şansımız mı?

    Yok Oluş, yaşamın yeryüzündeki tarihini konu almaktadır ve biyolojik kökenlerimizin, en az evrenimizin fiziksel kökenleri kadar önemli ve ilginç olduğu inancıyla yazılmıştır. Kitap bütünüyle, organik evrimin az ilgi gören bir yüzü olan yok oluş, yani tür ölümü üstünde durmaktadır. Ortaya attığı temel soru şudur: Jeolojik geçmişte ölmüş olan milyarlarca tür, sırf yeterli olmadıkları için mi (kötü genler yüzünden mi), yoksa yalnızca yanlış zamanda yanlış yerde oldukları için mi (kötü şans yüzünden mi) yok oldu? Türler hayatta kalmak için mücadele mi eder yoksa kumar mı oynar? Bu soru başka bir soruyu daha doğurmaktadır: Bizler, doğal bir üstünlükten ötürü mü buradayız (serçe parmakla birleşebilen başparmaklarımız, büyük beyinlerimiz gibi), yoksa sadece şanslı olduğumuzdan mı? Diğer bir ifadeyle, en uygun olan hayatta kalır doktrininin üzerine basa basa söylediği gibi, yaşamın evrimi gerçekten de adil bir oyun mu?

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL