Karar Ânı

Yazar: Jonah Lehrer
Çevirmen: Ferit Burak Aydar

Beynimiz Karar Vermemizi Nasıl Sağlıyor

İnsanlar karar aldıkları ilk günden beri nasıl karar aldıkları konusunda kafa yormuşlardır. Yüzyıllar boyunca insan davranışlarını dışarıdan gözleyerek, karar alma üzerine incelikli teoriler geliştirmişlerdir. Beyin tam bir kapalı kutu olduğu için bu düşünürler insanın kafasının içinde gerçekte neler olup bittiği hakkında fiilen sınanamayan bazı varsayımlara dayanmak zorunda kalmışlardı.

Bu kitapta Jonah Lehrer, sinirbilimin bulguları ışığında kararlarımızı nasıl verdiğimizi inceliyor. Karar öncesinde beynimizin içinde neler olup bittiğini aydınlatmaya çalışıyor. Uçak pilotlarının, oyun kurucularının, dizi yönetmenlerinin, poker oyuncularının, profesyonel yatırımcıların, seri katillerin günlük hayatta aldıkları kararları irdeliyor.

Beyin açısından bakıldığında, iyi bir kararla kötü bir karar arasında ince bir çizgi vardır. Bu kitap işte bu ince çizgiyi ele alıyor.

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Orijinal Adı:

How We Decide

Cilt/Kâğıt:

Karton kapak, Amerikan cilt, 2. Hamur

Sayfa Sayısı:

302

ISBN No:

978-605-4238-40-8

Yayın Tarihi:

Şubat 2016

Boyutlar:

21 cm x 13.5 cm

Jonah Lehrer
Lisans eğitimini Columbia Üniversitesi’nde tamamladı ve Oxford Üniversitesi’nde çalışmalar yaptı. Nobel ödüllü sinirbilimci Eric Kandel’in laboratuvarında ve Le Cirque 2000 ve Le Bernardin restoranlarının mutfaklarında çalıştı. Boston Globe ve Washington Post gazetelerinde, Nature, The New Yorker ve Seed dergilerinde yazıları yayımlanmaktadır; ayrıca NPR radyosuna da katkıda bulunmaktadır. Proust Bir Sinirbilimciydi (2009) ve Karar Ânı (2010) isimli kitapları daha önce yayınevimizce basılmıştı.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Beyindeki Hayaletler

    Yazar: Sandra Blakeslee, V. S. Ramachandran
    Çevirmen: Levent Öztürk

    İnsan Zihninin Gizemlerine Doğru

    İki yüzyıldır süren araştırmalara rağmen, Yüzleri nasıl tanırız? Niçin ağlarız? Neden güleriz? Neden rüya görürüz? Neden müzik ve sanattan zevk alırız? gibi insan zihni konusundaki en temel sorulara cevap veremiyoruz. Çok daha büyük bir soru olan “Bilinç nedir?”in de hâlâ bir yanıtı yok. Ne var ki yeni deneysel yaklaşımlar ve görüntüleme tekniklerinin gelişimiyle birlikte insan beynine dair anlayışımız da yavaş yavaş değişmekte.

    Sinirbilimin Sherlock Holmes’u V. S. Ramachandran’ın bu kitabı, birçok nöroloji hastasının gerçek yaşam öykülerinden oluşuyor. Ramachandran; hayalet uzuvlar, beden imgesi ve benliğin aldatıcı doğasına dair bulgularından bahsettiği bu kitabının her bölümünde okuru şaşırtıyor, ve birbirinden ilginç vakalar üzerinden insan doğası ve zihninin bizden sakladığı bazı yönlerini aydınlatıyor.

    Omzunun üzerinden arkaya bakıp da kökeni hakkında sorular soran, bu kılsız ve çocuksu primatta kesinlikle tuhaf bir şey var. Daha da tuhafı, beynin başka beyinlerin nasıl çalıştığını keşfetmesi değil yalnızca, aynı zamanda kendi varlığıyla ilgili sorular da sormasıdır: Ben kimim? Ölümden sonra ne oluyor? Zihnimin kökeni beynimdeki sinir hücreleri mi? Eğer böyleyse, özgür iradenin amacı ne? İşte nörolojiyi büyüleyici yapan, bu soruların –beyin adeta kendini anlamak için mücadele etmektedir– özgün ve kendini yineleyen niteliğidir.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Proust Bir Sinirbilimciydi

    Yazar: Jonah Lehrer
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    1977-1984 Döneminin Günlük Olayları Hakkında

    Lehrer, sinirbilimdeki son çalışmaların ışığında; Proust’un romanlarının belleğimizin, Cézanne’ın resimlerinin görme duyumuzun, Stravinski’nin müziğinin işitsel algımızın, Stein’ın şiirsel arayışlarının dil yetimizin, Woolf’un bilinçakışı metinlerinin ise zihnimizin çalışma ilkelerini nasıl da doğru bir şekilde önceden ortaya koyduklarını çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

    Sanat ve bilimin, bunca zamandır birbiriyle iletişim kuramayan iki farklı kültürün artık konuşması gerektiğini söyleyen bu kitap, biz kimiz sorusuna ikili bir cevap öneriyor: “Rüyaların yapıldığı maddeden yapılmışız, ama aynı zamanda yalnızca maddeyiz.”

     

    OLIVER SACKS

    İnsan doğasına ilişkin derin içgörülerin önce şairlerin ve sanatçıların payına düştüğü, bilimciler tarafından ancak yıllar sonra sistemli şekilde araştırıldığı yeni bir görüş değildir. Ama bu görüşün bu kadar çarpıcı bir şekilde ortaya serildiğini ilk defa görüyorum. Jonah Lehrer “iki kültür” arasındaki köprüleri kolaylıkla ve incelikle kurduğu bu ilk kitabında, sinirbilim algı, dil, iletişim, bilinç ve hafıza hakkındaki en son tespitleriyle olduğu kadar Cézanne, Proust, George Eliot, Stravinski, Gertrude Stein ve Virginia Woolf’la da içli dışlı bir yazar olarak karşımıza çıkıyor.

     

    JACQUES PEPIN

    Jonah Lehrer bu kitapta yemek yapmanın kimyadan ibaret olmadığını harikulade bir tarzda gösteriyor. Bilim ve tekniğin ötesinde yetenek, sezgi ve içgüdüler de vardır ve bunlar da olduğunda, sanat ve bilim el ele verip ortaya enfes bir yemek çıkartacaktır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Hayal Gücü: Yaratıcılığın Sırrı Nedir?

    Yazar: Jonah Lehrer
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    Yaratıcılığın Sırrı Nedir?

    En önemli zihinsel yeteneğimiz “var olmayanı hayal etme” kabiliyetidir. Bu yeteneği bir ön kabul olarak alır ve hiç üzerine düşünmeyiz, oysa yaşamlarımızı tanımlayan şey yaratıcılığımızdır. Radyodaki pop şarkıları, cebinizdeki elektronik cihaz, duvardaki sanat eseri, penceredeki klima, ecza dolabındaki ilaç, üzerinde oturduğunuz koltuk ve elinizdeki kitap.

    İnsanın hayal gücünün açık öncülleri yoktur. İnsan korteksinde genişlemiş bir yaratıcılık modülü ya da diğer primatlarda bariz olan bir proto-yaratıcı itki yoktur. Maymunlar resim yapmaz, şempanzeler şiir yazmaz; sorun çözebileceği yönünde herhangi bir işaret veren hayvanların sayısı çok azdır. Başka bir deyişle, yaratıcılığın doğuşu diğer içgörüler gibi olmuştur, yani kaynağı belirsizdir.

    Neden bazı şehirler icat veya sanat merkezidir? Sınıfta hangi tür teknikler çocukların yaratıcılığını artırır? İnternet hayal gücümüzü besler mi, köreltir mi? Görünüşte alakasız etkenlerin (örneğin duvarın renginin ya da bir işyerinde tuvaletin konumunun) yaratıcı üretim üzerinde çarpıcı bir etkisi var mıdır? Hayal Gücü’nde bütün bu soruların yanıtları aranıyor.

    Yaratıcılık öbür dünyaya ait bir şey ya da sanatçılara, mucitlere ve diğer “yaratıcı tipler”e özgü bir süreç olarak görülmemelidir. Neticede, insan zihni, işleyiş sisteminin ayrılmaz bir parçası olan yaratıcı bir itkiye sahiptir. Beyin her saniye otomatik olarak yeni çağrışımlar kurar, sürekli sıradan bir x’i beklenmedik bir y’ye bağlar. İşte bu kitap bunun nasıl olduğunu ele alıyor; nasıl hayal ettiğimizin hikâyesi anlatıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL