Karnaval ve Yamyam

Yazar: Jean Baudrillard
Çevirmen: Oğuz Adanır

 

JEAN BAUDRILLARD

Eğer doğal dünya bize bağışlanmış olan bir şeyse, bu durumda ona bir karşılık verilmesi gerekmektedir. Karşılık verilemiyorsa bu durumda doğal dünyanın yok edilmesi gerekir. İnsanlık da doğal dünyaya karşı bu şekilde davranmakta ve modernleşmenin başlangıcından bu yana onu garip bir şekilde yok etmeye, soyut bir varlığa dönüştürmeye ve kendisinden tamamıyla kurtulmamızı sağlayacak egemen bir yapı oluşturmaya çalışmaktadır. Sanırım doğal dünyanın yerine kendi ellerimizle oluşturduğumuz dünya boyutlarına oluşan bir güç koyarak, aynı boyutlara ulaşan teknolojik bir dolap çevirerek, yani denetim altına alınabilen bir evren oluşturarak başlangıçtan bu yana bize bir karşılık beklenmeden verilen ve kıymetini bilmeyerek yitirdiğimiz her şeyin zihnimizde yol açtığı kaygıdan kurtulmaya çalışıyoruz.

Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Orijinal Adı:

Carnaval et cannibale

Cilt/Kâğıt:

2. Hamur

Sayfa Sayısı:

64

ISBN No:

978-605-4238-79-8

Yayın Tarihi:

Nisan 2012

Boyutlar:

21 cm x 13.5 cm

Jean Baudrillard (1929-2007) postyapısalcı felsefe ve postmodernizm üzerine çalışmalarıyla ünlenmiş bir düşünürdür. Sorbonne Üniversitesi'nde Almanca okudu. Mezun olduktan sonra bir süre eğitim kurumlarında Almanca öğretti. 1950-1960’lar arasındaki dönemde, Cezayir sorunu yaşamını ve düşüncesini fazlasıyla etkiledi. Almanca öğrettiği bu dönemde sosyoloji dalındaki doktora tezine de devam etti. 1966’da doktora tezini bitirdi. Eyül 1966’da Université de Paris-X Nanterre’de asistan oldu. 1968'deki öğrenci eylemlerinin etkisinde kaldı, Yapısal Marksizm ve medya teorileriyle ilgilendi. 1972’de aynı üniversitede profesör olarak sosyoloji öğretmeye başladı. 1987’den 1990’a kadar Université de Paris-IX Dauphine’de görev aldı. Çok sayıda önemli esere imza atmıştır.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Çaresiz Stratejiler

    Yazar: Jean Baudrillard
    Çevirmen: Oğuz Adanır

     

    Tamamen gereksizleşen radikal bir eleştiriyle giderek mükemmelleştiği sanılan bir dünyada her türlü olumsuzluğa bir son verilmeye çalışılır, eleştirel düşünce sosyalizm adlı yazlık evine çekilir, ortada arzulanacak bir şey kalmazsa şeyleri yeniden o açıklanması olanaksız başlangıç noktasına geri göndermekten başka ne yapabiliriz ki?

    Bulmaca sorma işi tersine dönmüştür. Eskiden Sphinks insanlara, insanlarla ilgili sorular sorardı. Oidipus bu soruları yanıtladığını sanmıştı. Biz de öyle sandık. Oysa günümüzde insan yaratığa, yani Sfenks’e yaratık, yazgı, girişimlerimizle nesnel yasalara karşı dünyanın yaptığı saygısızlık konusunda sorular sormaktadır. İnsandan daha kurnaz olan nesneyse (Sphinks) artık hiçbir soruya yanıt vermemektedir. Ancak yasaları çiğneyip arzuyla dalga geçtiği sırada kimi sorulara istemeden de olsa yanıt vermiş olmalıdır.

    Bize de bu açıklanması olanaksız görünen soruların üstüne üstüne gitmek ve sıradan stratejilere çaresiz stratejilerle karşı çıkmaktan başka bir seçenek kalmamıştır.

     

    KİTABA GÖZ ATIN
  • Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm

    Yazar: Jean Baudrillard
    Çevirmen: Oğuz Adanır

     

    Modern toplumsal örgütlenme biçimi, ilkel toplumlarınki gibi, simgesel değiş tokuş üzerine oturmamaktadır. Modern toplumlar belki de bu yüzden, değer yasasının beklentilerine yanıt vermeyen bu simgesel düzenden, ölümden korkarcasına kaçmaktadırlar.

    Marx’tan bu yana belli bir devrimci düşüncenin, değer yasasından sıyrılmaya çalışmış olduğundan kuşku duyulamaz; ne var ki, bu, uzun bir süre önce kitabına uydurulmuş bir devrim düşüncesidir. Hiç kuşkusuz psikanaliz de bir saplantı haline getirdiği bu simgesel düzenden, onu, bireysel bir bilinçaltı içine tıkıp, Baba Yasası, iğdiş edilme ve gösterilene indirgeyerek, kaçmaya çalışmaktadır. Simgesel düzene hep bir Yasayla karşı konulmaya çalışılmaktadır. Yasadan kaçabilmek imkânsız gibidir.

    Oysa her türlü ekonomi politik ve libidinal ekonomi anlayışının ötesinde kalan; her an tanık olduğumuz değeri yok etme ilkesi üstüne oturan bir toplumsal ilişki biçiminin, bize, model olarak ilkel oluşumları işaret ettiği görülmektedir. Bu eski toplumların kesinlikle ütopik olduğu söylenebilecek yaşam biçimleri, toplumumuzun tüm katmanlarında çatlaklara yol açabilecek özelliklere sahiptir. Bu kitap emek, moda, vücut, ölüm, şiir dili gibi çeşitli alanlardan yola çıkarak oluşturdukları bu tabloyu çözümlemeye çalışmaktadır. Bu metin, günümüzde halen yerleşik disiplinler olarak kabul edilen bu alanları birer simülasyon modeli olarak değerlendirmekte ve çözümlemektedir. Hangisi doğrudur: gerçekliğe ayna tutmak mı, yoksa kuramsal bir meydan okuma mı?

    Verileni fazlasıyla iade etme uygulamasıyla süreci tersine döndürmek, değiş tokuşu kurban etme uygulamasıyla tersine çevirebilmek; zamanın döngüsellik, üretimin yok etme, yaşamın ölüm tarafından tersine çevrilmesi; anagramın her dilsel terim ve değeri tersine çevirmesi; sonuç itibarıyla bütün bu alanlara egemen olan zaman, dil, ekonomik değiş tokuşlarla, birikim üstüne oturan çizgisel bir iktidar anlayışına son veren biçimin adı, tersine çevirmedir. Tersine çevirme bizim açımızdan ölmek ve yok edilmek anlamına gelmektedir. Simgesel, yok edici ve öldürücü bir biçimdir.