Kod Ekonomisi

Yazar: Philip E. Auerswald

Çevirmen: Mehmet Doğan

Kırk Bin Yıllık Bir Tarih

Taş Devri’nde kullanılan bir balta ile Julia Child’ın mayonez tarifi ve Burning Man festivalinin ortak noktası nedir? Hepsi de kodun işleyişine dair örneklerdir.

“Kod” nedir? Neolitik dönemin basitliğinden modern devrin karmaşıklığına doğru evrilmiş olan insan medeniyetinin DNA’sıdır. Gelişimin “nasıl”ılır. Bir fikrin ürüne, tarifin yemeğe dönüşme şeklidir. Şehirlerin kurulduğu, sanayinin geliştiği süreçtir.

Alfabenin icadından Blockchain’in ortaya çıkışına uzanan süreci sürükleyici bir öykü gibi sunmayı başaran Philip Auerswald, insanlık tarihini meydana getiren ana unsurun kodun gelişimi olduğunu belirtiyor. Yüzyıllar içinde kodun gelişiminde yaşanan bütün önemli aşamalar toplumun yapısında bir kırılma yaratırken, insanın eylemlerini olduğu kadar varoluşunu da yeniden şekillendirdi.

Günümüzde bu aşamaların en yenisini yaşıyoruz. Kod Ekonomisi, kodun gelişimiyle birlikte çalışmanın doğasının ve insanlık deneyiminin bir kez daha değiştiğini ortaya koyuyor.

Auerswald, günümüz ekonomisinde değerin nasıl yaratıldığına ve geleceğin ekonomisinin nasıl şekilleneceğine dair özgün bir çalışmaya imza atıyor.

Kategori:

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Cilt/Kâğıt:

Karton kapak, iplik dikiş, İkinci hamur 80 gr.

Sayfa Sayısı:

278

ISBN No:

978-605-68425-2-8

Yayın Tarihi:

Ağustos 2018

Boyutlar:

23 cm x 16 cm

Philip E. Auerswald, George Mason Üniversitesi Kamu Politikaları bölümünde ders veriyor. Girişimcilik, teknoloji, yenileşme alanlarında çalışan Auerswald, küresel ölçekte yaşanan sorunlara getirilen yenilikçi çözümlerin ele alındığı Innovations dergisinin kurucuları ve editörleri arasında.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Yapay Zekâ

    ,
    Yazar: Nils J. Nilsson

    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Geçmişi ve Geleceği

    Yapay Zekâ (YZ) arayışında elli yıl boyunca yer aldım; bu elli yıl benim bütün meslek yaşantımı ve bu alanın bütün ömrünü kapsar. Bu arayışın başlangıcından bugününe kadar olan öyküsünü “içeriden birinin” anlatması bana iyi bir fikir gibi geldi. Aklımda üç tür okur var: Birincisi, bilimsel konulara meraklı ve YZ hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen okur topluluğu. İkinci grup ise, teknik ya da mesleki alanlarda çalışanlardan oluşuyor. Her iki okur zümresine de, kitapta karmaşık matematik formülleri ve bilgisayar jargonu olmayacağına, bol bol grafik sunacağıma, YZ programlarının ve tekniklerinin nasıl işlediğini berrak bir şekilde açıklamak için elimden geleni yapacağıma söz veriyorum. Üçüncü okur topluluğu, YZ araştırmacılarından, öğrencilerinden ve öğretmenlerinden oluşuyor. YZ’nin denediği, işe yaramış ya da yaramamış şeyleri bilmek, ayrıca tarihsel veya başka türlü bilgileri içeren sağlam bir kaynağa ulaşmak bu kesim için faydalı olacaktır. Bu alanın tarihini bilmek, bu alanda çalışanlar için önemli. Öncelikle, bir zamanlar keşfedilip sonra terk edilmiş olan pek çok fikir, teknolojik imkânların artmasıyla yaşam şansı bulabilir.

    Elinizdeki kitap, YZ’nin tarihini aşağı yukarı belli bir zaman sırası takip ederek anlatıyor. Kimi aktörleri ve olayları içermiyor olabilir, ama umuyorum ki hikâyem, YZ’nin başlıca fikirlerini, anlaşmazlıklarını, uygulamalarını, sınırlarını makul biçimde yansıtabiliyordur. Bu işte yer almış şahsiyetlerden ziyade fikirlere ve bunların nasıl hayat bulduğuna odaklandım. Bana kalırsa, YZ tarihini anlamak için, YZ programlarının gerçekte nasıl çalıştığını en azından genel hatlarıyla kavramak önemli.

    YZ’nin başlıca hedefi, yani aradığımız o büyük “ödül” nedir? Bana kalırsa Yapay Zekâ, insanların yapabildiği şeylerin çoğunu özellikle de “zekâ” gerektiren şeyleri yapan insan eseri araçlardır. YZ gelecekte pek çok alanda hayatımızda yer alacak gibi görünüyor. İnanıyorum ki günün birinde, YZ araştırmacıları bilinçli olduklarına herkesi inandıracak makineler inşa edebilecek. Bu hayalimizin gerçekleştiği zamanları hayal ederken bazı soruların zihnimizi kurcalamasına engel olamıyoruz: O günler geldiğinde, bu makinelerin bizlerle ve birbirleriyle savaşmasını olanaksız kılacak bir toplumsal düzen kurmayı başarabilecek miyiz? Hatta makineler için, sadece toplumsal açıdan kabul gören hedeflere hizmet etmenin ne anlama geldiğini tanımlamış olacak mıyız? Bu ve benzeri endişeleri hem bilgisayar bilimcileri hem de hümanistler taşıyor. Gelecekte yazarlar, bu maceranın öyküsünü anlatmayı hiç şüphesiz sürdürecek. Günün birinde bu yazarlardan biri, Aristoteles’in düşüncelerinden yaklaşık iki bin beş yüz yıl sonra, “ya bizim emrimizde ya da ihtiyaç halinde kendi işini icra eden” araçlarımızın olduğunu yazabilecek.

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Sermayenin “Etik” İnşası

    Yazar: Ahmet Bekmen

    Küresel Üretim ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk

    Büyük şirketlerin, onların küresel tedarikçilerinin, buralarda çalışan işçilerin, çeşitli sosyal aktörlerin ve tüketicilerin buluştuğu yeni küresel uzamda çalışma etiği nasıl yeniden inşa ediliyor?

    Günümüzde sosyal kaygıların ve etik yönelimlerin yerini risk yönetimi, kalite yönetimi ve insan kaynakları yönetimi gibi kavramlar almaya başladı. Endüstriyel ilişkiler ulus-devlet sınırlarını aştığından beri, hukuk dışı yeni kurumlararacılığıyla düzenlemeler yapılıyor. Bu düzenlemeler sırasında toplumsal aktörler arasındaki güç ve iktidar ilişkilerinin yeniden tesis edildiğini görüyoruz. “Etik sorumluluğun” hayata geçirilmesini ve “etik şirketin” yaratılmasını ele alan Sermayenin Etik İnşası, yeni yönetim mekanizmalarının toplumsal öznelerle ilişkisini ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.

    Küresel üretim düzeninin yarattığı yönetim sorunlarına getirilen çözümler çalışma standartlarında pek çok ihlale yol açmakta. Bu tür ihlallerin en sık görüldüğü hazır giyim sektörüne odaklanan Ahmet Bekmen, iş hukukunda yaşanan boşluğun ne tür mekanizmalarla doldurulduğunu, çalışmaya ilişkin etik ve sosyal normlarınne tür teknolojilerle yeniden düzenlendiğini sorgulamakta.

    Çalışma standartlarıyla ilgili skandalların şirketlere ciddi zararlar verdiği günümüz kapitalizminde etik ve sosyal unsurlar şirket yönetiminin ve buna yönelik disiplinlerin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Üretim sürecinin düzenlenmesi ya da işyeri ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi artık yönetim teknolojilerinin alanına giren konular. Sermayenin Etik İnşası, neoliberal anlayışın doğurduğu “etik şirket” kavramının nasıl ahlaki bağlamın dışına çıkarılarak bir yönetsel paradigmaya dönüştüğünü gözler önüne sermekte.

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL

     

    KİTABA GÖZ ATIN