Nietzsche ve Dil

Hazırlayan: Abdullah Onur Aktaş
Çevirmen:Abdullah Onur Aktaş, İdil Yavuz Aktaş, Necdet Yıldız, Serkan Özçiftci

Erken Dönem İki Makale ve Yorumları

Kendini evrenin merkezinde sanan insanın diğer bütün varlıkları aşağı gören kibri tarihsel süreç içinde birkaç büyük sarsıntı geçirdi. Bunlardan birisi dünyanın yuvarlak olduğu ve güneşin etrafında döndüğü gerçeğinin ortaya konmasıydı. Bir diğeri bütün canlılarla akraba olduğumuzun anlaşılmasıydı. Başka bir sarsıntı ise dilimizin “gerçekliği” kavradığı ve hatta bu “gerçekliği” ifade edebildiği iddiamızda gerçekleşti. Nietzsche, çeşitli eserlerinde dile ilişkin bu mite öldürücü darbeler indirmiştir. Elinizdeki kitap Nietzsche’nin 1871 ve 1872 yıllarında yazdığı iki erken dönem yazısına odaklanıyor. Bu makalelerden birincisi yeni bir çeviriyle okurla buluşurken ikinci makale ilk kez Türkçeye çevriliyor. Farklı felsefecilerin bu iki makaleyi inceledikleri yazıları ise Nietzsche’nin dil hakkındaki düşüncelerini değişik açılardan ele alıp yorumluyor. Ortaya çıkan kompozisyon, Nietzsche’nin daha ilk yazılarından itibaren ne kadar büyük bir filozof olduğunu bir kez daha gösteriyor.

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:

Ek bilgi

Hazırlayan(lar):

A. Onur Aktaş

Çevirmen:

, , ,

Cilt/Kâğıt:

Karton kapak, Amerikan cilt, iplik dikiş, 2. Hamur

Sayfa Sayısı:

174

ISBN No:

978-605-4787-84-5

Yayın Tarihi:

Mart 2017

Boyutlar:

21 cm x 13,5 cm

Abdullah Onur Aktaş(1979, Ankara) ODTÜ İstatistik Bölümü’nde lisans, ODTÜ Felsefe Bölümü’nde de yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. Aynı bölümde 2005-2012 yılları arasında araştırma görevlisi olarak çalıştı. Doktora çalışmalarını geliştirme amacıyla TÜBİTAK bursu ile Almanya’nın Mainz kentindeki Johannes Gutenberg Üniversitesi Schopenhauer Araştırmalar Merkezi’nde bulundu. Bir dönem Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda “Müzik Felsefesi” dersi verdi. Şu an Çankırı Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesidir. Çalışmalarının yoğunlaştığı alanlar müzik felsefesi ve Kant sonrası Kıta Avrupası felsefesidir (özellikle Schopenhauer ve Nietzsche). Çeşitli dergilerde yayımlanmış makaleleri dışında yayımlanmış bir kitabı mevcuttur: Aynılığın Tekrarından Biricikliğin Büyüsüne (Yeni İnsan, 2016).

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Âdem’in Dili

    ,
    Yazar: Derek Bickerton
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    İnsan Lisanı Nasıl Yarattı, Lisan İnsanı Nasıl Yarattı

    Derek Bickerton, bugün sahip olduğumuz haliyle bir lisan yaratmak için biyolojinin ve kültürün nasıl bir etkileşim içine girmiş olabileceğini araştıran az sayıdaki kişiden birisidir. Bickerton “Sanırım bazı insanlar, gitgide zekâları artan atalarımızın bir gün uyanıp, o küçük zeki kafalarıyla lisanı doğaçlama icat ettiklerini düşünüyor hâlâ” diyor. Bickerton’a göre lisan evrimsel bir adaptasyondur, zira öyle olmak zorundadır; tıpkı dik yürümek, vücut kıllarının dökülmesi ya da kavrayıcı başparmaklar gibi. Fakat tam olarak ne tür bir evrim söz konusudur? İşte bu kitap bu soruya yanıt arıyor.

    Başta insan olmak üzere pek çok türün, ellerinden geldiği ölçüde çevre şartlarını kendi gereksinimlerine uydurduğu artık bilinen bir gerçek. Dil yetisi de, niş inşasının, yani çevresel şartları kendi gereksinimlerimize uydurmamızın bir parçası. Bickerton’a göre lisan, özgül bir nişten doğmuş ve gitgide daha incelikli nişler kurmamızı mümkün kılmıştır.

    En son araştırmalar göstermektedir ki atalarımız başlangıçta, büyük hayvanların leşleriyle besleniyordu ve öteki leşçillerle vahşi bir rekabete girişmişti. Bickerton’a göre bu rekabette başarıyı, ancak yeterli sayıda adam toplayarak yakalamış olmaları makul bir çıkarımdır. Bunu yapmanın tek yolu vardı; karıncaların ve arılarınki gibi bir hayvan iletişim sisteminin ötesine geçmek.

    O halde yaklaşık iki milyon yıl geriye gidelim ve nelerin gerçekleşmiş olabileceğine bir bakalım.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Dilin Mimarisi

    Yazar: Noam Chomsky
    Çevirmen: İsa Kerem Bayırlı

    Noam Chomsky dil ve zihin konusunda en yaratıcı ve en çok yayın yapmış yazarlardan birisidir. Birçok kitap ve makale yazmış olmasının yanı sıra, bu konularda dünyanın çeşitli yerlerinde konuşmalar yapmış, bu konuşmalardan bazıları da kitap olarak yayımlanmıştır. Dilin Mimarisi Chomsky’nin Ocak 1996’da Delhi’de yaptığı bir konuşmanın ve onu izleyen soru-cevap bölümünün metninden oluşmaktadır.

    Chomsky, içerikçe son derece zengin bu konuşmasında, dille ilgili ilk çalışmalarından başlayıp Yetinmeci Çizgi’nin ortaya çıkışına kadar geçen zaman içindeki olayların tarihsel bir dökümünü sunuyor. Felsefi ve kavramsal konular ile teknik yenilikleri ve ampirik çalışmaları bir araya getiriyor. Ayrıca, dil yetisinin de içinde olduğu bilişsel sistemlerle ilgili mevcut çalışmaların dayandığı varsayımları açıklıyor ve araştırmaların ilerleyebileceği doğrultularla ilgili işaretleri ortaya koyuyor. Çağdaş üretici dilbilgisinin tarihini merak edenler bu konuşmayı son derece öğretici bulacaklar.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Simgesel Düşüncenin Doğuşu

    ,
    Yazar: Alan Barnard
    Çevirmen: Mehmet Doğan

     

    Pek çok canlı türü iletişim kurar ama sadece insanlar bir dile sahip; yalnızca insanlar simgeler aracılığıyla iletişim kuruyor. Dolayısıyla simgelerle düşünmek insana özgü bir nitelik. Her ne kadar ilk-insanlar “düşünebilse”, hatta yaratıcı olsalar da, iletişim amaçlı mecaz yapma, simgeler geliştirme ya da sanatsal yaratıcılık becerilerinden yoksunlardı. Ayrıca üzerine kafa yorulacak ya da başkalarıyla paylaşılacak mistik fikirlere de sahip değillerdi. Yalnızca avcı-toplayıcılar zengin ve karmaşık bir dil konuşabiliyorlardı. Alan Barnard’a göre, insan olmanın anlamı, demir, buhar, elektronik çağlarındaki toplumsal yaşam kadar avcı-toplayıcıların toplumsal yaşamında da saklıdır. Avlanmak, meyve ve bitki toplamak türümüzün “doğal” geçim yollarıdır ve simgesel düşüncenin doğuşunda da mevcuttular. İnsanlık durumu, başka insan toplumu türlerine kıyasla en berrak haliyle avcı-toplumlarda görülmektedir. Simgesel Düşüncenin Doğuşu, avcı-toplayıcı düşünce biçiminin kökenine ve simge marifetiyle doğayla, dünya ruhuyla ve insanlarla iletişimin başlangıcına göz atmaya çalışıyor.

    Simgesel düşünce bir kez vücut bulunca dili, ritüeli, müziği, sanatı, inancı etkiler ve ardından daha teşekküllü bir dil gelişir. Bu kültürel biçimlerden de nihayetinde, mitolojik düşünce için gerekli olan dilsel karmaşıklık filizlenir, yani mit aracılığıyla simgesel düşüncenin gitgide daha kapsamlı permütasyonları ortaya çıkar. Mitolojik düşünce, giderek daha karmaşıklaşan bir dil gerektirir, ardından bu da giderek karmaşıklaşan mitolojik ve simgesel bir düşünme biçimi doğurur.

    Alan Barnard bu çalışmasında ilgisini, dilsel karmaşıklık ile kültürel karmaşıklık ilişkisine ve sosyal antropolojinin görkemli sorularından birisi olan simgesel düşünmenin kökenlerine yöneltiyor; insanların simgelerle düşündüğü tahminen son 130.000 yılın kısa bir tarihçesini ortaya koymaya çalışıyor.
     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL