Rusya’nın Kısa Tarihi

Yazar: Paul Bushkovitch
Çevirmen: Mehmet Doğan

 

20. yüzyılın büyük bölümünde bir ülkeden çok sosyalizm fikrinin temsili olarak görülen Rusya, siyaseti, ekonomisi ve kültürü hakkında önemli tartışmalar yapılmasına karşın, pek çok açıdan kapalı kutuydu. Sovyetler Birliği’nin çöküşü, Rusya’da tarihle ilgili çok sayıda yayını gün yüzüne çıkardı. Bugün Rusya tarihi Sovyet deneyimiyle sona ermeyen bin yıllık bir dönem sayılıyor. Rusya’nın 1917’den önceki ve sonraki tarihini her yönüyle içeren Rusya’nın Kısa Tarihi pek çok farklı unsurun harmanı olan Rusya’yı bir tablo gibi önümüze seriyor.

Rusya tarihini 9. yüzyıldan alarak günümüzdeki gelişmelere dek inceleyen Paul Bushkovitch, Rusya’nın yalnızca siyasi tarihini değil, edebiyat, sanat ve bilim alanlarındaki serüvenini de sunuyor. Farklı alanlardan tanınmış şahsiyetleri yaşadıkları dönem içinde tanıtan kitap ayrıca Rus halkının kökeninden Ortodoks inancının etkilerine, asırlar içinde değişen gündelik yaşam alışkanlıklarından toplumsal hareketlere kadar sayısız konuda fikir veriyor.

Rusya’nın Kısa Tarihi, Rusya’yı anlamak ve Rus halkının tarihini öğrenmek için temel bir eser niteliğinde.

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Orijinal Adı:

A Concise History of Russia

Cilt/Kâğıt:

Karton kapak, Amerikan cilt, iplik dikiş, 2. Hamur

Sayfa Sayısı:

469

ISBN No:

978-605-4787-37-1

Yayın Tarihi:

Mayıs 2016

Boyutlar:

21 cm x 13,5 cm

Paul Bushkovitch Harvard Koleji ve Columbia Üniversitesi’nde eğitim görmüştür. 1975’ten beri Yale Üniversitesi Tarih Bölümü’nde ders veren yazarın belli başlı çalışmaları şunlardır: The Merchants of Moscow (1580-1650) (1980), Religion and Society in Russia: The Sixteenth and Seventeenth Centuries (1992) ve Peter the Great: The Struggle for Power 1671-1725 (2001).

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Yunanistan’ın Kısa Tarihi

    Yazar: Richard Clogg
    Çevirmen: Dilek Şendil

     

    1830’da bağımsızlığını kazanan Yunanistan’ın tarihine Ortodoks Hıristiyanlık ve Osmanlı yönetimi büyük ölçüde damgasını vurmuştur. 1981 yılında Avrupa Topluluğu üyeliğine alınan ilk Doğu Avrupa ülkesi olmuştur. Yunanlar bir diaspora halkıdır; Osmanlı yönetimi sırasında gelişen göç hareketleri günümüze kadar sürmüştür. Yunan devleti ortaya çıkmadan önce, on sekizinci yüzyılın sonlarında, Yunan tüccarlar Doğu Akdeniz’de, Balkanlar’da ve Hindistan gibi uzak yerlerde bir ticaret imparatorluğu kurmuşlardı. On dokuzuncu yüzyılda göçlerin yönü Mısır’a, Rusya’nın güneyine; yüzyılın sonlarındaysa Amerika Birleşik Devletleri’ne, Kanada’ya ve Avustralya’ya doğru gelişti. Bu etmenler, hem Balkan, hem Akdenizli, hem de Avrupalı olan, Osmanlı’dan da izler taşıyan bir ülkenin tarihini daha da ilginç kılmaktadır. Yunanistan’ın Kısa Tarihi, ulusal hareketin ilk kıpırdanmalarının başladığı on sekizinci yüzyıl sonlarından bugüne dek modern Yunanistan’ın tarihine kısa bir giriş sunmaktadır. Halen yaşanan ekonomik kriz ülke tarihinde bir dönüm noktasına işaret etmektedir.

    Kitabın sonunda, bugünün siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmelerinin de incelendiği bir bölümle birlikte tablolar, haritalar, fotoğraflar ve okuma önerilerini içeren bir listede de yer almakta.

    Kitap, Helen kültürünü konu alan en iyi kitap olarak Runciman Ödülü’nü aldı ve on iki dile çevrildi.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • İspanya’nın Kısa Tarihi

    Yazar: William D. Phillips Jr , Carla Rahn Phillips
    Çevirmen: Tuna Erkmen

     

    İspanya farklı unsurlar barındıran nüfus yapısı ve Avrupa dışındaki uygarlıklarla yakın ilişkileri bakımından Avrupa’nın geri kalanından farklıdır. Bu kitap, İspanya’nın uzun ve karmaşık tarihi hakkında yararlı bir giriş sunarak İspanya’nın farklılığını anlamamıza yardımcı oluyor.

    İlk bölümlerde, göç dalgalarının İspanya’nın nüfus yapısının yanı sıra siyasi ve sosyal karakterini nasıl şekillendirdiği ele alınıyor. Örneğin ortaçağ İspanyası, Hıristiyan, Müslüman ve Yahudi cemaatlerin bir arada yaşadığı benzersiz bir geçmişi sergilemekteydi. Aynı zamanda, Hıristiyan ve İslami siyasi güçler arasında yüzyıllarca süren çatışmalar her iki tarafı da kaçınılmaz olarak dinsel aşırılıklara sürüklemişti. Ortaçağın sonunda zafere ulaşan Hıristiyan krallığının dinî kimliği, İspanya’daki yaşamın her yönüne nüfuz etmişti. Dinsel kimliğe ve ona karşı görüşlere ilişkin izler bugün bile varlığını sürdürmektedir ve bu nokta hesaba katılmadan İspanya tarihi anlaşılamaz.

    Kitapta ele alınan bir başka tema ise iktidar mücadelesidir. Modern dönemin başlarında önce Habsburg hanedanı ve ardından gelen Bourbonlar dünyanın bu ilk küresel imparatorluğunu yönetmişlerdi. Bu süreçte, İspanyol bürokrasisi dünyanın her yerinde baş gösteren sorunlarla uğraşmak zorunda kalmıştı. Bunlar küreselleşmenin getireceği yeni zorlukların habercisiydi. 1650’ye gelindiğinde İspanya Avrupa’daki egemen güç konumunu rakiplerine kaptırdı, ama imparatorluk XIX. yüzyıl başlarına kadar varlığını sürdürmeyi bildi. İspanya’nın geçmişte küresel bir güç olmasının bıraktığı izler bugün bile İspanyol siyasi hayatının renklerini oluşturmaya devam etmektedir.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Almanya’nın Kısa Tarihi

    Yazar: Mary Fulbrook
    Çevirmen: Sabri Gürses

     

    Bu kitap, erken ortaçağdan günümüze Almanya tarihinin dönüm noktaları konusunda bir rehber olmayı amaçlıyor. Mary Fulbrook, sürükleyici bir üslupla kaleme aldığı bu çalışmasında geniş kapsamlı bir tarihi malzemenin sentezini yapıyor ve araştırmacıların tartışmaları ışığında toplumsal, siyasal ve kültürel unsurlar arasındaki karşılıklı ilişkileri ortaya koyuyor.

     

    Her tarih içinde yazıldığı zamanın ürünüdür. Muzaffer milliyetçilik çağındaki milliyetçi tarihler daha çok geciken birleşme sorunuyla ilgileniyordu. Hitler’in gölgesinde yazılan XX. yüzyıl tarihleriyse daha çok kötülüğün kökleriyle ilgilendiler. XXI. yüzyılda, Avrupa federalizminin güçlendiği, daha küçük siyasal birimlere ve taban katılımının rolüne duyarlılık gösterildiği, ayrıca küresel sahnede yeni gerilimler ve kıvılcım noktalarının yer aldığı bir çağdaysa perspektifler yine kaymaya başlıyordu. “Alman sorunu”ndan ne kastedildiği, Alman tarihi için neyin önem taşıdığı –ve neyin “kendine özgü” göründüğü– değişiyordu. Alman geçmişinin büyüleyici zenginliği, onun çeşitli perspektiflerden ve bakış açılarından ilgi çekici kalmayı sürdüreceğini; insanı daha fazla araştırma ve tartışmaya yönelten karmaşık motiflerinin nihai ve mutlak bir yorumunun da asla olmayacağını göstermektedir.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL