Sıradan Duygulanımlar

Yazar: Kathleen Stewart
Çevirmen: Zehra Cunillera

 

Kirayı denkleştirmelerle, evden işe koşturmalarla, dağılıp gitmeler veya toparlanmalarla, aşk arayışları veya onu bulup yitirmelerle, başını belalara sokup, belalardan sıyrılmalarla, umutlar, arzular ve pişmanlıklarla, dışlanmalar veya kabul edilmelerle doludur sıradan hayat. Hem kendisinden kaçtığımız hem de yalın, huzurlu bir hayat hayalidir. Hem canlılıkların hem de bitip tükenmişliklerin sahnesidir. Bu sahne, belirip kayboluveren her türlü etkileme ve etkilenmelerle, yani sıradan duygulanımlarla devinir. Sıradan duygulanımlar, akışkandır; itkilerde, duyularda, beklentilerde, gündüz düşlerinde, karşılaşmalarda ve ilişki kurma biçimlerinde; stratejilerde; ikna, sirayet ve dayatma biçimlerinde; ilgi, bağlılık ve rol yapma tarzlarında cereyan eder. Haz veya şok olarak; öylesine bir duraklama veya yavaş yavaş dönen bir anafor olarak ya da her şeyi yerli yerine oturtuveren bir kavrayış veya tümüyle yönünü şaşırmışlık olarak yaşanabilir. Komik, tedirgin edici ya da sarsıcı olabilir. “İmkânın sabit koşullarına değil de, meydana gelen bir şeyin dikkat çekip harekete geçirme potansiyelinin asli fay hatlarına kök salmış olan bu duygulanımlar, hem olayların basınç noktaları ya da maruz kalınan alelâdelikler olarak, hem de başıboş bırakıldığı takdirde kuvvetlerin sapabileceği güzergâhlar olarak görülebilirler.”

Sıradan Duygulanımlar modern Amerikan gündelik hayatını konu almasına karşın anlatılan hemen her şey size çok tanıdık gelecek. Yüzeysel hayatları, sıradan davranışları içinde insanı derin bir bakışla kavramaya çalışan Kathleen Stewart, gündelik hayatın akışı içinde belirip kaybolan duygulanımlarımız üzerine düşündürtüyor. Klasik bir antropoloji kitabından çok farklı olarak bu metni okurken yoğun bir edebi lezzet alacaksınız.

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Orijinal Adı:

Ordinary Affects

Cilt/Kâğıt:

2. Hamur

Sayfa Sayısı:

144

ISBN No:

978-975-6193-92-1

Yayın Tarihi:

Ocak 2013

Boyutlar:

21 cm x 13,5 cm

Kathleen Stewart, Teksas Üniversitesi (Austin), Antropoloji Bölümü’nde doçent olarak görev yapmakta ve aynı üniversitenin Américo Paredes Kültürel Çalışmalar Merkezi’nin de başkanlığını yürütmektedir. Diğer bir eseri olan A Space on the Side of the Road: Cultural Poetics in an “Other” America (Yolun Kenarında bir Yer: “Öteki” Amerika’da Kültürel Poetika) 1996’da yayımlanmıştır.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Kent Paryaları

    Yazar: Loïc Wacquant
    Çevirmen:Mehmet Doğan

    İleri Marjinalliğin Karşılaştırmalı Sosyolojisi

    Kent Paryaları, Amerikan “Kara Kuşağı”nın günümüzdeki dokusu ile Fransa’da “Kızıl Kuşak”taki, yani işçi sınıfı kenar mahallelerindeki mülksüzleşme sürecinin yapısını, dinamiklerini ve yaşanmış olayları en ince noktasına kadar karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Wacquant’ın buradaki esas amacı, Birleşik Devletler’de ırk tahakkümünü, 1960’larda metropolü kasıp kavuran ayaklanma dalgasına yakalanan Afrikalı-Amerikalı gettosunun geçirdiği kurumsal dönüşümü tanımlamak ve açıklamaktır. Analizinin ikinci hedefi ise Amerika’nın “hipergettoları” ile Fransa’nın gerileyen “şehir çeperlerinin” sergilediği benzerlik ve farklılıklardan, ileri marjinalliğin sosyolojik eskizine dair unsurları damıtmaktır. Wacquant’ın, ileri marjinallik tabiriyle kastettiği şey, kapitalist ekonomilerin eşitsiz gelişimi ile refah devletlerinin küçülmesi sonucu post-Fordist şehirlerde billurlaşmış toplumsal ve mekânsal sürgün ile dışlayıcı kapatma hadiselerinin ortaya çıktığı yeni düzendir.

    Wacquant, 90’ların başında kötüleşen Amerikan gettosu ile Fransız işçi sınıfı banliyölerinin tarihsel bütünler olduğunun altını çizmekte ve bunların durağan tipolojiler içinde yapay olarak dondurulmamaları gerektiğini öne sürmektedir. Zira Wacquant’a göre Amerikan gettosu ile Fransız işçi sınıfı banliyöleri; piyasa, devlet, sınıf ve etnisite etkenlerinin kesişim kümesinin dışında kendi kendini sürdürebilir yapılar olarak görülmemelidir. Wacquant’a göre, söz konusu etkenler fiziki uzama nüfuz ederek bu mahalleleri sürekli olarak dokumaktadır. Wacquant’ın analizi, kent marjinalliğinin envanterini ve bu marjinalliğe biçim veren güçlerin bilançosunu ortaya koymakta ve böylece günümüzün tarihsel sosyolojisine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca geçmişten bugüne gözlemlenmiş ya da varsayılan evrimlerin şifresini kırmak için kavramsal ve ampirik bir temel meydana getirmektedir.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Dünyanın Fısıltısı

    Yazar: Ergun Kocabıyık

    Bir Mecaz Olarak Dünya Kitabı

    Dünyayı algılamamızda, sınırlarını keşfetmemizde ve dünyaya ilişkin hayallerimizde dilin etkisi nedir? İnanarak veya “yalan” olduklarını bilerek anlattığımız hikâyeler kendimizi ve başkalarını anlamamızda, düşüncelerimizi biçimlendirmekte ne derece etkili?

    Gizemcilere inanacak olursak insan, dünyayla iletişim içindedir; onunla aynı dili konuşur. Doğa onunla yıldızları, bitkileri ve hayvanları, ırmakları, dağları taşları, mevsimleri, geceleri ve gündüzleri aracılığıyla konuşur. Dilsel bir metin olarak beliren doğa, insan için saydamdır; dahası gizemci, doğanın kendisine baktığını ve kendisini anladığını sanır.

    İnsanın kendi anlattığı hikâyenin büyüsüne kapılmasını, yani kendisi ve çevresi hakkındaki yanılgısını daha doğru bir ifadeyle hüsnükuruntusunu; insanın dünyanın, olmasını istediği gibi olduğunu sanmasını; doğadaki “gizli metin”, “örtük söylem” veya “kozmik ima” mitini ele alan bu çalışma, “yalan dünya”dan ve bu “yalanın” bir “tabiat okur-yazarlığı”na dayalı uygarlığımızın kuruluşundaki öneminden söz ediyor. Bizlerin kendimizi kültür yoluyla tamamlayan eksik hayvanlar olduğumuzu; ne insan ile dünya ne de insan ile insan arasında doğal ve doğrudan bir ilişki olduğunu; onların arasındaki ilişkinin dilin simgesel dizgeleri üzerinden kurulduğunu ve bu dilin kültürel işlevinden ayıramayacağını savunuyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Ben Neyim?

    Yazar: Itır Erhart
    Çevirmen: Egemen Demircioğlu

    Ahlakın Temelleri, Hakikatin Doğası, Bilginin Sınırları

    Ben nedir? Bir hayat hikâyesinin toplamı mı? Vazgeçilemez olduğunu düşündüğümüz uğraşlarımızı terk etmek zorunda kalırsak, ben yine ben olarak var olmaya devam eder mi? Peki ya bir gün Alzheimer'a yakalanır ve giderek tüm bilişsel yetilerimizi yitirirsek ya da bitkisel hayata girersek, yine bir ‘ben’den söz edebilecek miyiz? Beynimizin yarı kürelerinden biri bir başkasına nakledilirse ‘ben’ de onunla birlikte gider mi? Kafka’nın Gregor Samsa’sı gibi dev bir böceğe dönüşürsek ben’e ne olur? Ben Neyim? belki de kendimize hiç sormadığımız felsefi soruların cevabını arıyor.

     

    ITIR ERHART

    […] savunmaya çalıştığım yaklaşıma göre, “benim ilk fotoğraflarım, annemin rahminde iken çekilmiş olanlardır” cümlesi, doğru olacaktır. Ben, o insan ceniniydim ve sonra o cenin insan bebeğine dönüştü, insan yavrusuna ve sonra da yetişkin insana dönüştü. Beni annemin rahminde iken gösterenlerden başlayıp bitkisel hayatta insan olarak gösterenlere kadar resimlerle dolu bir albümüm olsa, bütün bu resimler benim resimlerim olacaktır. Bu resimleri karıştırırken, gördüğümüz şey bir insandır. Onu bir takım özellikler kazanırken ve bir takım başka özellikler kaybederken görürürüz. Bebek olma özelliğini kaybedip çocuk olur, öğrenci olma özelliğini kaybedip öğretmen olur vs. Aynı kalan şey, onun özdeşliğidir. Onun bir yaşındaki halini gösteren resme ve onu üniversiteden mezun olduğu gün gösteren resme bakarken aynı insana bakıyor oluruz.

     
    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL