Türkiye’nin Bilim (Akademisi) Sınavı

Yazar: Engin Bermek

 

Dünyadaki ilk örneklerinden yaklaşık 400 yıl sonra, 1994’te kurulan Türkiye Bilimler Akademisi, evrensel akademik değerler, ilkeler doğrultusunda şekillenmiş bir kurum yaratmayı hedefleyen bilim insanlarını bir araya getiren önemli bir girişimdir. 2000’de Akademi’nin başkanlığına seçilen Engin Bermek, sekiz yıllık görev süresini merkeze alan çalışmasında Türkiye’de ve dünyada bilim dünyasının girdiği yeni döneme, ortaya çıkan arayışlara ve düşünce akımlarına ışık tutuyor. Dönemine ilişkin özeleştirel değerlendirmeleri, Akademi benzeri bilim kurumlarının yapılanmasında, izleyeceği politikalarda ve etkinliklerinde yol gösterici nitelikte.

Bermek, Akademi’nin kuruluş aşamasından başlayarak, kendi döneminde yürüttüğü faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgi verirken, evrim konusunda aldıkları tepkilerden, evine düzenlenen bombalı saldırıdan ve Akademi çevresinde yaşanan belli başlı çatışmalardan bahsettiği bölümlerde dönemin genel atmosferini de çarpıcı bir biçimde yansıtıyor.

Öznel görüşleri ile kurumun faaliyetlerini dengeli bir biçimde ele alan Engin Bermek, bugün artık özerkliğini yitirmiş olan Akademi’nin 18 yıllık tarihini, yaptığı gözlemlerden ve dünya akademilerinin temsilcileriyle yaşadığı deneyimlerden yararlanarak sunuyor. Türkiye’nin Bilim (Akademisi) Sınavı, siyasal erk ile bilim arasındaki ikiliğin bilimsel yapılara verdiği zararı, günümüzde kurumların içinde bulunduğu durumun toplumun geldiği noktayı yansıttığını apaçık ortaya koyuyor.

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Cilt/Kâğıt:

Karton kapak, Amerikan cilt, iplik dikiş, 2. Hamur

Sayfa Sayısı:

292

ISBN No:

978-605-4787-48-7

Yayın Tarihi:

Mart 2015

Boyutlar:

21 cm x 13,5 cm

Prof. Engin Bermek 1958 yılında Robert Kolej'den, 1964 yılında Heidelberg Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Doktorasını 1966 yılında yine Heidelberg Üniversitesi'nde tamamladı. Max-Planck Deneysel Tıp Enstitüsü'nde (Göttingen) 1968-1974 yılları arasında araştırmacı olarak çalıştı. 1973 yılında doçent, 1979 yılında profesör unvanını aldı. 1974 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Biyofizik Kürsüsü’nde göreve başladı. 1976 yılından emekli olduğu 2006 yılına kadar bu kürsünün başkanı olarak görev yaptı. 1978'de ilk kurulduğu tarihten itibaren beş yıl boyunca Boğaziçi Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nün danışmanlığını yaptı. TÜBİTAK-MAM Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü'nde 1984-1992 yılları arasında Biyoloji Bölümü başkanlığı görevini yürüttü. 1992-2000 yılları arasında bu enstitüyü yönetti. 1986 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülünü kazandı. 1987 yılında Biyofizik Derneği'nin kuruluşuna öncülük etti. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi'nin kurucu ve ilk asli üyelerinden biri oldu. 1998 yılında Avrupa Moleküler Biyoloji Örgütü’ne üye seçildi. 2000-2008 yılları arasında Türkiye Bilimler Akademisi'nin başkanlığını yaptı ve bu görevini takiben emekliye ayrıldı.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Cehalet

    Yazar: Stuart Firestein
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Bilimi İleri Taşıyan Güç

    Aslında hepimiz bilimciyiz. Çevremizi anlamaya, çoğu kere eksik ya da mantıksız görünen verilerden anlam çıkarmaya çalışıyoruz. Sınırlı duyu organlarımızla topladığımız bilgiler sayesinde, bu karmaşık dünyanın şifresini çözmek için çabalıyoruz. Ara sıra “deneyler” yapıyor, dünyaya dair kuramımıza uyup uymadığına bakıyoruz. Fakat şunu kabul etmeliyiz: Çoğunlukla karanlıkta tökezleyerek ilerliyoruz. Gerçekliğe şurasından burasından göz attıkça, içinde yaşadığımız karanlığın derinliğini, cehaletimizin büyüklüğünü daha iyi anlıyoruz. Ama bu durumdan niye keyif almayalım ki, diye soruyor Stuart Firestein; zira bilim, olgular ve kurallardan ibaret değildir; bilim karanlık odalarda siyah kediler aramaktır. Bilim cehaletten itici güç olarak faydalanır; bize sorularla düşünmeyi, cehaleti yönetmeyi öğretir.

     
    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Prizma ve Sarkaç

    Yazar: Robert P. Crease
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Bilimde En Güzel On Deney

    İş başındaki bilimciler, laboratuvarda yapılan deneylerin nasıl zahmetli bir mesai anlamına geldiğini bilirler. Bilimciler zamanlarının çoğunu ayar yapmakla, tasarlamakla, pürüzleri gidermekle, sıradan sorunları çözmekle, para ve destek bulmak için rica minnet etmekle geçer. Bilim, çoğunlukla, yapabildiklerimizin ya da bildiklerimizin üstüne yavaş yavaş eklemeler yapmaktan ibarettir. Fakat ara sıra, öngörülemez biçimde ama kaçınılmaz olarak öyle bir hadise gerçekleşir ki, yeni bir içgörü billurlaşır ya da dünyayı algılama biçimimiz yeni bir hal alır. Bizi kafa karışıklığının hükmettiği durumdan çekip çıkarır, ilave bir soruya yer bırakmaksızın, doğrudan, neyin önemli olduğunu gösterir ve doğayla ilgili fikirlerimizi dönüştürür. Bilimciler bu gibi anlara “güzel” deme eğilimindedir.

    Bir deneyin güzelliği unsurlarını nasıl dile getirdiğinde saklıdır. Eğer güzel bir deney birtakım sorular doğuruyorsa, bu sorular deneyin kendisinden ziyade dünyayla ilgilidir.

    Elinizdeki kitabı, özel bir galeri sayabilirsiniz. Bu galeride, her biri özgün tasarıma, ayrı malzemelere ve benzersiz cazibeye sahip, nadir bulunan güzellikte parçalar var. Bu deneyler zaman sırasına göre dizildi. Bu yaklaşım, bilimin neredeyse 2500 yıllık yolculuğunun enginliğine dair güçlü bir his uyandırıyor. Bu liste bizi, dünyanın temel nitelikleri hakkında kaba tahminler elde etmenin bilimin acil meseleleri olduğu bir devirden alıp, bilimcilerin atomun ve bileşen parçacıklarının özelliklerine dair hassas ölçümler yapmaya başladığı bir çağa götürüyor. Güneş saati ve eğik düzlemler gibi ev yapımı basit aletlerin devrinden, ileri aygıtların kullanıldığı bir devre götürüyor. Bilimcilerin genellikle tek başlarına çalıştığı bir devirden, çoğunlukla yüzlerce kişiden oluşan ekiplerle çalıştıkları günümüze getiriyor. Alanın en ilginç simalarından bazılarının kişiliklerine ve yaratıcı düşünce tarzlarına göz atmamızı sağlıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Bilime Sevdalanmak

    Yazar: Sherry Turkle
    Çevirmen: Zehra Cunillera

    Akılda Kalan Nesneler

    Sekiz yaşındaki bir kız çocuğu halının üstüne oturmuş, oyuncak midillisinin kuyruğunu örmekte. Kendini işine öyle kaptırmış ki dünya yıkılsa duyacak gibi değil. Midillinin parlak plastik saçları uzun ve sağlam. Çocuk onunla saatlerce oynuyor. Önce kuyruğu üç parçaya ayırıp örmekle işe başlıyor. Ardından örgüyü çözüp kuyruğu bu kez dokuz parçaya bölüyor. Sonra bu dokuz parçayı üçlü guruplara ayırıp tekrar örüyor ve üç ayrı örgü elde ediyor. Daha sonra bu üç örgüyü tek bir örgüyle birleştiriyor. Bu örgüyü de çözen kız şimdi yirmi yedi parça ile başlayıp önce onları dokuz örgü, sonra üç, sonra da tek örgü haline getiriyor. Küçük kız bir yandan küçük midillisiyle böyle oynarken bir yandan da farkında olmadan rakamlar üzerine düşünüyor.

    Bu kız çocuğu, yıllar sonra bu kitabı hazırlayan yazarın öğrencisi olduğu MIT’den mezun oluyor. Bilgisayar Bilimleri’nde doktora yapıyor ve öğretim üyesi oluyor…

    Bu kitapta daha pek çok bilimcinin hikâyesini bulacaksınız. Tüm bu hikâyelerde anlatılanlar nesnelerin bilim aşkının gelişmesindeki önemine tanıklık ediyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL