Turna’nın Kalbi

Yazar: Erdal Küçükyalçın

Yeniçeri Yoldaşlığı ve Bektaşilik

15 Haziran 1826’da Kara Cehennem Paşa tarafından Yeniçeri karargâhının kapısına yaptırılan top atışları, köklü bir Osmanlı kurumunun sonuna işaret etmekteydi. Yeniçeri Ocağı kendi hamileri olan Sultan II. Mahmud tarafından normal şartlarda “küffara” karşı savaş anlamına gelen Sancak-ı Şerif açılarak yok edilmişti. Böylece dinî bir mahiyet kazanan bu ihtilal, ertesi gün şeyhülislamın başkanlığında toplanan ulemanın Bektaşi tarikatının topyekün imhasına karar vermesiyle devam etmişti. Oysa Osmanlı ordusunun kalbini teşkil eden yeniçeri ocağını kuranlar, padişahın yakın koruma ordusunun Bektaşi olmasına karar vermemişler miydi? “Türk’e verilerek” Türk yapılan ve İslam adına “küffar” ile savaşanlar da yine bu Hıristiyan doğmuş devşirme çocuklar değil miydi? Ne olmuştu da bu köklü kurum bizzat hamileri tarafından düşman ilan edilebilmişti? Bu kitap kuruluşundan “bozuluşuna” kadar Yeniçeri Ocağını, Yeniçeri Yoldaşlığını ve Bektaşi Yolunu ele almaktadır.

 

D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Sayfa Sayısı:

243

ISBN No:

978-605-4238-34-7

Yayın Tarihi:

Aralık 2013

Boyutlar:

21 cm x 13,5 cm

Erdal Küçükyalçın araştırmalarını Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi’nde sürdürüyor. Erken modern dönem savaşçı teşkilatlarının dinle ilişkileri, Japonya başta olmak üzere Asya tarihi, İpek Yolu kültürel mirası ve erken dönem Osmanlı tarihi gibi konularla ilgilenmekte olup 20. yüzyılın başında Orta Asya’ya yapılan Japon araştırma gezileri üzerine bir doktora tezi hazırlamaktadır. İran, Türkmenistan ve Afganistan’da kültürel mirası konu alan geniş çaplı araştırma gezilerine katılmış, ayrıca Japon medya kuruluşları için aralarında “Bizans: Bin Yıllık İmparatorluk”, “Topkapı Sarayı: Işık ve Gölge”, “Doğu Roma İmparatorluğu”, “Avrasya İmparatorlukları: Moğollar”, “Avrasya: Medeniyetlerin Fay Hattı”nın da bulunduğu bir dizi belgeselin proje koordinatörlüğünü yapmıştır.

Tamamlayıcı Kitaplar

  • Toptaşı Bimarhanesi

    Yazar: Fatih Artvinli

    Delilik, Siyaset ve Toplum (1873-1927)

    Toptaşı Bimarhanesi, Osmanlı Devleti’nin on dokuzuncu yüzyıl son çeyreği ile yirminci yüzyıl ilk çeyreğinde faaliyet gösteren bir akıl hastanesidir. Toptaşı Bimarhanesi’nin kurumsal tarihini, bir akıl hastanesinin modernleşme çabası eşliğinde, siyasal ve toplumsal tarihle birlikte inceleyen bu çalışma, deliliğin sosyal tarihini, bir psikiyatrik kurum olarak bimarhane perspektifinden ele almaktadır.

    Psikiyatri tarihçileri, 19. yüzyılın iç içe geçmiş iki özellik ile karakterize olduğunu düşünmektedir: tımarhanelerin yükselişi ve psikiyatrik profesyonelleşmenin ortaya çıkışı. Toptaşı Bimarhanesi tarihinin çizgisel ve ilerlemeci bir tarih anlayışı ile yazılamayacağını savunan bu kitapta, bimarhanenin tarihi, “yükseliş ve çöküş, yeniden yükseliş ve yeniden çöküşün bir tarihi” olarak ele alınmaktadır. Kitap, 19. yüzyılın başlarında Süleymaniye Bimarhanesi’nin ıslahı meselesinden başlayarak, 1873 yılında Süleymaniye’den Üsküdar’daki Toptaşı’na, 1924 yılında ise Toptaşı’ndan bugünkü Bakırköy’e taşınan kurumun, yükseliş ve çöküşlerini, siyasal tarihe paralel bir şekilde üç reform dalgası şeklinde özetlemektedir.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • İmparatorluğun Bedeli

    Yazar: Nadir Özbek

    Osmanlı’da Vergi, Siyaset ve Toplumsal Adalet (1839-1908)

    19. yüzyılın başında dağılma tehlikesiyle karşı karşıya olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yaşadığı mali krizin temel nedeni, taşrada toplanan vergilerin önemli bir bölümünün aracıların elinde kalmasıydı. Reform adımlarıyla artırılan vergi geliri sayesinde İmparatorluk Birinci Dünya Savaşı’na kadar ayakta tutuldu. Bu nedenle, 19. yüzyılda Osmanlı merkezî yönetiminin vergi gelirlerini nasıl artırabildiği sorusu önem taşıyor.

    Çalışmasında bu soruya yanıt arayan Nadir Özbek, reformların ve mali merkezileşme sürecinin merkezî hazineye giren vergi gelirlerini nasıl artırdığını gösterirken, bu sürecin toplumsal ve siyasal bedelinin de bir hayli ağır olduğunu gözler önüne seriyor. Halk üzerindeki baskının artmasının siyasi rejimin meşruiyetini sorgulattığını, vergi rejiminin eşitlik ve adaletten uzak olmasının İmparatorluğun birçok bölgesindeki milliyetçi hareketlere ivme kazandığını vurgulayan çalışma, önce Rumeli’de, sonra Doğu Anadolu’da patlak veren Sırp, Yunan, Bulgar ve Ermeni sorunlarının ardında vergi meselesinin de olduğunu ortaya koyuyor.

    19. yüzyıl Osmanlı toplumunda bölüşüm ilişkileri, vergi adaleti, siyasal ve toplumsal meşruiyet, vergi tahsil kurumu ve pratikleri, iltizam sisteminin dönüşümü, vergi tahsilatının askerî niteliği, baskı ve şiddet boyutu gibi konuları ele alan İmparatorluğun Bedeli, modernleşme olarak tanımlanan reformların, Osmanlı toplumunu oluşturan halklara nasıl bir bedel ödettiğini, gündelik hayatın somutluğu içinde inceliyor.

     

    Şevket Pamuk

    Osmanlı’nın son döneminin can alıcı konularından birini büyük ustalıkla ele alan Özbek’in çalışması hem tarih meraklıları hem de profesyonel tarihçiler için önemli ve okunması gereken bir eser.

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Adliye Nezareti

    Yazar: Fatmagül Demirel

    Kuruluşu ve Faaliyetleri (1876-1914)

    Tanzimat’tan sonra başlayan kanunlaştırma hareketi, nizamiye mahkemelerinin kurulmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Batı hukuku temelinde kurulan nizamiye mahkemeleri ve adli teşkilatta yer alan yeni birimler Adliye Nezareti çatısı altında toplanmıştır. Adliye Nezareti’nin kurulması ve şeri’yye mahkemelerinin yavaş yavaş yetkilerinin daraltılması zor da olsa tek hukuklu sisteme doğru giden süreci başlatmıştır. Bu çalışma, Osmanlı Devleti’nin son döneminde adliye teşkilatının yapısını, işleyişini ve toplumsal rolünü Adliye Nezareti üzerinden analiz eder.

    Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda, Osmanlı yargı teşkilatı genelde hukuk tarihi kapsamında ve hukuk tarihçileri tarafından ele alınmıştı. Kanun ve nizamnameler birçok araştırmacı tarafından incelenmiş ve genel nitelikleri ortaya konulmaya çalışılmışsa da Osmanlı tarih yazıcılığında Düstur ve bazı geleneksel kaynaklardan fazlası kullanılmamıştır. Var olan literatürün eksik veya birbiriyle çelişen noktalarını tespit eden bu çalışmada, Osmanlı arşiv vesikalarının yanısıra, Tanzimat sonrası çıkarılan kanun ve nizamnameler için önemli bir kaynak teşkil eden Meclis-i Tanzimat Defterleri ve bu defterlerin devamı olan Nizamat Defterleri kullanıldı.

    Bu çalışmada, “Osmanlı Devleti’nin adalet sistemi son dönemlere gelinceye kadar nasıl bir değişim süreci izlemişti?” “Bu değişimi sağlayan ara kurumlar nelerdi?” “Şer’iyye mahkemelerinden modern mahkemelere geçiş hangi aşamaları kapsar?” “Yeniden yapılandırılan adli yapı ne derece ihtiyacı karşıladı?” gibi sorulara cevap verilmeye çalışılıyor. Genel olarak Adliye Nezareti’nin idari teşkilatı, işleyişi ve dolayısıyla son dönem Osmanlı yargı teşkilatı, Adliye Nezareti çatısı altında bir bütün olarak ortaya konuluyor.

     

    KİTABA GÖZ ATIN

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL