Yapay Öğrenme

Yazar: Ethem Alpaydın

Yapay öğrenme, bilgisayarların bir problemi çözmekte örnek veri ya da deneyimi kullanacak biçimde programlanmasıdır. Yüz tanıma, konuşma tanıma, istenmeyen e-postaların süzülmesi, kredi risk hesabı, müşteri bölütleme gibi uygulamalar yanında yapay zekâda, robotikte, biyoinformatikte, doğal dil işlemede son yıllarda büyük miktarda veriyi işleyerek bilgi çıkartan yapay öğrenme yöntemleri her gün daha çok öne çıkmaktadır.

Kapsamı oldukça geniş olan bu kitapta, gözetimli, gözetimsiz ve pekiştirmeli öğrenme için kullanılan tüm yaklaşımlar, olasılık tabanlı modeller, yapay sinir ağları, karar ağaçları, saklı Markov modelleri, çekirdek makineleri, Bayesçi yöntemler ve çizgesel ağlar işlenmekte, ayrıca boyut azaltma, öbekleme, model birleştirme, deney tasarımı ve çözümleme gibi konular ayrıntılı olarak tartışılmaktadır. Tüm yöntemler, okuyucunun gerektiğinde denklemleri bilgisayar programına kolayca dönüştürebilmesini sağlayacak düzeyde ele alınmaktadır.

 

D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
Kategori:
Yayın Dizisi:

Ek bilgi

Yazar:

Çevirmen:

Orijinal Adı:

Introduction to Machine Learning

Cilt/Kâğıt:

2. Hamur

Sayfa Sayısı:

486

ISBN No:

978-605-4238-49-1

Yayın Tarihi:

Ocak 2013

Boyutlar:

23 cm x 16 cm

Ethem Alpaydın (1966, Malatya), 1987 yılında Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden lisans, 1990 yılında Ecole Polytechnique Fédérale de Lausane’dan doktora derecelerini aldı. UC Berkeley (ABD), MIT (ABD) ve Idiap’ta (İsviçre) misafir araştırmacı olarak çalıştı. 1997’de Fulbright Senior Scholar, 1998’de genç ve 2008’de kıdemli olarak Boğaziçi Üniversitesi Vakfı Araşırmada Üstün Başarı, 2001’de TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı, 2002’de Tübitak Teşvik ödüllerini aldı. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde profesör olarak çalışmaktadır.



Tamamlayıcı Kitaplar

  • Android ile Mobil Programlamaya Giriş

    Yazar: Olcay Taner Yıldız

    Bu çalışma, bilgisayar mühendisliği eğitimi veren birçok üniversitede seçmeli ders olarak okutulan Mobil Programcılığa Giriş dersi için tasarlanmıştır. Kitabın birinci bölümünde kısa bir şekilde Java programlama dili hatırlatılmakta, ardından ikinci bölümden 11. Bölüme kadar Android teknolojileri tanıtılıp uygulamalarıyla birlikte işlenmektedir. Her bölümde önce uygulamanın konusunun ve kullanılacak teknolojilerin tanıtıldığı bir giriş kısmı verilmektedir. İkinci kısımda ise uygulamanın arayüzünün nasıl oluşturulduğu okuyucuya anlatılmaktadır.

    Android işletim sisteminde arayüz temel olarak xml dosyaları ile oluşturulmaktadır. Gerek bu xml dosyaları gerekse arayüzün hali bu ikinci kısımda gösterilmektedir. Üçüncü kısımda uygulamanın sınıf şeması okuyucuya verilmektedir. Bu kısımdaki amaç, uygulamayı oluşturan sınıfları genel olarak tanıtmaktır. Dördüncü kısımda bu bölümde kullanılacak Android teknolojileri tanıtılmaktadır. Son olarak, beşinci kısımda uygulamanın tüm sınıflarının Java kodları gösterilmektedir; bu şekilde öğrencinin Android teknolojilerinin sadece kodlarını değil aynı zamanda gerçek hayattan alınan problemler üzerinde nasıl uygulandığını da görmesi sağlanmaktadır.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • C&&Java ile Veri Yapılarına Giriş

    Yazar: Olcay Taner Yıldız

     

    Bu çalışma, bilgisayar mühendisliği eğitimi veren birçok üniversitede standart ikinci sınıf dersi olarak okutulan Veri Yapılarına Giriş dersi için tasarlanmıştır. Günümüzde veri yapılarını konu alan kitaplar her programlama dili için ayrı ayrı yazılmaktadır ve bu da aynı kitabın birden fazla versiyonunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Oysa bu kitaplar incelendiğinde, veri yapılarının aslında soyut kavramlar olduğu ve değişik programlama dilleri üzerindeki uygulamaları arasında küçük farklar bulunduğu görülür. Bu kitabın aynı konudaki diğer kitaplardan önemli farkı, bütün programların iki programlama dili (C ve Java) üzerinde uygulanışını birlikte vermesi ve dolayısıyla veri yapısı kavramını programlama dilinden bağımsız olarak anlatmasıdır. C ve Java programlama dilleri, bu amaçla bilinçli olarak seçilmiştir.

    Kitap 14 haftalık bir dönem içinde işlenecek şekilde planlanmıştır. Öğrencilerin derslerde karşılaştığı önemli bir güçlük olan çözümlü alıştırma eksikliği sorununu ortadan kaldırmak için de 50’si çözümlü olmak üzere 150’nin üzerinde alıştırmaya yer vermektedir. Çözümlü alıştırmalar, kitaptaki diğer tüm kodlar gibi her iki dilde de mevcuttur.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Nanogelecek

    Yazar: J. Storrs Hall
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Nanoteknolojinin Yarını

    Sanayi devrimi, yaşam tarzımızı dönüştürdü; bireylerin ortalama ömrünü iki katına çıkardı ve bütünüyle küresel olan uygarlıkların doğuşunu mümkün kıldı. Peki, nanoteknolojinin etkisi bu gibi bir dönüşümle boy ölçüşebilecek büyüklükte midir; kimilerinin öne sürdüğü gibi ikinci bir sanayi devrimi olacak mıdır?

    Nanoteknoloji, şimdiden bünyesinde kayda değer icatlar barındırıyor, üstelik daha da fazlası kuramcıların laboratuvarlarında ve bilgisayarlarında hazır bekliyor. Biyolojik mekanizmaların becerilerini geleneksel mekanizmaların becerileriyle birleştirmek mümkün olabilir mi? Başka bir deyişle kendi kendilerine oluşan, kendilerini tamir eden, fabrikalar olmaksızın çoğalan ve tohumlardan filizlenen makinelerimiz olabilir mi? Yaşamın maharetini ve uyum gösterme yeteneğini, jumbo jetlerin gücünü, elektrikli motorların verimini, bilgisayarların şaşmazlığını bünyesinde barındıran bir teknolojiye sahip olabilir miyiz? Ne kadar dahice olursa olsun birtakım yeni icatların, küçük bir teknoloji dalını aşıp dünyayı değiştirip değiştiremeyeceğine nasıl karar verebiliriz? İşte Nanogelecek, bu soruların cevaplarını vermeye çalışıyor.

    J. Storrs Hall’a göre nanoteknoloji olgunlaştıkça, bugün yazılım dünyasında olduğu gibi, en çetin sorunların gerektirdiği muazzam çabalardan tasarruf etme imkânı fiziksel dünyada da söz konusu olacak. Uzayda yaşam mevcut teknolojiyle hem tehlikelidir hem de yanına yaklaşılmayacak kadar pahalı; fakat ileri nanoteknoloji sayesinde ucuz, kolay ve güvenli olacak.

    Yeteneklerimizi artırmak için benimsediğimiz teknolojiler bizi öngörmediğimiz boyutlarda değiştirmiştir. Bugünün kültürüyle yüzyıl öncesinin kültürünü karşılaştırırsak, artan ulaşım ve iletişim imkânları sayesinde, zihniyetimizin hatırı sayılır ölçüde daha evrensel bir hal aldığını görebiliriz. Afrika ovalarında taş yontan atalarımız sonuçta bizlere dönüşeceklerini bilmiyordu; keza bizler de nanoteknolojinin bizi nereye götüreceğini bilemeyiz. Homo erectus’la yer değiştirmek ister miydiniz? O kadar çok şey kazandık ki: Dil, sanat, bilim; bazıları bu listeye bilincin kendisini de ekler. Bugünküne kıyasla hayat o zamanlar daha sağlıksız, çok daha zalim ve kısaydı. Eğer olasılıkları kucaklar ve bunları hayata geçirmek için açık gözlerle ve açık zihinlerle çalışırsak, geleceğin getirebilecekleri karşısında da mevcut yaşamlarımız bir o kadar yoksul görünecek. Bu tamamen bir bakış açısı meselesi. Ya doğal yaşam alanımızdan çıktık, dünyayı hınca hınç doldurduk ve git gide azalan kaynaklar üzerinde savaşmak dışında umut edecek bir şeyimiz kalmadı diyebilirsiniz; ya da evrenin eşiğinde, gerçek zekâ çağının şafağında duruyoruz ve insanın macerası henüz başlıyor diyebiliriz. Seçim sizin.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL