Yayınlarımız

  • Yer Çekimi

    Yazar: Nicholas Mee
    Çevirmen: Zeynep Alpar

    Kozmik Kodu Kırmak

    Yerçekimi: Kozmik Kodu Kırmak, Büyük Patlama’dan galksimizin merkezindeki süperkütleli kara deliğe kadar her şeyi anlama ve anlatma çabası içinde bir kitap. Okurlarını kadim astronomiden başlayıp günümüzün en ileri fikirlerine doğru bir gezintiye çıkarıyor. Nicholas Mee, zor konuları harika bir anlatımla bizlere anlatmak gibi güç bir işi başarıyor. Bu kitapta, bugün bildiğimiz biçimiyle Kozmosun resmini oluşturan Kepler, Newton, Einstein ve Hawking gibi çeşitli bilim insanlarının hikâyeleriyle birlikte bize evrendeki yerimizi nasıl keşfettiğimizin tarihini bulacaksınız.

  • Cinsel Sözleşme

    ,
    Yazar: Carole Pateman
    Çevirmen: Zeynep Alpar

    Bütün insanlar doğuştan özgürse neden bütün kadınlar doğuştan köledir? Bu sorunun sorulduğu günden beri feministler erkeklerin kadınlar üstündeki ataerki hakkına karşı mücadele veriyor. Cinsel Sözleşme, erkeklerin özgürlüğü ile kadınların tabiyetinin ilk sözleşmeyle nasıl kurulduğunu ortaya koyarak bu çabaya büyük bir katkıda bulunuyor.

    Carol Pateman bugün bir klasik kabul edilen çalışmasında, bir özgürlük hikâyesi olarak sunulan toplumsal sözleşme teorisini tartışmaya açıyor. İlk sözleşme hikâyesinin yarısının eksik olduğunu söyleyen Pateman, ilk sözleşme yapılırken, erkeklerin kadınlara egemen olmasının ve erkeklerin kadınlar üzerinde eşit cinsel erişime sahip olmasının öngörüldüğünü kaydediyor.

    Toplumsal sözleşme bir özgürlük hikâyesi iken, cinsellik sözleşmesinin bir tabiyet hikâyesi olduğunu vurgulayan Pateman, sözleşme teorisinde evrensel özgürlüğün daima bir hipotez, bir hikâye, siyasi bir kurgu olduğunu hatırlatıyor. Evlilik, kölelik, iş, fahişelik, taşıyıcı annelik gibi çeşitli alanlardaki sözleşme türlerini eleştirel bir yaklaşımla inceleyen Cinsel Sözleşme, eşitlik ilkesine dayalı bir sözleşme arayışındaki feminist yaklaşıma da, toplumsal sözleşmeyi sivil özgürlüğün başlangıcı olarak sunan anaakım siyaset bilimine ve her iki kanattan ideolojilere de kör noktalarını gösteren çığır açmış bir metin.

    Cinsel Sözleşme, siyaset bilimi ve felsefesi, kadın çalışmaları, sosyoloji ve hukuk alanlarından akademisyenlerin ve öğrencilerin temel başvuru kaynaklarından biri.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Belgesel Sinemaya Giriş

    Yazar: Bill Nichols
    Çevirmen: Duygu Eruçman

    Belgesel sinema, yönetmen tarafından hayal edilen bir dünya yerine içinde yaşadığımız dünyayı anlattığı için diğer film türlerinden ayrılır. Belgesel film farklı bir amaçla yapılır, yönetmen ile konu arasında farklı bir ilişki söz konusudur ve izleyici belgeseli farklı bir beklentiyle izler. Belgesel geleneği, izleyene bir gerçekliği aktarabilme iddiasına dayanır. Kamera önünde rol yapmayan insanları konu alması, filmin sahiciliğinin kanıtı olarak görülür. Bizi belirli bir görüş ya da bakış açısına inandırmaya çalışan pek çok belgeselin temel dayanağı da dünyanın sahici bir temsili olduğu algısını yaratabilmesidir.

    Bir başucu eseri niteliğindeki Belgesel Sinemaya Giriş bu büyüleyici sinema türünün ayrıntılı bir incelemesini sunuyor. “Belgesel filmi nasıl tanımlayabiliriz?”, “Neden etik meseleler belgesel sinemanın merkezinde yer alır?” gibi sorulardan yola çıkan kitap, belgesele ilişkin temel tanımları, belgesel türünün tarihsel gelişimini, biçimsel yöntemlerini ve politik yönünü yüzlerce örneğe referans vererek ele alıyor.
    Belgesel sinema tarihi ve eleştirisi konularında en önemli noktaları bir araya getiren Bill Nichols, hem profesyonellerin, hem öğrencilerin, hem de konuya ilgi duyanların yararlanacağı klasik bir esere imza atıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Gülme

    ,
    Yazar: Anca Parvulescu
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Bir Tutkuya Dair Notlar

    Çoğu gülme kuramı, gülmeyi bir şeye verilen tepki olarak görür ve tepki verilen o komik, grotesk, saçma şeye odaklanır. Anca Parvulescu ise gülmeyi başka tutkuların emaresi olarak görmüyor, onu kendi başına bir tutku olarak ele alıyor. Dolayısıyla bizi neyin güldürdüğünü, gülmenin nedenini veya kökenini sorgulamak yerine bizzat gülme mefhumuna odaklanıyor.

    Gülme meselesini, insan yüzü meselesinden ayırmak mümkün değildir. Eğer insan, gülen hayvansa, bu, yüzü olan bir hayvan oluşuyla ilintilidir. Gülerken gürültülü ve buruşuk bir hale giren çehre, yavaş yavaş düzelip, sakin, sessiz bir gülümseyiş biçimine kavuşur; bu gülümseyiş, bir dizi toplumsal duygunun belirtisi olarak tahayyül edilir. Elinizdeki çalışma, görgü kuralı kitaplarının, felsefi tezlerle, edebi metinlerle ve görsel kültürle diyalog içinde hareket ederek, gülümseyen çehrenin normatif estetiğinin üretilme sürecinin izini sürüyor. Edepsizlik sayılan abartılı, tutkulu, denetimsiz gülmenin baskıcı ciddiyet karşısındaki isyankâr durumunu inceliyor. Kitabın ana savlarından biri, gülümseme ile gülmenin bir süreklilik arz etmediğidir. Gülemediğimizde çoğunlukla gülümseriz; gülümseme, nadiren hakiki bir gülmeye dönüşür.

    Parvulescu’nun bu çalışması, gülmenin sınırlı ve kırılgan bir arşivini gün yüzüne çıkarıyor. Bizi bu arşivde zaman geçirmeye davet ediyor. Her ne kadar bu çalışma, “gülmenin uygarlaşmasını”, önermelerinden biri olarak kabul etse de, öncelikle yirminci yüzyılın kahkahacılarıyla ve gülme dostlarıyla ilgileniyor. Bu amaçla, yirminci yüzyıl Batı dünyasını ve bunun siyasi, bilimsel, felsefi, estetik serüvenlerini gözden geçirmeye çalışan yeni bir uğraşa katılıyor. Sorduğu temel soru şudur: Yirminci yüzyıl nasıl gülmüştür?

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Osmanlı’yı Tahayyül Etmek

    ,
    Yazar: Halim Kara

    Tarihsel Romanda Fatih Temsilleri

    Osmanlı’yı Tahayyül Etmek: Tarihsel Romanda Fatih Temsilleri, Cumhuriyet’ten günümüze dek tarihsel romanlarda Fatih Sultan Mehmet’in edebi temsilleri çerçevesinde Osmanlı geçmişinin nasıl anlatıldığının izlerini sürüyor. Edebi bir karakter olarak Fatih’in metinleştirilmesi üzerinden Türkiye’de edebiyat ürünlerinin politik ve toplumsal işlevinden tarihsel roman algısına, kolektif hafızanın inşasından resmî tarihyazımına, Osmanlı geçmişinin algılanışından yeni bir milli hafıza kurulmasına ve modern ulusun tahayyülünden milli kimliğin oluşturulmasına kadar birçok sorun hakkında verdiği önemli ipuçlarının bir analizini yapmayı deniyor. Böylece Türkçe edebiyatta Osmanlı’nın geçmişi algısının tezahürleriyle birlikte tarihsel roman yazımının serüvenini tarihsel ve kültürel bir bağlamda tartışmaya açıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Fen Öğretimi

    Yazar: Michael R. Matthews
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı

    Fen öğretmenlerinin ders verdikleri konunun tarihini ve felsefesini bilmesi neden gereklidir? Bu bilgi fen öğretimini hangi yönden zenginleştirir ve öğrencinin bu konuda heyecan duymasını nasıl sağlar? Fen Öğretimi, bu sorulara ayrıntılı yanıtlar sunuyor.

    Fen eğitimi alanındaki teorik, müfredata ilişkin ve pedogojik meseleleri ele alan kitapta, bilim tarihi ve felsefesinin söz konusu meselelerin çözümüne nasıl katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor.

    Elinizdeki kitabın tarihsel perspektifi öğrencilere, öğretmenlere ve araştırmacılara bilimsel bilginin kaynaklarını anlatırken, felsefe, metafizik, matematik gibi alanlarla ve Avrupa Aydınlanması gibi toplumsal gelişmelerle ilişkisini de aktarıyor. Yapılandırmacılık, dünya görüşleriyle bilim ilişkisi, çokkültürlü fen eğitimi, sorgulayıcı öğretim, değerler ve öğretmen eğitimi hakkında ayrıntılı argümanları geniş bir alanyazına referans vererek bir araya getiren Fen Öğretimi, bu alandaki eğitimciler ve öğrenciler için sağlam bir kaynak.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Mimesis 21

    İÇİNDEKİLER

    THOMAS OSTERMEIER VE TİYATRO ANLAYIŞI

    • Alışıldık Hayatlara Dil Kazandırmak, Sezin Gündoğan
    • Stein ve Ostermeier Yönetiminde Schaubühne: Devamlılıklar ve Kopuşlar, Fırat Güllü
    • Neden Picasso’yu Taklit Eden Bir Ressam Görmek İsteyeyim
      (Thomas Ostermeier ile Söyleşi)
    • Hamlet Senden Benden Farklı Bir Karakter Değil
      (Thomas Ostermeier ile Söyleşi)
    • Ibsen’i Okumak ve Sahnelemek, Thomas Ostermeier
    • İvme Çağında Tiyatro, Thomas Ostermeier
    • Alman Tiyatro Krizi Üzerine Notlar, David Ashley Hughes

    TİYATRODA KÜLTÜREL ÇOĞULCULUK

    • Tiyatroda Kültürel Çoğulculuk Dosyası Üzerine
    • Ermenistan’da Komedya ve Hiciv: Baronyan ve Odyan, Frédéric Feydit
    • Hagop Baronyan:Dönüşümün Mizahı Üzerine, Duygu Dalyanoğlu
    • İki İstanbul: Baronyan’ın ve Apisoğom Ağa’nın İstanbulları, Ayşan Sönmez, Fırat Güllü
    • 20. Yüzyıl Başında Ermeni Tiyatrosu ve Yenovk Şahen Üzerine Söyleşiler
    • 20. Yüzyıl Başında Ermeni Tiyatrosu Üzerine Söyleşiler 1: Yervant Tolayan’ın Anılarında Mardiros Mınakyan ve Osmanlı Dramatik Kumpanyası, Erdi Aydın, Maral Çankaya
    • 20. Yüzyıl Başında Ermeni Tiyatrosu Üzerine Söyleşiler 2: Vahram Papazyan’ın Yenovk Şahen’e Gönül Borcu, Duygu Dalyanoğlu
    • 20. Yüzyıl Başında Ermeni Tiyatrosu Üzerine Söyleşiler 3:Nişan Beşiktaşlıyan’ın Kaleminden Yenovk Şahen, Duygu Dalyanoğlu
    • Şalîko Bêkes ile Söyleşi
      Şaliko Bêkes: Di nava dîroka Kurdên Soviyêtê de ewil Elegezê çanda teatroyê di nav me de pêş xist…,
      Hekîm Kılıç, Ayşan Sönmez

    TEMEL RİTİM ATÖLYESİ

    • Temel Ritim Atölyesi Sunumu, Banu Açıkdeniz, Elif Karaman
    • İATG 2016 Ritim Atölyesi Değerlendirme Raporu, Banu Açıkdeniz, Özgür Erenn

     GENÇLİK OYUNLARI

    • Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) Gençlik Oyunları Hakkında

    KARŞILAŞMALAR

    • Karşılaşmalar: “Bir devir toprağa veriliyor ve ‘yeni’ bir dönem başlıyor”
    • Karşılaşmalar Oyun Metni

     

    D&R’DAN SATIN AL IDEFIX’TEN SATIN AL
  • Dilbilim Araştırmaları Dergisi 2016 – 2

    İÇİNDEKİLER / CONTENTS

    • Island Constraints and Adjunct & Argument Asymmetry in Turkish
      [Türkçede Ada Yapıları ve Ana Öğe-Eklenti Bakışımsızlığı],
      Sinan Çakır
    • Türkçede Göz Sözcüğünün Deyimler Aracılığıyla Kavramsallaştırılması
      [Conceptualizations of the Eye in Turkish Idioms],
      Melike Baş
    • Multimodal Construction of Female Looks: An Analysis of Mascara Advertisements
      [Rimel Reklamlarında Kadın Bakışının Çoklu Ortam Söylem Çözümlemesi], 
      Nazlı Baykal

    Kitap Tanıtımı / Book Review

    • Ankara Papers in Turkish and Turkic Linguistics. D. Zeyrek, Ç. Sağın Şimşek, U. Ataş, J. Rehbein, Aslı Gürer

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Merak Çağı

    ,
    Yazar: Richard Holmes
    Çevirmen: Mehmet Doğan

    Romantik Dönem Kuşağı Bilimin Güzelliğini ve Dehşetini Nasıl Keşfetti?

    Merak Çağı on sekizinci yüzyılın sonunda Britanya’yı kasıp kavuran ve bilime Romantik bir ufuk açan İkinci Bilimsel Devrime dair bir anlatı.
    On yedinci yüzyılda gerçekleşmiş olan Birinci Bilim Devrimi çoğunlukla Newton, Hooke, Locke ve Descartes’la ve Londra’da Kraliyet Cemiyeti’nin, Paris’te de Bilimler Akademisi’nin neredeyse aynı zamanda kuruluşuyla bağdaştırılır. İkinci devrim ise öncelikle astronomi ve kimya alanlarındaki bir dizi büyük buluştan ilham almıştı. On sekizinci yüzyıl Aydınlanma akılcılığından doğan, fakat bilimsel çalışmalara keşif yapma idealini katarak onu dönüştüren bir hareketti.
    Richard Holmes’un Merak Çağı dediği zaman aralığı simgesel olarak, iki ünlü keşif yolculuğuyla belirlenmiştir. Bunlar, Kaptan James Cook’un Endeavour’la dünyanın çevresini ilk kez dolaştığı yolculuk (1768) ile Charles Darwin’in Beagle’la Galapagos adalarına yaptığı yolculuktur (1831). Astronom William Herschel ve kimyager Humphry Davy bu döneme keşifleriyle damga vurmuştu. Kitapta başka şahsiyetler de yer alıyor; Romantik dönemin ruhuna özgü bilimsel girişimlerden ve balon yolculuğu, keşifler, hayalet avcılığı gibi heyecanlı serüvenlere dair birçok olaydan söz ediliyor.
    Romantizm genellikle bilimin düşmanı sayılır: Romantik öznellik ile bilimsel nesnellik idealleri birbiriyle bağdaşmaz bir karşıtlık olarak görülür. Richard Holmes durumun her zaman böyle olmadığı ya da bu terimlerin birbirini dışlamadığı görüşünde. Merak kavramının, bir zamanlar öznellik ile nesnelliği birleştirdiğini savunuyor.
    Richard Holmes, bilim kültürünü sürdürmemizde üç şeye gereksinim duyduğumuza dikkat çekiyor: Kişisel merak duygusu, umudun gücü, dünyanın geleceğine dair canlı ama sorgulayan bir inanç.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Borges ve Bellek

    ,
    Yazar: Rodrigo Quian Quiroga
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    İnsan Beyniyle Karşılaşmalar

    Sinirbilim uzmanı Rodrigo Quian Quiroga, belleğin bilişsel yapısı konusundaki araştırmalarını Jorge Luis Borges’in çeşitli öykülerinde bellek üzerine giriştiği edebi keşiflerle ilişkilendiriyor. Bu öykülerin başında “Bellek Funes” geliyor. Öykünün kahramanı Funes, yaşadığı her şeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlayan, daha doğrusu hiçbir şeyi unutamayan biridir, ama algıladıklarını soyutlayıp kavramlara ulaşamaz. Oysa belleğin işleyişi bunu gerektirir: Beyindeki belli nöronlar somut ayrıntıları göz ardı ederek ve soyut kavramlara tepki vererek belleği oluştururlar. Bu nöronların algıladığımız şeyleri uzun süreli belleğe dönüştürme konusunda kilit bir rol oynadıklarını araştırmalarında ortaya koyan Quiroga, aksi takdirde sonumuzun Funes gibi olacağını belirtiyor.

    Borges ve Bellek bizi sinirbilim çalışmaları, “olağanüstü beleğe sahip” kişilerin yaşamöyküleri, beynin anatomisi, görme mekanizmasına ilişkin çağdaş kuramlar, Borges’le aynı konulara eğilmiş William James, Gustav Spiller, John Stuart Mill gibi düşünürler arasında renkli bir yolculuğa çıkarıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Nietzsche ve Dil

    Hazırlayan: Abdullah Onur Aktaş
    Çevirmen:Abdullah Onur Aktaş, İdil Yavuz Aktaş, Necdet Yıldız, Serkan Özçiftci

    Erken Dönem İki Makale ve Yorumları

    Kendini evrenin merkezinde sanan insanın diğer bütün varlıkları aşağı gören kibri tarihsel süreç içinde birkaç büyük sarsıntı geçirdi. Bunlardan birisi dünyanın yuvarlak olduğu ve güneşin etrafında döndüğü gerçeğinin ortaya konmasıydı. Bir diğeri bütün canlılarla akraba olduğumuzun anlaşılmasıydı. Başka bir sarsıntı ise dilimizin “gerçekliği” kavradığı ve hatta bu “gerçekliği” ifade edebildiği iddiamızda gerçekleşti. Nietzsche, çeşitli eserlerinde dile ilişkin bu mite öldürücü darbeler indirmiştir. Elinizdeki kitap Nietzsche’nin 1871 ve 1872 yıllarında yazdığı iki erken dönem yazısına odaklanıyor. Bu makalelerden birincisi yeni bir çeviriyle okurla buluşurken ikinci makale ilk kez Türkçeye çevriliyor. Farklı felsefecilerin bu iki makaleyi inceledikleri yazıları ise Nietzsche’nin dil hakkındaki düşüncelerini değişik açılardan ele alıp yorumluyor. Ortaya çıkan kompozisyon, Nietzsche’nin daha ilk yazılarından itibaren ne kadar büyük bir filozof olduğunu bir kez daha gösteriyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Görünmez Tiyatro

    Yazar: Henry Thorau
    Çevirmen: Hülya Karcı

    Bir tiyatro oyunu düşünün ki seyirci açısından çok yakıcı bir konu ele alınmış, klasik tiyatro oyunu gibi yazılmış, karakterlere ve figürlere derinlik kazandırılmış, kostüm ve aksesuarlar özenle hazırlanmış ve roller titizlikle prova edilmiş olsun, fakat bu oyunun bir tiyatro binasında değil, mümkün olduğunca çok insanın bulunduğu kamusal bir alanda oynanması ve ayrıca seyircinin bu oyunun, oyun olduğunu fark etmemesi gereksin! İşte kulağa biraz tuhaf gelen bu tiyatro yöntemi; hasır altı edilmiş, görünmez kılınmış bir sorunu görünür kılmayı hedefleyen “Görünmez Tiyatro”! Çağımızın en önemli tiyatro pedagoglarından Brezilyalı Augusto Boal’in Ezilenlerin Tiyatrosu yöntemlerinden biri. Boal’in tüm diğer yöntemleri; Gazete Tiyatrosu, İmge Tiyatrosu, Forum Tiyatrosu, Yasama Tiyatrosu gibi Görünmez Tiyatro da, demokratikleşme ve toplumsal müdahale için ‘seyirci’yi ‘seyirci kalan’dan ‘fail’e, ‘harekete geçen’e dönüştürmeyi hedefliyor.

    Henry Thorau, Boal’in yol arkadaşı, yıllarca çevirmeni, yayıncısı ve nihayetinde samimi arkadaşı olmuş; Boal ile birlikte birçok atölye çalışması yönetmiş ve tutanaklarını tutmuş. Boal’in, ne yazık ki Görünmez Tiyatro üzerine birkaç makalesi dışında yöntem üzerine fazla bir şey yazmamış olması, Thorau’yu bu kitabı yazmaya itmiş.

    Görünmez Tiyatro uygulamadan yola çıkan bir elkitabı özelliği taşımakta ve tiyatroculara, tiyatro eğitmenlerine, öğrencilere ve medeni cesaretle ve eğlenceli bir kışkırtmayla topluma meydan okuyanlara, başkalarını düşünmeye sevk edenlere ve bir sorun gördüklerinde başını çevirmek yerine doğrudan oraya bakmaya katkıda bulunmak isteyenlere hitap etmektedir.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Sicim Teorisi Hakkında Küçük Bir Kitap

    Yazar: Steven S. Gubser
    Çevirmen: Zeynep Alpar

    Sicim teorisi şimdilik bir muamma. Medya bu kuramla, bilimin diğer alanlarının çoğundan daha fazla ilgileniyor. Bir de, bu teoriyle uğraşılmaması görüşünü savunanlar var; bunlar sicim teorisinin etkisinin yayılmasından şikayet ediyor, teorinin kazanımlarını ampirik bilimle ilgisi yok diye ellerinin tersiyle itiyorlar.

    Sicim teorisinin iddiası özetle, bütün maddeleri meydana getiren temel nesnelerin parçacık değil de birer sicim olduğudur. Sicim paket lastiği gibi bir şeydir, ama çok ince ve çok güçlüdür. Örneğin elektronun aslında bir sicim olduğu söylenir; bugüne kadar geliştirdiğimiz en ileri parçacık hızlandırıcılarıyla bile inceleyemeyeceğimiz kadar minik bir mesafede titreşmekte ve dönmektedir elektron sicimi. Sicim teorisinin bazı versiyonlarına göre elektron kapalı bir sicim halkasıdır. Bazılarında da iki ucu olan bir sicim parçasıdır.

    “Her şeyin teorisi” de denilen sicim teorisi, doğanın bütün temel kuvvetlerini açıklama arayışında. Yerçekimi ve kuantum mekaniğini tek bir birleşik kuram içinde toplama amacında. Giriş niteliğindeki bu kitapta Steven S. Gubser, yalın bir dille ve çok az matematik kullanarak teorinin temel fikirlerini anlatıyor. Ayrıca teorinin gerektirdiği garip nesneler üzerine düşüncelerini de bizimle paylaşıyor. Sicim teorisi ciddiye alınmaya değer mi, abartılmış mı, haksız yere kötülenmiş mi gibi sorulara yanıt arıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Hayal Gücü: Yaratıcılığın Sırrı Nedir?

    Yazar: Jonah Lehrer
    Çevirmen: Ferit Burak Aydar

    Yaratıcılığın Sırrı Nedir?

    En önemli zihinsel yeteneğimiz “var olmayanı hayal etme” kabiliyetidir. Bu yeteneği bir ön kabul olarak alır ve hiç üzerine düşünmeyiz, oysa yaşamlarımızı tanımlayan şey yaratıcılığımızdır. Radyodaki pop şarkıları, cebinizdeki elektronik cihaz, duvardaki sanat eseri, penceredeki klima, ecza dolabındaki ilaç, üzerinde oturduğunuz koltuk ve elinizdeki kitap.

    İnsanın hayal gücünün açık öncülleri yoktur. İnsan korteksinde genişlemiş bir yaratıcılık modülü ya da diğer primatlarda bariz olan bir proto-yaratıcı itki yoktur. Maymunlar resim yapmaz, şempanzeler şiir yazmaz; sorun çözebileceği yönünde herhangi bir işaret veren hayvanların sayısı çok azdır. Başka bir deyişle, yaratıcılığın doğuşu diğer içgörüler gibi olmuştur, yani kaynağı belirsizdir.

    Neden bazı şehirler icat veya sanat merkezidir? Sınıfta hangi tür teknikler çocukların yaratıcılığını artırır? İnternet hayal gücümüzü besler mi, köreltir mi? Görünüşte alakasız etkenlerin (örneğin duvarın renginin ya da bir işyerinde tuvaletin konumunun) yaratıcı üretim üzerinde çarpıcı bir etkisi var mıdır? Hayal Gücü’nde bütün bu soruların yanıtları aranıyor.

    Yaratıcılık öbür dünyaya ait bir şey ya da sanatçılara, mucitlere ve diğer “yaratıcı tipler”e özgü bir süreç olarak görülmemelidir. Neticede, insan zihni, işleyiş sisteminin ayrılmaz bir parçası olan yaratıcı bir itkiye sahiptir. Beyin her saniye otomatik olarak yeni çağrışımlar kurar, sürekli sıradan bir x’i beklenmedik bir y’ye bağlar. İşte bu kitap bunun nasıl olduğunu ele alıyor; nasıl hayal ettiğimizin hikâyesi anlatıyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL
  • Bir Laboratuvar

    Yazar: Reşit Canbeyli

    YÖK’ün Gölgesinde, Bilim Tarihi Işığında

    Üniversitelerin araştırma laboratuvarlarında, günümüzün en ileri teknikleri kullanılsa ve hatta geleceğin teknolojileri yaratılsa da, her birinin geçmişle bir bağı ve geçmişe bir borcu vardır. Dolayısıyla her laboratuvarın içinden doğrudan ya da dolaylı olarak bilim tarihi geçer.

    Reşit Canbeyli bu kitapta, birbirine sarmalanmış üç ana konuyu: bilim tarihi bağlamında laboratuvarları ve deneycilik geleneğini, kendi laboratuvarının kuruluşunu ve kişisel öyküsünü anlatıyor. Ülkemizde ve dünyada bilimin yapılış biçimini ve laboratuvarların işleyişini kitabının odağına alarak Türk bilim tarihine bir not düşüyor. Onun laboratuvarının içinden sadece bilim tarihi geçmiyor aynı zamada 12 Eylül rejiminin yarattığı YÖK de geçiyor.

    Bir Laboratuvar, bilimle uğraşmanın yalnızca başkalarının yaptıklarını aktarıp özetlemekten ibaret olamayacağını; bilimin düz bir çizgide, yanlışlara düşmeden yapılan, coşkusuz ve bütünüyle duygulardan yoksun bir faaliyet olarak görülemeyeceğini savunuyor. Genç bilimcilere bilim heyecanını, tutkusunu ve hatta kuşkusunu aşılamakta laboratuvarların önemini vurguluyor.

     

    D&R'DAN SATIN AL IDEFIX'TEN SATIN AL